Üçü Bir Arada: Düşündürürken eğlendiren oyun!

Üç bekar erkek…Aynı apartmanda farklı dairelerde yaşayan, birbirlerini tanımayan, hepsinin birbirinden farklı hikayeleri olan üç erkek…

Bu erkeklerden biri Cem Davran. 60 yaşlarında, kanser hastası. Ölmeyi bekleyen ama bir türlü ölemeyen bir adam… Yılbaşı gecesi intihar edip ölmeye kararlı.

Diğer erkekse yirmili yaşlarında, bilgisayar bağımlısı, anti sosyal bir genç olan Onur Özaydın.

Bir diğeriyse otuzlu yaşlarda, tam bir çapkın olan Celil Nalçakan.

Bir yılbaşı gecesi elektriklerin aniden kesilmesiyle birlikte, o gece  intihar etmeye kararlı olan Cem Davran’ın bu duruma engel olabilecek hiçbir aksiliğe izin vermeyecek şekilde plan yapıp eve jeneratör kurmuş olması sebebiyle, bu üç erkeğin yolu Davran’ın evinde kesişir. Bu kesişmeyle birlikte de olaylar gelişir!

Erkeklerin hayatında önemli yer edinen futbolla özdeşleştirilmiş gibi görünen oyunda, aslında tam olarak ‘görünene değil esasa bakın’ deniyor! Futbol burada ‘görüneni’ temsil etmesi açısından güzel bir temsil şekli olmuş.  Erkeklerin genel, bildik hallerinin yanında aslında üstlendikleri ‘erkeklik rollerinin’ dışında cok da ‘insan insan’ olduklarına dair gayet iyi işlenmiş bir oyun izledik. Dramı da komediyi de ironiyi de, hepsini birlikte ve içiçe izlerken anlarız ki bu üç erkeğin hayatlarında ‘üstte gözükenin’ çok üstünde, ta derinlerde apayrı, insanın içine dokunan hikayeleri var. Bizler, her karakterin hayatla ilişkisine, hepsinin ayrı ayrı yaşama ve ölüme ait bakış açılarına, güzel anektodların yer bulduğu oyuna şahitlik ederken, bir yandan da hayat ve ölümle ilgili sorgulama yapmaya başlıyoruz.

Özellikle ikinci yarıdan sonra hareketlenen ve kahkahalarla gülmemize sebep olan oyunda Cem Davran efsaneydi! En son Adana Film Festivali’nde Babamın Kemikleri filminde izlediğim Davran’ın ilk tiyatro oyununa şahit oldum ve cidden iyi ki de oyuna gelmişim dedirtti.

Diğer yandan Celil Nalçakan zaten Poyraz Karayel’den  beri sevdiğim bir oyuncudur ki o da apayrı güldürdü beni.  İzlerken zevk aldığım Onur Özaydın da  oyunda  ‘’Albayım ölmek nedir ki? Albayım…’’ diyerek Oğuz Atay ‘a, O’nun Tehlikeli Oyunlar’ına  ve Poyraz Karayel’e, Cem Davran da ‘’Ahh Müjgan Ahh’’ diyerek Sadri Alışık’a selam çakarak oyuna ‘çaktırmadan’ hoş bir seda kattılar!

Sonuç olarak söyleyebileceğim son şey, dün akşam Gölcük Ford Otosan Kültür Merkezi’nde üç iyi oyuncudan, çok iyi bir oyun izledik. Dramın ve komedinin tam tadında işlendiği, düşündüren ve çok güldüren iyi bir oyun izlemek isterseniz kaçırmayın derim!

JALE ŞEN/MEDYABEY

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]