M.Bey/Özel

Sevda Türküsev: “Her köşe başını tutmuş olanlar ekranlarda yeni birini istemiyor!” (MEDYABEY-ÖZEL)

MEDYABEY-ÖZEL:Ekranlardan sözünü sakınmayan tavırlarıyla tanıdığımız ve şu sıralar sosyal medya paylaşımlarıyla dikkat çeken yazar Sevda Türküsev’le son kitabını, medya ve televizyonun halini konuştuk.

Son kitabınız Yıkılmadım Ayaktayım’ı çıkardınız…Kitaba tepkiler nasıl?

TÜRKÜSEV: Tepkiler güzel çünkü ben de halkın içinden gelmiş birisi olduğum , ünlüsü ünsüzü kitapta kendini buluyor. Genel tepki “beni yazmışsın” oldu ve bu beni çok mutlu etti.

Kitapta okurlarınıza neyi anlatıyorsunuz?

TÜRKÜSEV: Her şeye rağmen ayakta kalma ve gülümseyebilme sanatını yazdım. Hayat pozitif bakmak sadece mutluluklardan değil acıların içinden geçmekle oluyor. Hatta acıların  ve zorlukların içinden geçmeyenler gerçek mutluluğu ve gülümsemeyi asla yakalayamazlar. İnsan önce kendisiyle mutlu olmayı becerebilmeli, zaten toplumun en büyük problemi hep dış etkenli mutluluklar ile kendini iyi hissetmek. Sonra o dış etkenler hayatından gitti mi, bunalım!

İnsanın en büyük yaşam sermayesi kendisiyle mutlu olmayı becermesi, dış etkenler ile daha da mutlu olur mutluluğuna  mutluluk katar. Dış etkenler oldu da hayatından gitti, üzülür ama yıkılmaz her ne olursa olsun yeniden başlar ve gülümsemeye devam eder. Tabii ki ağlayacağız da zırlayacağız da ama bunların hepsi kendini tedavi etme onarma yöntemidir. Kendinle mutluysan sosyalsindir ve dostların vardır demektir. Olası sıkıntı ve üzüntülerde önce kendine sonra dostlarına sarılarak o süreci atlatırsın. Ama hep dış etkenlerden gelen mutluluklar ile beslenirsen elinden gittiği anda yıkılırsın. O yüzden ne diyoruz her şeye rağmen gülümsüyoruz ve “YIKILMADIM AYAKTAYIM”…diyoruz.

Şu sıralar sizi siyasi tartışmaların içinde pek göremiyoruz. Daha sakin bir profil sergiliyorsunuz. Bu bir seçim mi? Neden böyle bir karar verdiniz?

TÜRKÜSEV: Evet, gazetecilik dönemlerime o şekilde o mecrada olmam gerekiyordu. İçimden geldiği gibi ve gerçekten inandığım doğrular için savaştım, mücadele ettim. Aslında o mecrada haklarını savunduğum insanlar yani halk tarafından takdir gördüm ve halen görmekteyim. Fakat bizim kendi basın camiamız vefasız ve kıskanç çıktı. Hal böyle olunca ben de “bütün makamlar ekranlar sizin olsun bana insanlığım yeter” dedim ve yoluma devam ettim.

Benim özel sektör, eğitimci ve yazarlık işim her zaman vardı. Ekranın büyüsüne kapılıp bu işlerimi hiç bırakmadım. Ticari ve sektörel itibarım 30 yıldır var ve ben her zaman var olurum. Kaldı ki sosyal medyada fenomenim ve halkın  takdir etmesi benim için en önemlisi. Siyaset zor bir mecra ve ben inandığım doğrulardan saparak bir işe girmem. Yalakalık yapmam ve değerlerimden ödün vermem, ben neysem oyum ve kitabın ortasından konuşurum. Doğruya doğru; yanlışa yanlış derim. Twitter’dan takip edenler bilirler, 2 yıldır tarafında olduğum partinin yaptığı yanlışları yazdım ve bugün geldiğimiz noktada alınan seçim sonuçlarında öngörülerimin doğru olduğu çıktı. Keşke ben yanlış öngörmüş olsaydım ama maalesef olmadı. Dost acı söyler ama öncelikle dobra insanları sevmezler sonrasında reytingi olanı kıskanırlar ve dışlarlar. Bana da bunu yaptılar ama benim kimseye eyvallahım yoktur ve bana bu haksızlık yapıldı diye de davayı satıp karşı tarafa geçmem. Yine inandığım doğruları yazarım, işime bakarım yoluma devam ederim.

TV kanallarında şu sıralar hararetli tartışmaların önü arkası kesilmiyor. Nasıl buluyorsunuz bu tartışmaları? Hiç, “ah şimdi orada olsaydım” diyor musunuz?

TÜRKÜSEV: Tabii diyorum ama hep aynı insanların ekranlarda olması milletin algısını geriletti. İnsanlar artık ne izlemek istiyor ne de oradaki yorumlar etkili oluyor. Fakat o ekranları kaplamış, her köşe başını tutmuş insanlar da yeni birini asla istemiyorlar. Ben iyi yaptığım işte iddialıyımdır ama bilemediğim işlere hiç soyunmam. Yorumculuk konusunda da mütevazı olamayacağım. Bildiğim konularda her türlü reytingim var ve bu da mecradaki özellikle bayanları rahatsız ediyor. Mecra kendi içinde bir kilit oluşturmuş ve reytingi olanı dışlıyor. Anlayacağınız kıskançlık, çekememezlik had safhada ve benim de bunlarla uğraşacak vaktim yok. Ben işime ve yoluma bakıyorum, sosyal medya diye bir gerçek var sonuçta. Orada etki alanım malum…

Eskiden TV kanallarını ve dizileri çok eleştiriyordunuz. Şimdilerde TV ile aranız nasıl? İzlediğiniz programlar ve diziler var mı?

TÜRKÜSEV: Ben hiç TV seyretmem; dizi asla… Bu dizilerin toplumu özellikle gençliği olumsuz etkilediğini yıllardır söylüyorum ve halen de söylemekteyim. Yozlaşmanın dibini yaşıyoruz. Ülkede özgürlük yok diyorlar sadece TV’lerdeki dizilere bakınca ne kadar özgürleştiğimizi ve neticede yozlaştığımızı görürsünüz. Gayri ahlaki ne varsa dizilerle normalleştirdiler. Aile kavramı alt üst oldu. Kadın erkek ilişkileri yılan hikayesine ve flamingo yoluna döndü.

Halen eleştiriyorum, açıkçası artık böyle magazin ve bu konuları yorumlayacağım eğlenceli ama düşündürücü programlar yapmak istiyorum.

Siyasete fazla girmeme kararınız bir süreliğine mi yoksa geçici süreliğine alınmış bir karar mı?

TÜRKÜSEV: Hiç büyük konuşmam, hiç niyetim yok ama nasip tabi…

Bu kararı almanızın sebebi herhangi bir kırgınlık olabilir mi?

TÜRKÜSEV: Evet kırgınım, küskün değilim ama çok kırgınım. Sonuçta ben Allah rızası ve inandığım doğrular için mücadele verdim ama önümü kestiler. Sahip çıkması gerekenler sahip çıkmadı. Ben yine de duruşumdan vazgeçmem. Çünkü kişisel menfaatler üzerine kurulu bir mücadele değildi benimkisi. Tabii ki insan takdir edilmek ister, ben de istedim… Ekmeğimi kazanıyordum fakat buna engel oldular. Sebebi ise kıskançlık ve çekememezlik, o halde buyurun sizin olsun dedim ve çekildim.

Önümüzdeki dönemde neler yapmayı planlıyorsunuz?

TÜRKÜSEV: Halen özel sektörde yöneticilik işime, yazarlık, eğitim ve söyleşilere devam ediyorum. 13. kitabım Yıkılmadım Ayaktayım iyi gidiyor. Yeni dönemde yeni bir kitap daha gelecek. Kitaplarım; kişisel başarı ve kadın-erkek ilişkileri, aile üzerine yazmış olduğum kitaplar. Bu doğrultuda hayatıma devam ediyorum, bakalım Allah neleri nasip edecek hep birlikte göreceğiz. Bazen suyu akışına bırakmak gerekir ben de öyle yapıyorum.

Her şeye rağmen gülümseyip hayatıma devam ediyorum. Ben mutlu bir insanım ve etrafıma da güzel enerji verdiğim söylenir. Beni üzerler ama yıkamazlar.

İçimdeki çocuk hala benimle ve onunla gayet mutluyum; zaten çoğuna bu halim inandırıcı gelmez “rol yapıyor” diyenler varmış. Oysa ben rol yapabilen bir insan olsaydım çok daha farklı yerlerde olurdum. Fakat insanlar ne görüyorsa ben oyum. Böyle de mutluyum, güzel dostlarım var sağlığım var sabrım ve şükrüm var, daha ne olsun…

Önce kendimle sonra eş, dost,evlat, akraba, aile samimi insanlarla mutluyum. Kısacası “yıkılmadım ayaktayım” ve yoluma devam ediyorum…

MEDYABEY

 

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün