“Ölümlü Dünya” Ölümsüz komedi

Hafta sonu Kadıköy’deki Rexx Sineması’nda, Ali Atay’ın yönetmenliğini yaptığı, yeni komedi filmi, “Ölümlü Dünya”yı izleme fırsatı buldum. 16.00 matinesi, hıncahınç doluydu. Müslümanı, yahudisi, urumu; isporcusu, ihtiyarı, veremi, filmi hep birlikte kahkahalar eşliğinde izledik. Gülmekten kendimi kaybettiğim bir anda, önümde oturan zavallı bir adamın peruğunu alıp ağzıma tıkmışım. İşe yaramamış olacak ki, en son yanımda oturan çiftin çocuğunu alıp, havaya fırlattığımı hatırlıyorum; ama o da filmle ilgili coşkumu dizginlemeye yetmedi.

Özetle, “Ölümlü Dünya” son zamanlarda sinemada izlediğim, en parlak işlerden bir tanesi diyebilirim. Bir komedi filminde ihtiyaç duyduğunuz her şey, bu filmde fazlasıyla var. Zekice kurgusu, dozunda oyunculuğu, akıllıca planlanmış sahneleri ve kırıp geçiren esprileriyle, seyirciyi fazlasıyla tatmin ediyor. Başarılı bir kara mizah örneği olan filmin, izleyiciyi ters köşe yapan hikayesi, daha ilk dakikalardan sizi içine almayı başarıyor. Karakterlerin her biri iyi düşünülmüş ve hepsine ayrı bir sempati besliyorsunuz. Filmin hiç düşmeyen temposu, size hikayeden kopma fırsatı vermiyor. İyi ki de vermiyor; çünkü her sahnenin kendi içindeki enerjisi ve komedisi, seyircisine kahkaha atmaktan başka seçenek bırakmıyor.

Daha filmin ilk dakikalarında, restoran işlettiğini sandığınız bir ailenin, profesyonel kiralık katillerden oluştuğunu anlıyorsunuz ve kendinizi, hikayenin büyülü atmosferi içinde buluyorsunuz. Zorlama olmadan ilerleyen olay örgüsü, sıra dışı senaryonun yaslandığı en temel dayanak noktası. Karakterlerin bitmek tükenmek bilmeyen saflığı, her şeyi eline yüzüne bulaştıran naif aile üyeleri, sizi birbiri ardına gelen komik olaylara hazırlıyor. Durum böyle olunca da, bir salon dolusu seyirci, freni boşalmış kamyon misali, hiç durmadan, senkronize bir şekilde kahkaha atıyor.

“ÖLÜMLÜ DÜNYA”NIN BAŞROLÜNDE “KOMEDİ” VAR

Bana filmin başrolünde kim var diye sorsanız, size kesin bir cevap veremem. Ama yine de ısrar ederseniz, gidin filmi izleyin, siz karar verin derim. “Bak hele, o zaman neden bu yazıyı yazıyorsun?” diye diklenirseniz, o zaman da, Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un canlandırdıkları, birbirinden şapşal ve beceriksiz iki karakterlerle, filmin komedi dozunu arttırdığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ahmet Mümtaz Taylan’a gelirsek, usta oyuncu, bu kiralık katillerden oluşan ailenin babası ve en akıllı üyesi olarak karşımıza çıkıyor. Peşi sıra ortaya çıkan sorunlar, onun soğukkanlılığı ve aklı başında önerileriyle biraz olsun yumuşuyor. Babanın sağ kolları, Alper Kul ve Mehmet Özgür de hikayenin görece, diğer aklı başında üyeleri olarak; olaylara dahil oluyor. Erkek egemen filmde, Sarp Apak ve İrem Sak arasında yaşanan aşk hikayesi ise; bu tatlı komedinin, adeta tuzu biberi oluyor. İki sevgili arasındaki bu karmaşık ilişki, filmin karşımıza çıkardığı absürt dünyaya, başarılı bir şekilde hizmet ediyor. “Ölümlü Dünya”nın, bir diğer kadın oyuncusu Meltem Kaplan da, ortaya çıkardığı, anaç ve sevimli abla profiliyle, rolünün hakkını fazlasıyla veriyor.

Aksiyon dolu sahnelerin komediyle harmanlandığı film, Türk Sineması’nın alışılmış komedi matematiğinin dışında. Sahneler, birbiriyle organik bir bağa sahip ve başarılı bir kara mizah örneği olarak; vücut komedisi, laf ebeliği gibi sıkıcı klişelerden de uzak. Bana kalırsa, filmle ilgili en umut verici gelişme, Türk sinema izleyicisinin sürekli kafasını kurcalayan, “Bizde neden kaliteli komediler yapılmıyor” serzenişine, içten ve samimi bir cevap olarak karşımıza çıkması. Seyirci olarak; aradığımız komedi anlayışını bize sundukları için; Ali Atay ve ekibini kutlamak boynumuzun borcu. Artık iyi bir kara komedi örneği izlemek için; Coen Kardeşler’i ya da Taylan Biraderler’i beklemek zorunda değiliz. Gözümüz aydın.

“ÖLÜMLÜ DÜNYA”NIN ÖLÜMSÜZ SAHNELERİ…

Başlıktan da anlayacağınız üzere, okuyacağınız paragrafta birçok ‘spoiler’ ile karşılaşmanız olası. Ama merak etmeyin, sadece filmi izleyenlerin anlayabileceği birkaç göndermeyle, bu bölümü geride bırakacağız ve yazımızı noktalayacağız. Filmdeki en favori sahnem kuşkusuz, Serbest (Feyyaz Yiğit)’in, kötü adamdan dayak yediği sahne ve hemen akabinde olanlar. Öyle ki bu sekans, hem ağır çekimlerle planlanmış kurgusu, hem de sonrasında Serbest’in aile üyelerine verdiği muhteşem ayardan ötürü, bütünüyle hafızalara kazınacak cinsten.

Stand up gösterilerinden aşina olduğumuz Doğu Demirkol’un, Zafer Mermer olarak karşımıza çıktığı her an ise, keza gülmeye davetiye çıkarıyor. Örneğin; Sarp Apak’ın makineli tüfekle, önüne geleni taradığı sahnede, ikili arasındaki diyaloglar, salondakilere, koltuklarında rodeo yaptırdı desek, abartmış olmayız. Bir başka akıllara zarar sahnede ise; Alper Kul’un, kasanın açılması için söylediği (aslında söyleyemediği) üçlemeye tanık oluyoruz. Kontrolsüzce güldüren sahnede, söylenen replik, zannımca Türk Sineması’nın unutulmaz replikleri arasına girmeye aday. Son olarak; Mehmet Özgür’ün, resepsiyon görevlisi ile girdiği şifreli diyaloğun, Arif’in Manchester’a attığı gol kadar efsane olduğunu söyleyelim ve sadede gelelim. Benim filmden aklımda kalan ve düşündükçe gülmeme neden olan büyülü anlar, özetle böyle.

Ha unutmadan, roll caption’da (arka jenerik) kullanılan Boney M’in eşsiz klasiği Rasputin’i duyunca aklıma, bir dönem çalışma fırsatı yakaladığım Aziz Kedi’den başkası gelmedi. Kendisi bu şarkının, Ortadoğu ve Balkanlardaki en büyük fanlarından biridir. Filmin en akılda kalıcı sahnelerinde, senarist olarak onun imzası olduğunu bilmek de beni ayrıca keyiflendirdi. Bir film izlediğiniz gerçeğinden sizi alıp, usulca hikayeye dahil eden, bu yönüyle de ayrı bir alkışı hakeden “Ölümlü Dünya”yı, şiddetle tavsiye eder, iyi seyirler dilerim.

BÜNYAMİN SOYUPAK/MEDYABEY

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]