Televizyon öldü, yaşasın dijital!

Yıllar önce, Turkcell’de çalışan bir arkadaşım bana, “Gençlerin yüzde 52’si, her şeyi cep telefonlarından izliyor. Kimse oturup televizyon başında zaman harcamıyor.” dediğinde, bir televizyon çalışanı olarak bu duruma çok içerlemiş, Atatürk’ün geleceğimizi emanet ettiği gençlere bayağı bir gücenmiştim.

Şaka bir yana, dijitali o zamandan beri yakinen takip ettiğim için; televizyonların hantal yapısıyla bu yarışı kaybedeceğine emindim. Kaybetti mi peki, tabii ki hayır. Peki, kaybedecek mi? Kesinlikle evet. Türkiye’de nehrin akışı genelde tersine olduğundan, dünyada bu yarışın kaybedeni, karasal yayıncılar. Lakin, Türkiye’de halen ayakta kalmayı bir şekilde başarıyorlar. Ama alışkanlıklarımız, en azından yeni jenerasyonda, yavaş yavaş kayboluyor. Bu gözler, tableti kucağında “Game of Thrones” izleyen teyzeler gördü. Bu kulaklar, altın gününde“Vikings”lerin yeni sezon olay kurgusunu tartışan, hikayeye eklemeler çıkarmalar yapan ev hanımlarına misafir oldu.

Eniştemin teyzemle, Dark’ın ikinci sezonu, birinci sezonu kadar tat vermeyecek diye, tartışmaya girdiğine şahit oldum. Bu insanlar emekli, siz düşünün olaylar nereden nereye gelmiş. Ama şu da bir gerçek ki, bazı orta yaştaki ablalarımız, kucakta tablet, halen Aşk-ı Memnu’nun tekrarlarını izliyor, onları da ayrı bir disiplin içerisinde ele almak gerekiyor.

Özetle, öyle akşam işten geleyim, bacaklarımı uzatayım, çocukları yatırıp kanaldan kanala zaplayayım anlayışı, demode oldu, azalarak bitti arkadaşlar. Devir artık, Netflix’e sanal kredi kartıyla bir ay üye olmak ve sonra başka bir kredi kartıyla üyeliğe devam etmek. Kesin bilgi olmamakla beraber, (yazar burada, bir arkadaşım ekolüne yaslanıyor) birkaç tanıdığım, farklı kredi kartları kullanarak, altı aydır para vermeden Netflix izliyor. BluTV’de işler biraz daha karışık, orada en fazla bir hafta deneme süreniz var. Yahu tamam, parasını verip paşa paşa izleyenler de yok değil, ama millet olarak bir şeye para vermeden önce; tali yollar aradığımız kesin. Mesela dizinin adını, Google’ın arama çubuğuna yazmak gibi yollar…Ya çıkarsa!

Aslında, ödeme alışkanlıklarımız değişmese de, izleme alışkanlıklarımız kesinlikle değişti. Toplu taşımada cep telefonu ekranına yapışan, serviste kulaklığıyla tabletini izleyen hatırı sayılır sayıda insan var artık etrafımızda. Tamam ben de Amerika’yı yeniden keşfetmişiz gibi konuşmak istemiyorum. Ama; yeni gelinin, “O zigon sehpa buraya gelecek İsmail” demesi gibi, ben de diyorum ki, o dijital buraya gelecek arkadaşlar. Dijitalin bu kadar güçlü olmasının arkasında kesinlikle, zaman ve mekan sınırlamasını ortadan kaldırması yatıyor. Evdeki koltuğa tek sıra yayılan, dizi reklama girince; çayı kim getirecek diye düşünen aile üyeleri, artık ellerinde telefonları, tabletleri, kafalarına göre takılıyorlar. Bu alışkanlık televizyon üreticilerinin de dikkatini çoktan çektiği için; akıllı televizyonlarınızdan istediğiniz içeriğe kolayca ulaşıyorsunuz. Zaten televizyonun evdeki kullanım amacı da, dantelli, şuh günlerinden bu yana kadar bayağı bir değişti.

Efendim, toparlayacak olursak, bugün Netflix’in 2018 yılı itibariyle, sekiz milyar dolarlık bir yatırım yaptığını, şuanki piyasa değerinin Warner Bros gibi şirketleri geride bıraktığını düşünürsek, dijital aldı başını gitti diyebiliriz. Hatta geçenlerde yapılan bir araştırmaya göre; hayatımızın geri kalanını Netflix izlemeye ayırsak bile, tüm içeriği ne yazık ki izleyemiyoruz. Denemek isteyen varsa, lütfen bana mail yoluyla ulaşsın, kendisine Netflix şifremi seve seve veririm.

Bu arada BluTV gibi cesur ve zamanın ruhuna uygun bir dijital platformu da kesinlikle görmezden gelemeyiz. Geçtiğimiz haftalarda bir araya geldiğimiz, BluTV yapımcılarından Sarp Kalfaoğlu, yeni projelerinden üstü kapalı bahsetti ama o haliyle bile bünyemizde heyecan uyandırdı. BluTV’yi bir dijital marka olarak; özellikle platforma üye olan bir izleyici olarak çok başarılı buluyorum. Özellikle; yerli içerik üretmedeki yaratıcı vizyonları ve Netflix’e kıyasla çok daha önde oldukları film seçkileriyle, büyük bir alkışı fazlasıyla hak ediyorlar.

Son olarak Youtube’dan bahsetmeden sözü noktalamak olmazdı diye düşünüyorum. Youtube çok sıcak, sen de gelsene diyor ve devam ediyorum. Hani matematikte, X>Y gibi eşitsizlikler vardır ya; işte tam olarak Youtube>tüm dijital platformlar diyebiliriz. Yani, Youtube hepsini dövebilir. Neden böyle bir saptama yapabiliyoruz, Seda Sayan tonlamasıyla söylersek; “Çünkü Youtube, halk kardeşim, halk!” Gücünü profesyonellerden ziyade amatörlerden alıyor. Böylelikle, yetenekli olduğunu düşünen sıradan insan için; müthiş bir cazibe merkezi oluyor. Tabii, Türkiye’deki trend videolara bakınca, dijital bir çöplüğü anımsattığını da söylemeden edemiyoruz. Ama kulağımıza gelen haberlere göre; Youtube Türkiye masası şefi ve etrafındaki deneyimli dedektif ordusu, duruma en kısa sürede el atacakmış.

Evet, bu yazıyı da dijital bir platformda okuduğunuzu düşünürsek; sanırım yazının haklılık payı da oldukça yüksek. Fazla istatistik, fazla rakam kullanmadıysam, cehaletimden değil sevgili okur, seni sıkmamak içindi. Ben şimdi müsaadenizle, biriken dizilerimi, “favorilediğim” filmlerimi izlemek için dijital platformlarıma dönüyorum. Başka bir yazıda görüşmek üzere.

YOUTUBE SEVERLER, EKRAN BAŞINA!

Cok Acayip TV Youtube kanalı, içerik konusunda deneyimli bir ekip tarafından yönetiliyor. Yeni açılan kanalda, başarılı oyuncu Korkmaz Polat’ın sunduğu, “Korku Gecesi” adlı proje kısa sürede; oldukça fazla izleyiciye ulaşmayı başardı. Çalışmalarına hız kesmeden devam eden ekip, birbirinden eğlenceli içeriklerle Youtube izleyicisiyle olmaya devam edecek. Eğer siz de zaman zaman korkmak gerilmek, zaman zaman da gülmek eğlenmek istiyorsanız, Çok Acayip TV sizler için iyi bir alternatif olabilir. Kanalın büyük beğeni toplayan “Korku Gecesi” adlı videosunun linkini sizler için paylaşıyoruz. İlginizi çekeceğini düşünüyor ve diğer videolara da göz atmanızı öneriyoruz.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]