Sana ruhtan sorarlar…

Son yıllarda en sık duyduğumuz kelime hiç şüphesiz “ENERJİ”…Artık dillerden düşmeyen bu kelime öyle çok yerli yersiz kullanılır oldu ki gerçek manasından iyice koptu. Bir de sosyal medyada sözde enerji uzmanları türeyince “ENERJİ” kavramının içi boşaltıldı. Herkes “şifa enerjisi” veriyor(!), herkes “şifacı”(!). Üç beş günlük eğitimler bunun için yeterli oluyor(!).

Üstelik artık özel cihazlar da üretildi. Bu cihazlar ile uzman kişiler(!) insanların çakralarını dengeleme iddiasıyla, bilinçsiz bir biçimde, insanların frekanslarını alt üst etmeye başladılar. İşin için de reklam olunca, doğal olarak bu konu hem daha çok ilgi çekiyor hem de güven veriyor.

Havada; çakra, ruh, öz, eterik beden, enerji beden, şifa enerjisi gibi kavramlar uçuşuyor ve “ENERJİ” derken, çoğu kimse ne kastedildiğini bilmiyor. Derdine çare arayanların ise kafaları karışık. Ve çoğu kişi yanlış yönlendirmelerle medyada nam salmış kişilerin kapılarını aşındırıyor.

Şimdi gelin birlikte İnsan denilen varlığın içine doğru küçük bir yolculuk yapalım ve ilk olarak şu soruyu soralım; İSLAM nedir? İslam islah demektir. Peki neyi islah edeceksin? NEFSİNİ. Çakra nedir? NEFSTİR. Kaç merkez çakra vardır? Tam 7 ana çakra. İnsan ruhu bir enerjidir. Atomik çok küçük beyaz bir ışıktır. Şamanizimde buna SÜLDE denir. Bu sülde-ruh, bedende tüm çakraları inip çıkar yani sürekli bir hareket halindedir.

Peki neye göre hareket eder? İnsanın duygu durumuna göre. Karnımız acıktığında bağırsaktadır, yani ikinci çakrada (sakral) arzuların bulunduğu nokta. Sülde o noktaya indiğinde artık bağırsaktan düşünür bağırsaktan konuşursun. Cinsellik kök çakradadır (birinci çakra). Dugusallık-sevgi-aşk kalp çakrasındadır (dördüncü çakra). Sülde oraya yükseldiğinde oradan düşünür oradan konuşursun. İnsan bedeninde eterik beden de dahil o öz (sülde/ruh) bir aşağa bir yukarı sürekli hareket eder. Belirli noktaları gezer.

Dünyevi düşünceler içinde olduğumuzda bağırsak dediğimiz noktadan o merkezden düşünürüz çünkü enerji oradadır. Birine sevgi duyarız hemen “iki dağın arası” yani meme başları (hem erkek hem kadında) kalp çakrasındadır enerji. Akıl ile düşündüğümüzde, bir çözüm bulmaya çalıştığımızda bu sefer sülde dediğimiz öz enerji yukarıya yine iki dağın arasına yükselir. Nereye? Beynimizin sağ ve sol lobuna. Epifiz ve hipofiz’e. Sülde bu sefer bu merkezlere yerleşir ve biz o merkezlerden düşünür, konuşur ve hareket ederiz.

Hani bazen birbirimizi anlamakta zorlanır gereksiz tartışmalara gireriz ve birbirimizi anlamakta zorlanırız ya, işte bu sülde’nin herkeste başka noktalarda bulunmasından dolayıdır. Kiminin süldesi kalpte, kiminin bağırsakta, kiminin enerjisi(öz/ışık) kafada kalmıştır. Ve bundan dolayı “frekansım tutmadı” deriz.

Kur/AN’da şöyle geçer; Mümin müminle evlensin Mümin müminle arkadaşlık kursun. Bunu demesinin sebebi şudur; MÜMİN=MİNİMUM, yani frekansın minimum, birbirine yakın seviyede olduğunda insanlar birbirini anlar ve anlaşır. Eğer akıldan öz/enerji ile konuşuyorsak ve karşımızdaki de akıldan konuşuyorsa o zaman uyuşma/uyum meydana gelir ve insanlar birbirlerini anlamaya başlarlar. O yüzden sülde nokta kadar küçük bir öz/enerjidir. Şu an et/ten, kemikten oluşmuş bir gövdeye sahip görünsek de, bir zerre kadar enerjiyiz aslında. Ve bir git-gel yaşıyoruz bu dün/yada. Bakın dikkat edin karnımız yuvarlaktır. Mide kısmı dünya şeklinde ve tam ortasında bir delik vardır. Dünya’nın (üstten bakıldığında) kutuplardan bakıldığında tam ortasında aynı şekilde delik bulunur yani bir göbek deliği.

Enerji sürekli hareket eder. Bu nedenle birbirimizi çok fazla yargılamaya, kızmaya gerek yok. İnsanoğlundaki bu enerji sabit değildir. Devamlı yön ve yer değiştirir. “Kal ehli olma”denmesinden kasıt; sabit fikirli olmamadır. Yani sülde/ruh bir tek noktaya takılı kalmamalı. Kaldığı taktirde ÖZ/Gür olamaz. Gerçek manadaki ÖZ/GÜRlük de budur. Yani aklına estiği gibi her şeyi yapmak özgürlük değildir.

Sülde/ruh eğer tek bir merkezde takılı kalırsa, tek bir bakış açısına sahip, bağnaz, cahil, dar kafalı, uyumsuz bir insan olunur kimseyle anlaşamayan. Peki böyle bir durum sonucunda daha başka ne oluşur? KÜFLENME. Yani Küfür. Küfür ün gerçek manası da budur. Sabit fikre sahip olan kişiler, süldenin özgürce ana merkezleri dolaşmasına izin vermez böylelikle enerji tek merkezde toplanır ağırlaşır ve diğer merkezleri dolaşamaz. Olduğu yerde küflenir. Ve dengesizlik başlar. Kaldı ki KUR/AN hep dengeden/döngüden söz eder. “İnnâ kulle şey-in ḣaleknâhu bikader(in)=”Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.(Kamer suresi 49. ayet)

Bırakın enerji gezsin. Çünkü her enerji merkezinin kendi düşünce yapısı vardır. Bundan dolayı enerji gittiği her merkezde oturur, düşünür ve oradan hareket eder. Sanmayın ki bizler hep KAFAdayız. Hayır orada değiliz. Her yeri dolaşıyoruz. Eşinizle birlikte olacağınız zaman, kök çakradan düşünürüz. Zira her bir merkez, bir BEYİNdir. Bir düşünce sistemine aittir. ZATının kendi ÖZ /ZATının şu anki varlığının hakikatinin hayvan yani HAYY dediğimiz dirilik ve ANda kalan, dirilik dediğimiz noktaya düştüğünde, eşler birbirleriyle birleşme yaşar.

Birleşme esnasında, içsel enerji (buna Tantra denir) yukarıya doğru hareket eder. Yani Tantra beden birleşirken içerdeki öz/sülde dediğimiz ışık enerji yukarıya doğru çekilir. Yukarıya doğru çekildiğinde bir ZIT eksen ortaya çıkar özetle karşılıklı bir uyum oluşur. İşte orada iki mıknatısın kutbu gibi beden birbirini iterken, dış taraftaki eksen enerji, tamamen birbirini kaplar.

BİZ dediğimiz o nokta orada açığa çıkar. Böylelikle büyük bir enerji, yani eterik bedenin bütün fonksiyonları harekete geçer ve BİR olunur. İşte ENERJİ dediğimiz gerçek mana budur. Ve şifa bu enerjinin dengede kalmasıyla gerçekleşir. Her alanda şifa. Bu konuda daha fazla bilgi ve desteğe ihtiyacınız varsa elimden geleni yapmaya hazırım bir KAM Şaman olarak.

Sevgi ve Saygılarımı YÜCE GÖNÜLLERİNİZE ARZ EDERİM.

AZRAK BEYAZ/MEDYABEY

(ŞAMANİK KAM ENERJİSTİ)

YORUMLAR

Yazıya 16 yorum yapılmış.

Anonim 23:49

Muhteşem bilgiler kalemine satırına sağlık hepsi çok kıymetli bilgiler

Nermin Yılmaz 23:49

Yine derinlere götürdün bizi. Yüreğine sağlık Azrak

Yaşar Coşkuner 23:49

Açıklamalar muhteşem. Aydınlattın birçok soruyu. Teşekkürler. Kalemine gönlüne sağlık…

Zeliha Hilmi 23:49

Dogru,harika anlatmissin

Nihal taş 23:49

Merhaba AZRAK bey yazınızı okudum süper ötesi bir yazı olmuş okadadar güzel anlatmışsınızki insanı tefekküre sürüklüyor ve bana göre yazdıklarınız çok doğru vede mantıklı ancak bukadar mükemmel bir anlatım olurdu çünkü bende bu konularda böyle düşünüyorum yazılarınızın devamını diliyorum teşekkürler

Hadise bilir 23:49

Çok güzel bir açıklama olmuş. Teşekkürler

Gülsün Selvi 23:49

Mükemmel Bir bAkış açısı …
İnsanın kolaylıkla anlayabileceği Bir sunum…Sizi cAnı Gönülden kutlatım
Değerli bilgilerinizi Biz’imle cöMertce pAylaştığınız için
Yüce Gönlünüze Bin Selam Oldun Sevgi’ili Azrak Beyaz Dost…☀️

Ferihan baliklikaya 23:49

Tesekkürler anlasilir bir yazi.

Ferihan baliklikaya 23:49

Muhtesem bir yazi

Hayrunisa özmen 23:49

Tek kelimeyle muhtesem bilgiler yuregine kalemine saglik

Gülsün Selvi 23:49

Yine Mükemmel biranlatım insanların kolaylıkla kavraya bileceği şekilde
Tam’da aklımızda olup dile getiremediğimiz soruların cevabı
Seni kalben tebrik ederim bu kadar değerli bilgilerini açık gönüllülükle bizlerle paylaştığın için teşekkürler emeğine sağlık
Sevgi’ili Azrak Beyaz…

ali çınar mavi 23:49

kaleminize sağlık.bizi yukarılara çeken bir yazı. teşekkürler.

Anonim 23:49

Yine zihin kilitlerini açan muhteşem bir yazı olmuş… insanları aydınlatıyorsunuz. teşekkürler. en kısa zamanda sizinle irtibata geçmek isterim… yeteneklerinizden nasiplenmek istiyorum. Sevgiler

İbrahim damar 23:49

Teşekkür ‘ler

İbrahim damar 23:49

Teşekkür

BirSen Özel 23:49

Çok aydınlatıcı anlatım sūrűkleyici bir bakış açısı teşekkūrler Sevgili Azrak Beyaz devamını bekliyoruz Sazgılar

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]