Ünlü piyanist Tuluyhan Uğurlu: “Dizilerle anılmak istemiyorum!”

Ünlü piyanist Tuluyhan Uğurlu, oldukça kendine özü, ya da eskilerin ifadesiyle nev-i şahsına münhasır bir kişilik. Sevgili Tuluyhan Uğurlu ile sanattan, medyaya; özel yaşamındaki kimi tavırlarından hakkında merak edilenlere varıncaya kadar geniş bir yelpazede konuştuk. Ortaya MEDYABEY okurları için de okunmaya değer, hatırı sayılır bir röportaj çıktı.

“KAİNATLA İLGİLİ ÇALIŞMALARIM OLACAK”

MEDYABEY: Şu an nelerle meşgulsünüz? Yeni projeleriniz var mı?

T.UĞURLU:Sanatkarın projesi biter mi, bittiği zaman sanatını da noktalamış olur. Yaz aylarında çok çalışmayıp, beste çalışmalarıma zaman ayırıyorum. Sonbaharda ise konserler başlıyor. Özellikle İstanbul’da açık havada konser vermek giderek daha büyük risk taşıdığı için yazları açık mekanlarda sahneye çıkmak pek tercihim değil. Konser öncelerinde büyük bir strese giriyorum. Nasıl olsa paramı aldım zihniyetini hiç yaşamadım. Ya yağmur yağarsa diye sıkılıyorum. Dolayısıyla sonbaharda yoğun bir konser programım oluyor. Yeni projelerim arasında kainatla ilgili bazı çalışmalarım olacak. Bunları çok önemsiyorum. Mars beni çok düşündüren bir gezegen. Onun üzerine bazı çalışmalarım var. Kutatgu Bilik için bir beste yapmaya da başladım. Türk-İslam dünyasının bilgeleri, bilginleri, sanatçıları benim için çok önemli.

MEDYABEY: Türkiye’nin sıcak bir gündemi var. Bu gündem bir sanatçı olarak üretkenliğinizi ve motivasyonunuzu etkiliyor mu?

T.UĞURLU:Türkiye’nin sıcak gündemi, dünyanın sıcak gündemi tabii beni de çok etkiliyor. Ancak güncel olaylara kafayı çok takarsanız sanatınızda gerilersiniz. Hep söylerim sanatçı gelecekte yaşamalı… Dünde veya bugünde yaşarsa önemli eserler yaratamaz. Bir süredir gündemle çok ilgilenmemeye çalışıyorum bu da bestelerime olumlu biçimde yansıyor.

MEDYABEY: Kimi gündemi yakından takip ederken kimi sanatçılar tamamen kendi mikro gündeminin peşinden gidiyor. Hangi tavır doğru size göre?

T.UĞURLU: Sanatçı toplumun içinde yaşayan bir insandır. Tabii toplumun yaşayışı, gündemdeki olaylar onu da etkiler. Demin de dediğim gibi ben bu gündemin içinden çıkmaya çalışıyorum. Bir de mikro gündem dediğiniz herhalde şu dedikodulu dünya var. Zaten orası benim dünyam değil ve onların arasına girmeyi hiç istemem.

MEDYABEY: Takip edebildiğimiz kadarıyla en son İstanbul Kanatlarımın Altında filminin müziklerini yapmıştınız. Sonrasında bir film ya da dizinin müziğini yapmak gibi proje söz konusu oldu mu? Bugün böyle bir teklif gelirse tavrınız ne olur?

“DİZİ MÜZİĞİ TEKLİFLERİNİ KABUL ETMEDİM”

T.UĞURLU: Dizi müziği konusunda çok teklif geldi ancak hiçbirini kabul etmedim. Dizilerle anılmak istemiyorum. Film müziği bana uygun bir senaryo gelirse yapabilirim. Ancak şöyle bir konu var ki bu beni rahatsız ediyor. Ben bestelerimi yaparken özgür oluyorum. Ancak bir film veya reklam müziği çalışmasında yönetmenin güdümüne giriyorsunuz doğal olarak. Bu durum beni sıkıyor ve sonuçta müziklerimi kendim, kendi duygularım ve kendi anlayışım içinde yapıp, dinleyicimle paylaşıyorum. Beni mutlu eden bu.

MEDYABEY:Bugüne kadar ‘keşke müziklerini ben yapsaydım’ dediğiniz bir film ya da dizi projesi oldu mu?

T.UĞURLU: Benim şöyle bir yapım var. Yarışım kendimle, kavgam kendimle… Kimseyle yarışmayı, kimsenin yaptığını elime alıp da ben daha iyi yaparım demeyi sevmem. Bu davranışı bir sanatçı olarak basitlik sayarım. Bazı filmleri izlerken, belki de çoğunu izlerken müziklerini beğenmiyorum ama hiç de ah ben yapsam demiyorum.

MEDYABEY: Konserlerinizi tarihi mekanlarda vermek gibi bir tarzınız var. Bunun nedenini nasıl izah ediyorsunuz? Normal salonlara karşı mısınız?

T.UĞURLU: Tarihi mekanlarda konser vermeyi çok seviyorum. Tarihi mekânda konser vermek zor bir iş, sıfırdan sahne kurup, o boş mekânı bir konser salonu haline getiriyorsunuz. Bizim gibi kendi yağıyla kavrulan ve sponsor firmalarla çalışmadan bilet satışıyla konser yapan bir ekipseniz bu zorluklar daha da çoğalıyor ama bizi ayakta tutan da bu dinamizm, bu savaş. Tarihi mekanların yaşanmışlığı beni çok etkiliyor ancak komplike konser salonlarının da ayrı bir güzelliği var. Her ikisinden hangisini tercih edersiniz diye sorsanız ben tarihi mekanları seçerim yine de…

“KUTUPLAŞMADAN KÜLTÜR-SANAT VE EMPATİ İLE ÇIKARIZ”

MEDYABEY: Genel olarak bugünün Türkiye’sinden söz ederken hep bir kutuplaşmadan söz ediliyor. Siz buna katılıyor musunuz?

T.UĞURLU: Kutuplaşma olduğu kesin. Bu durumu hepimiz yaşıyoruz. Bu yüzden bu kadar gerginiz. Kimse birbirini dinlemiyor, fikrini kabul etmiyor. Kutuplaşmadan kültürle, sanatla ve empati ile kurtulabiliriz ama galiba normale dönmemiz için biraz daha zaman var…

MEDYABEY: Medya ve TV kanallarında sizi rahatsız eden konular var mı? Medyanın işlevini yerine getirmesi konusundaki performansını nasıl buluyorsunuz?

T.UĞURLU: Medyanın işlevini yerine getirebilmesi için öncelikle dedikodudan kurtulması gerekiyor. O demiş ki, öbürü ne demiş muhabbetlerinin bitmesi gerekiyor. Bir de çok konuşuyoruz. Bazı adamlar her gece bir kanaldan diğerine koşuyor. Her konuda bu böyle… Spordan, politikaya, magazine kadar. Bu medya yüzleri ne kadar önemli, fikirleri ne kadar değerli… Artık bu çal çenelikten kurtulup adam gibi programlar yapılmasından yanayım.

SANATA ÖZGÜRCE BAKAN İNSANLARIN YÖNETTİĞİ BİR TÜRKİYE

MEDYABEY: Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz? Hayal ettiğiniz Türkiye’nin bugünkünden farklı yönleri var mı?

T.UĞURLU: Herkes gibi ekonomisi ayakları üzerine basan bir Türkiye hayal ediyorum. Kültür ve sanatta gelişmiş bir ülke. Sanatı sadece hat tezhip veya opera bale olarak görmeyen… Sanata özgürce bakan insanların yönettiği bir Türkiye. Çeşitlilik, sanatta çeşitlilik en önemlisi bu…

MEDYABEY: Biraz da sanatçı kariyeri dışındaki Tuluyhan Uğurlu’yu konuşmak istiyorum. Tuluyhan Uğurlu nasıl bir insandır; az mı konuşur, espri yapmayı sever mi? İçe dönük müdür, yoksa sadece sevdikleri ve dostlarını yanında mı dışa dönük bir profil sergiler?

T.UĞURLU: Tuluyhan Uğurlu sıradan bir insandır. Fazla dostu yoktur, yalnızlığı sever, yalnızlıktan beslenir. Sıradan insanlarla olmaktan hoşlanır ve bazen çok, bazen az konuşur. Hepimiz gibi yani… Sahnedeki Tuluyhan’ı tanıyorsanız bu adamın dışarıdaki Tuluyhan’la fazlaca farkı yoktur. İçe dönük olduğu kesin, en yakınlarına bile fazlaca açılmayı sevmez.

MEDYABEY: Mutfağa girmeyi sever misiniz? Dostlarınız için yaptığınız özel yemekleriniz, soslarınız var mıdır mesela?

T.UĞURLU: Mutfağa girmeyi sevmediğim için özel yemeklerim de yoktur. Ayrıca sofra başında uzun uzun yemek yemeği de sevmem. Açık büfelerde bile birkaç sevdiğim şeyi alır, masama otururum.

“HAYVAN BELGESELLERİNİ EZBERE BİLİRİM”

MEDYABEY: Nasıl giyinmeyi seversiniz? İmaj konusu sizin için ne kadar önemli?

T.UĞURLU: Giyim konusunda spor olanı tercih ederim. Benim için rahatlık önemlidir. İmaj konusu beni ilgilendirmez. İnsanın zaten kendi yarattığı bir imaj vardır. Bunu giyimle değiştiremezsiniz.

MEDYABEY: Evde boş zamanlarınız olduğunda nasıl vakit geçirirsiniz? Örneğin film, yerli ya da yabancı dizi izler misiniz? Yoksa siz de ‘‘belgesel izlemeye bayılırım” diyenlerden misiniz?

T. UĞURLU: Boş zamanlarımda okurum, film izlerim, belgesel kanallarını hiç kaçırmam. Hele hayvanlarla ilgili belgeselleri neredeyse ezbere bilirim.

MEDYABEY: Pek bilinmeyen yönleriniz ya da ne bileyim hobileriniz var mı mesela?

T.UĞURLU: Ne yazık ki hobim diyebileceğim bir şey söyleyemem. Hobim evimdir, değişik biblolar, değişik lambalar almayı severim. Çini eserler, tarihi eserlerin maketleri, tablolar benim için önemlidir. Bilenmeyen yönüm ise çoktur. Beni tanımak pek mümkün değildir. Çünkü gizli dünyamı kimse ile paylaşmam. Bu dünyaya girmek isteyenlere de kalın duvarlar örerim.

RÖPORTAJ: ŞADAN KABA/MEDYABEY

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]