Paris Yayınları’ndan çıkan kitaplar raflarda okurları bekliyor

EREKSİYONİST:

“Bu kitap bir kurmacadır. Kurmaca ne midir? O; Santa Fe’de, Roma’da, Montevideo’da, Paris’te, İstanbul ve Londra’da ve uzayda aslında bir dünyalı olmaktır.” “Kimseye açılabilme imkânı yoktu. Şimdi evden daha erken çıkıyor hatta atölyesinde yatıyor, çok yoğunum diyerek yeni iş almıyordu. Tek işi kadının siparişlerini yapmak, onlar için gece gündüz çalışmaktı. İki günde bir uğrardı kadın, şu şöyle olsun bu böyle olsun, her işe karışırdı. Beğenmediği her şeyi yeni baştan isterdi. Hem de yeni bir ağaç üzerinden. Oldukça tuhaf olan bu kadının davranışları Sadullah’ı hiç rahatsız etmiyor aksine daha da heyecanlandırıyordu. Hatta bir gün kadının eline testere almışlığı bile vardı. Bir tahta parçasını keserken izlemişti onu Sadullah. Siyah etekliği bir parça yukarı çıkmış, o eğilip kalkarken kalçasına iyice yapışmıştı. Ender görülen bir manzarayla karşı karşıyaydı. Yeter bu kadar hanımefendi, dedi. Testere bu, bir yerinizi kesersiniz. Elinden alırken kadından yayılan baş döndürücü koku ve göğsünün ter fışkırtan yerleri Sadullah’ta ayrıca merak uyandırmıştı. İki gün sonra kızımla geleceğim, o da görmek istiyor, diyerek uzadı gitti kadın.”

 

BAKİRELİĞİN ALACAKARANLIĞI:

“Aşk en çok ama en çok acı çekmektir.” Bakirelerin Alacakaranlığı, Fransız şaif ve yazar Pierre Louys’un Yunan mitolojik superilerinin “klasik” hikâyelerinden yola çıkarak yazdığı altı parçayı içeriyor. Yazar her bir parçada bir su perisinin hikâyesini ele alıp onu dönüştürüyor, stilize ediyor. Bu yorumların her biri mitolojik kahramanlar aracılığıyla insanın temel duygularını ele alıyor, görünmeyen yönlerini açığa çıkarıyor, yeni bir bakış açısıyla yeniden yaratıyor. “Berrak gecelerde, suda kendine bakardı. Bir keresinde, şefkatli ellerinin altında ne kadar zarif olduğunu kavradığı boynunu çıplak bırakmak için saçlarını topuz yapmanın iyi olacağını düşündü. Mavi saç topuzunu esnek bir hasırotuyla tutturdu, su bitkilerinden beş büyük yaprakla ve solmaya yüz tutmuş bir nilüfer çiçeğinden kendine sarkık bir taç yaptı. Başlangıçta bu şekilde dolaşmaktan büyük haz aldı. Fakat yalnız olduğu için onu kimse görmüyordu. Sonra mutsuz oldu ve kendiyle oynamayı bıraktı. Ruhu henüz bilmiyordu fakat bedeni, Kuğu’nun kanat darbelerini beklemeye başlamıştı bile.”

 

 

ŞEYTAN:

“Tolstoy’un ölümünden sonra bulunan kitap!” Lev Tolstoy daha çok Rus toplumunu analiz eden epik romanlarıyla tanınır, ama elinizde tuttuğunuz Şeytan adlı bu novella onun en kişisel, kendisini açığa vuran kitabıdır. Kitabın yaratacağı skandaldan korkarak sağlığında yayımlamamış ve kitaplığındaki çekmecelerden birinde saklamıştır. Kitap ancak ölümünden sonra bulunup yayımlanabilmiştir. Kitapta anlatılan hikâye kendi mülkünden köylü bir kadınla yasak ilişkiye giren toprak sahibi Tolstoy’un kendi yaşadığı bir ilişkiyle benzerlik gösteriyor. Her ne olursa olsun, kitapta cinsel çekim ve insan arzuları derinlemesine bir bakışla ele alınıyor. “Her şeyden önce Yevgeni fethedilmiş olduğunu, kendi iradesinin efendisi olmadığını ama içinde başka bir gücün ona hükmettiğini, sadece iyi talihin kendisini içinde bulunduğu durumdan kurtarabileceğini, bugün değilse bile yarın ya da ertesi gün her halükarda mahvolacağını hissediyordu. ‘Evet, mahvolacağım,’ başka türlü olması mümkün değildi: sevgili genç karısını köylü bir kadınla aldatmak, hem de herkesin önünde – bu mahvolmaktan başka neydi ki, bütünüyle mahvolmak, öyle ki yaşamak imkânsız olacaktı. Hayır, bir şeyler yapılmalıydı.”

BOYNUZLANMANIN VE İFLASIN TÜRLERİ:

Bu kitap aslında Fransız ütopik sosyalistlerin en ünlülerinden biri olan Charles Fourier’in Boynuzlanmanın Hiyerarşisi ve İflasın Hiyerarşisi adlı iki önemli çalışmasının bir araya getirilmiş halidir. Bu iki ilginç araştırmasında Fourier evlilik ve ticarete odaklanırken, hepimizin aşina olduğu iki konuyu tüm ayrıntılarıyla sınıflandırıyor; ki kendisi de iflas ederek tüm serveti yitirenlerden biridir. Ev içi cinsel ilişkiler ile ekonomik alandaki hiyerarşileri, yani medeniyetin aldatanlarını ve aldatılanlarını mizahi bir alaycılıkla teşhir eden Fourier için, boynuzlanmak önemsiz bir şaka değil, aslında tutkuların baskılandığı, kadınların evlilik ve tekeşlilik kurumları aracılığıyla kısıtlandığı burjuva toplumundaki ciddi arızanın bir göstergesidir. Onun bu sivri gözlemleri de aslında başka bir dünyaya kapı açma çabalarını biçimlendiriyor. Boynuzlanmanın ve İflasın Türleri adlı bu küçük, ama değerli çalışma finans sektörünün hiçbir kural tanımadan halkı soyuşuna ve cinsel ilişkilerin aşırı düzenlendiği medeniyetin ikiyüzlülüğüne yönelik sert eleştiriler içermekte. Okuyacaklarınızın bir tür hayat bilgisi olduğunu unutmayın…

 

ZARİF BİR YAŞAM ÜZERİNE

“ Giyinmek toplumun kendisini ifade etme biçimidir.” Zarif Bir Yaşam Üzerine bir roman değil bir el kitabı veya kılavuzdur. Balzac bu el kitabında okurlarına hikâye anlatmıyor, aslında bir fikri tanımlıyor ve zarif bir yaşam örneği oluşturmaya çalışıyor. Aynı zamanda zarif bir yaşam fikrine ince bir üslupla sınıf söylemlerini de dahil ediyor. “Zarif yaşam ne düşünceyi ne de bilimi dışarıda bırakır: Onları onaylar. Kişinin sadece zamandan keyif almayı değil, zamanı son derece yüksek fikirlere göre kullanmayı öğrenmesi gerekir… Yeni insan zevkli kıyafetleriyle arzıendam eder; misafirlerini fevkalade iyi karşılar; hizmetkârları kaba değildir, mükemmel akşam yemeği partileri verir; moda, siyaset, yeni sözler ve geçici davranış biçimleri üzerinde tecrübelidir; hatta yenilerini yaratır. Kısacası, evindeki her şey titiz bir yerindelikle karakterize edilir, deyim yerindeyse zarafetin Metodistidir. Yüzyıla yakışır bir şekilde yürür. Ne mükemmel bir zarifliktedir ne de sıkıcıdır, ondan asla bir uygunsuz bir söz işitmezsiniz ve asla yakışmayan bir jestle kendini ele vermez…” Şunu sakın unutmayın… “Hiç kimse sıradan olmak istemez!..”

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]