Ruh eşini hayatına çek!

Sağda solda, orada burada her yerde ruh eşinden bahsediyoruz ve ruh eşimizin hayatımıza gelip bizi tamamlamasını, kafamızdaki o muhteşem ilişkiyi bize yaşatmasını bekliyoruz.

Size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi olan haber; ruh eşi dediğimiz şey gerçek ve aşk dolu bir ilişki yaşamamız mümkün. Kötü haber ise (ki bunu kötü olarak değil de farkındalık olarak alalım) ; ruh eşi, gelecekte bir gün karşımıza çıkacak olan beyaz atlı prens ya da prenses değil. Gerçi bu zamana kadar beyaz atlı prenses olmadı sanırım ama olsun, olmayacağı anlamına gelmiyor 🙂

Ruh Eşi Nedir?

Ruh eşi, bizimle aynı frekansta olan kişi demektir. Frekans ise; içinde bulunduğumuz ruh halimizi, duygularımızı, bilinçaltı kodlarımızı ve hissettiklerimizi temsil eder. Yani şöyle bir geçmişe dönüp baktığımız zaman deneyimlediğimiz tüm ilişkiler ruh eşimiz ile birlikte olduğumuz ilişkiler demektir. Yani evet, bu zamana kadar hayatımıza giren her kişi bizim ruh eşimizdi!

Nasıl yani Can? Saçmalama! O benim ruh eşim olsaydı canımı acıtmazdı, terk etmezdi, beni aldatmazdı..’ dediğinizi duyuyorum.

Olaya biraz daha detaylı bakacak olursak; geçmiş dönemlerde bir ilişki yaşadınız ve bir şekilde bitti diyelim. Önemli olan bitmesi değil, o kişiyi hayatınıza neden çektiğiniz. İçinde bulunduğunuz ruh hali, bilinçaltınızda-aşka dair- bulunan inanç kodları size o kişiyi çekti, siz çektiniz.

O dönem kendinizi tam anlamıyla sevmiyordunuz ve karşınıza sizi tam anlamıyla sevecek birisi değil de sizi sizin gibi sevecek birisi çıktı.

O dönem kendinize tam anlamıyla değer vermiyordunuz ve karşınıza size tam anlamıyla değer verecek birisi değil de size sizin gibi değer veren birisi çıktı.

O dönem kendinize karşı açık, net ve anlayışlı değildiniz ve karşınıza size açık, net ve anlayışlı olan birisi yerine sizi havada bırakan, değersizleştiren birisi çıktı. Vb.

İlişki bitimi ardından da karşı tarafa lanetler, belalar okumaya başladık… Kaçırdığımız en önemli nokta da burası zaten. Durup, sakinleşip ‘ yaşadığım bu ilişkiden almam gereken ders nedir? ‘ diye sormadık hiçbir zaman. Gerekli dersleri almayı geçiyorum, yaşadığımız durumun ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamadan bir sonraki ilişkiye bırakıyoruz kendimizi ve bakıyoruz ki sonuç yine aynı. Kişiler değişse de sonuçlar her zaman paralel olur. Sonra yine bir ilişki yine bitiş, sonra yine bir ilişki yine benzer bitiş derken kısır döngü mükemmel bir mekanizma halinde dönmeye devam ediyor.

İki adım geri çekilip yaşadıklarımıza uzaktan ya da yukarıdan bakıldığında şöyle bir tablo ortaya çıkıyor; kişiler farklı ama bitişler aynı! Tekrarlıyorum, kişiler farklı ama sonuçlar aynı. Yani sabit olan bir şey varsa oda biz oluyoruz. İki insan var, birisi biz diğeri hayatımıza aldığımız insan-lar. Biz bir noktada duruyoruz ve karşımızdakiler sürekli değişiyor ama ne hikmetse bu tabloda şunu soramıyoruz; yahu sabit olan benim! Karşımdaki insanda problem varsa neden hepsinde aynı sonuçlar oluyor? Farklı kişiler olmasına rağmen bir türlü istediğim ilişkiyi yakalayamıyorum…

Şimdi biraz daha anlaşılır oldu sanırım.

Artık hemfikir olduğumuz bir konu; problem karşımıza çıkan kişilerde değil bizde, bizim bilinçaltımızda! Değişmesi gereken karşımızdaki insan değil, bizim bilinçaltımız!

Peki ne yapmalıyız?

  1. Bilinçaltımızda aşk’a dair hangi inanç kodları var bunları bulmalıyız ve değiştirmeliyiz. (bilinçaltı çalışmaları ile)
  2. Aşk’ın bir kişiye değil bütüne ait olduğunu anlamalıyız.
  3. Bilinç düzeyimiz ne olursa ona göre bir ilişki deneyimleyeceğimizi artık farkındalık ile kabul etmeliyiz.
  4. Aşk hayatımızda ne istediğimizi net olarak bilmeliyiz.

Ve aslında en önemlisi net olarak ne istediğimizi bilmememizden kaynaklanıyor. Evet, bir ilişki istiyoruz ama nasıl bir ilişki? Gerçek saf sevgi ve saf aşka dayalı bir ilişki mi istiyoruz yoksa beynimizde yarattığımız olması gereken robotik bir ilişki mi? Çevrenize bir bakın, yaşanılan on ilişkiden dokuzu neredeyse robotik halde.

Robotik ilişkide sadece yapılması gerekenler kanunu vardır. Beklenti, kısıtlama, sevgi gösterimi, ilgi… Bunlar olmadığı zaman aşk birden yok oluyor değil mi?

Robotik ilişkilere göre evet ama özünde hayır! Aşk’ın beklenti ya da bir başka şey ile ilgisi yoktur. Aşk, sabah güneşinin etrafı aydınlatması gibidir, kalbi aydınlatır parlatır ve tüm karanlık noktalar yok olur. Geriye kalanlar; beklenti, kısıtlama, sevgi açlığı tüm ışığı söndürmeye başlar ve karanlık yeniden kalbimizi kör eder. Ve maalesef ki bu zamana kadar yaşadığımız –neredeyse hepsini- tüm ilişkileri aşk zannettik ama yanıldık. Aşk acı vermez, coşku verir. Aşk yaralamaz, iyileştirir. Aşk karartmaz, aydınlatır. Aşk istemez, karşılıksız olarak verir…

Şimdi dur ve düşün; bilinçaltını ve egonu tatmin etmek için robotik bir ilişki mi istiyorsun yoksa parlayan bir aşk mı? Unutma; sen değişirsen tüm deneyimlerin değişmeye başlayacak!

CAN PERİMCEK/MEDYABEY

SPİRİTÜEL DANIŞMAN & YAŞAM KOÇU

İsntagram; cperimcek

Twitter; @canperimcek

YORUMLAR

Yazıya 7 yorum yapılmış.

Damla Yalçın 23:49

Yine harika yazmışsınız yüreğinize sağlık

Ayfer can 23:49

Desenize benim bütün beyni çıkarıp yeni sıfır bir beyin nakli olmam lazım kişi kendini sevmiyorsa başka birinin onu sevmesini beklemesi çok saçma dimi peki karşı tarafı değilde önce kendimizi kabul edip nasıl sevmeye başlayabiliriz

Nazlı 23:49

İşte tamda zorlandığım nokta kendimi nasıl seveceğimi bile bilmiyorum

Anonim 23:49

Ben kendime bayılıyorum

Muazzez Yasan 23:49

Bilinçaltı blokajlarımız bize neler de yaşatıyor! Tüm bunların farkına varıp arınmak ve kendi önümüzden çekilmek harika bir şey. Elinize ve yüreğinize sağlık. Sevgiyle

Anonim 23:49

Evet nazlı arkadaşımızın da dediği gibi bir türlü kendimizi sevemiyoruz olumlamalar dahi yapsak 🙁

Tuğçe 23:49

Evet Nazlı arkadaşımızın da dediği gibi bir türlü kendimizi sevemiyoruz ,yapamıyoruz yada yapmak mı istemiyoruz bunu bilmiyorum ama bir türlü olmuyor.Kendimiz için bir şeylerde yapsak;meditasyonlar,olumlamalarda olsa olmuyor

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]