Ölene Kadar’la nereye kadar?

İtiraf etmem gerekirse uzun zamandır öyle ayıla bayıla izlediğim bir dizi yok. Perşembe akşamlarımı Vatanım Sensin’e ayırıyorum sadece. Bir de Hayat Şarkısı var arada baktığım. O da Burcu Biricik ve Ahmet Mümtaz Taylan aşkına.

Vatanım Sensin’e rağmen Ölene Kadar’ı merakımdan oturup baştan sona izledim. Genelde ilk bölümleri izliyorum zaten dizi hakkında yazacağım için. Ama bir müddet sonra sıkılıp kalkıyorum başından ‘’zaten sonu belli oldu’’deyip. Ölene Kadar’da böyle olmadı ‘sonuna kadar’ izledim.

Hem tanıtımları merak uyandırdı dizinin ben de, hem de yönetmeni Umur Turagay olunca hevesle  izlemek istedim. Ayrıca Genco dizisinin ve Hanımın Çiftliği’nin de  senaristlerinden olan Elif Usman Ergüden’in bu işini de merak ettim.

Dizi ilk sahnede Fahriye Evcen’le (Avukat Selvi) açtı gözünü. Hapishane kapısı, güzel ve kararlı görünen bir avukat, güzel kamera çekimi… Ve hapishane kapısından girişle birlikte Amerikan filmlerinden fırlamış bir hapishane memuru karşıladı bizleri! Heyttt o ne afra tafra, o nasıl kalem fırlatış, o nasıl bir karşı cinsi ‘sen de kimsin, neyin nesisin’ bakışı filan…Hiç hapishaneye girmedim, Allah da nasip etmesin zaten. Ama avukat olan birileri cevap versin, özellikle de kadın olanlar ama özellikle de aranızdan ‘güzel’ olanlarınız bir şey söyleyin; hangi Türk cezaevinde müvekkiliyle görüşmek için gelen avukat, kapıdaki danışman memurdan böyle bir muamele görüyor? Genelde benim tanıdığım avukatlar (bizim avukatlarımız) koydu mu oturtur valla. Hiçbiri öyle Selvi kızımız gibi sadece gözlerini devirerek filan cevap vermez. Biraz fazla Amerikanvari geldi bu kısım bana. Bizim senaristler de çok yabancı dizi izliyor anladım şimdi.

Buradan hemen Avukat Selvi’ye geçersem, Fahriye Evcen’i beğenmem aslında oyuncu olarak. Çok düz, ruhsuz bulurum. Ama Ölene Kadar’da Engin Akyürek’le uyumlu bir ikili olmuşlar. Oyunculuğu hiç sırıtmamış. Gayet başarılı, role yakışmış, belli ki sevmiş kendisi de Selvi’yi. Evcen’i değil Avukat Selvi’yi izledik ekranda. Ya Engin Akyürek? En başından beri çok beğenirim Akyürek’i. Yavaş, derinden, sessizce gider hep oyunculuğunda. Tek bir ‘çıkıntısını’ bulamazsınız oyunculuğunun. İzleyiciyi ‘okşar’ gibi oynar…Gülcan Arslan var tabii bir de. Öyle çok göz dolduran oyunculuğu olduğunu söyleyemem ama rahatsız da etmez Arslan beni izlerken. Seviyorum galiba onu.

Tansu Biçer…Gördüğümde mutlu oldum resmen. Dizi benim için ayrı bir boyut kazandı o dakikadan itibaren. Hayat verdiği rolün aksine ben onu izlerken hep gülümserim. Beş Kardeş’ten sonra( ki yayından kalkınca en çok üzüldüğüm iş olmuştu) karşımda görünce ‘off ya’ dediğimi biliyorum bir de ‘’dizi bitene kadar oynuyordur umarım’ dediğimi…

Diğer oyuncuları zaten anlatmaya gerek yok, hepsi de işlerinin ehli. Sarp Levendoğlu ‘mahallenin ben hiçbir şeye aldırış etmem oğlu’ kıvamındaki oyunculuğuna hiç alışamadım o ayrı.Burada da sevmedim, sevemedim, sevemiyorum. O da dizinin hadi nazar boncuğu olsun.

Ben filmlerde ya da dizilerde renk, ışık takıntılıyımdır. Soft renklerdirme ve ışığı severim. Yoksa diğer türlü ilk birkaç dakika tutabilir o iş beni ekran başında. Buna müzik de eşlik ederse ve konunun işlenişi, oyunculuklar da iyiyse keyifle izlersiniz o işi. Biri olmazsa zaten diğeri eksik kalır. Sahne bütünlüğü müzikle de pekiştirilmişti ve Engin Akyürek’in sendeleyerek içine girdiği kalabalıkta ona Sagopa Kajmer eşlik etti; Düşersem Yanarım…Ve ayrıca müzikleri oluşturan, adını her işle birlikte yeniden duyduğumuz Aytekin Ataş, Gürsoy Tunç ve Erdem Doğan iyi iş çıkartıyorlar.

Bu güzelliklerin içinde ilk sahnede bahsettiğim cezaevi memuru mevzusunun dışında bir de şu var ki, 11 yıl haksız yere çezaevinde yatmış biri var ve o kadar yıl çözülmemiş bir olay, birden bire birkaç video görüntüsüyle hemen çözüme ulaşıyor! Bu sahneyi böyle beklemiyordum doğrusu. Sonuca hemen ulaşalım ki esas dizinin konusu ‘içerden’değil ‘dışardan’ yürüyecek çünkü durumu bu evet, tamam ama bari 2.bölümde beraat etseydi adam yahu! Bu acele niye? Madem diziyi ilk bölümden itibaren geri dönüşlerle besleyeceksiniz bunu da geri dönüşlerle uzatıp diğer bölüme taşısaydınız.

İlk bölüm itibarıyle evet ufak tefek gözüme çarpan bu aksilikler dışında Ölene Kadar kendisini izlettirdi. Reytinglerde Totalde 9.sırada A/B’de ise 4.sırada yer aldı. Perşembenin izlenen iki dizisi Vatanım Sensin ve Cesur Ve Güzel’in reyting sonuçlarına göre bakılırsa( ki bu iki dizi 1. ve 3. Sırada yer alıyor) Ölene Kadar reyting sıralamasında çok geride görünebilir. Ben ikinci bölümle birlikte üst sıralara çıkacağını düşünüyorum. Ha reyting benim için bir işi değerlendirme kriterim değil asla. Biliyoruz ki ne ciddi, ne kaliteli işler reyting uğruna harcandı. Bkz: Vicdan! Ne yazık ki reytinglere bakılarak bir işin kaderi çiziliyor bu sektörde. Umuyorum ki verilen emeğin sonucunu hakkıyla alabilsin.

Ve dizi hakkında iddialar…

Dizinin Esaretin Bedeli filminden (ki Tim Robbins’li ve Morgan Freeman’lı muhteşem filmdir zaten hepimiz biliyoruz) ve The Night Of dizisinden esinlendiği yazıldı. Senaristi Elif Usman bunun doğru olmadığını, beraber çalıştığı ekipten de bunun teyit edilebileceğini söyledi. Bazılarınız diyorsunuz ki biliyorum şimdi zaten esinlense evet mi diyecek. Esaretin Bedeli filmini izleyenler bilirler, bu dizinin filmleuzaktan yakından alakası yok! Hapishanede geçiyor olması ile alakalandırıyorsanız bu da saçma. Çünkü Esaretin Bedeli  filminin tümü hapishanede geçiyor! Şurada bir karışıklık var; dizinin adı Esaretin Bedeli olacaktı, değişti Ölene Kadar oldu! Cümlenin başını duyup sonuna erişmeden hikaye uydurmak bazılarınınki. Gelelim The Night Of dizisine benzerliğine. Merak ettim açtım izledim diziyi. Sağolun sayenizde güzel bir iş izledim bu akşam. Hatta  Narcos’un bölümlerini baştan tekrar mı izlesem diye düşünürken yeni bir dizi bulmuş oldum. Ölene Kadar’la The Night Of arasında işlemediği bir suç yüzünden cezaevine girmiş suçsuz bir insanın hikayesi ve cezaevi sahnesi dışında pek bir benzerlik bulamadım. Eğer kast edilen bu benzerliklerse size yüzlerce birbirine benzeyen sahne ya da film, dizi sayabilirim. Bir yorumda da ‘’Buraya kadar izlediğimiz dizi Ölene Kadar’dan çok ışığıyla, görüntü yönetimiyle ve rejisiyle HBO kanalının dizisi The Night Of’a çok benziyordu’’şeklinde bir açıklama vardı. Amacım izlediğim şeyden yola çıkarak fikrimi beyan etmek.Bir dizinin ya da filmin diğer başka bir işle benzer olması için ‘ışığı, görüntü yönetimi ve rejisi’ kriter midir? Ben bu işin okulunu okumadım. İyi bir film ve dizi izleyicisi olduğumu düşünüyorum. Soruyorum: Bu sayılan 3 özellik iki yapımın birbirine ’benziyor’ olması için baz alınması gereken ‘hayati’ kriterler midir?Ayrıca yüksek bütçeli ya da çok kaliteli yapımlarda bile birbirinden esinlenme görülebilirken  ve bunlarda da artık ‘bire bir’ uyarlama yapmanın gayet kabul edilir bulunduğu bir zamanda insanların iyi vakit geçirmek adına birkaç saatliğine televizyon karşısına geçtikleri bir dizi için benzerlik olsa ne olur? Üstelik de senaristi ‘’hayır esinlenmedim’ derken ki hiçbir benzerlik olmadığı (izleyin diğer diziyi göreceksiniz) halde sırf ‘eleştirmek, kusur bulmak’ adına bu çaba niye? Hadi ben de bir şey diyeyim o  zaman hatta bence dizi Ezel’e daha çok benziyor!

Tüm bunların hepsinin sonucunda diyebilirim ki; Ölene Kadar ilk bölümüyle beni ters köşe etmedi. Selvi’nin Vildan olduğunu öğrendiğimizde de şaşırmadım. Ama zaten diziden beklediğim beni ters köşe etmesi ya da şaşırtması değildi. Artık şaşıracağımız şeyleri öyle doğal, öyle normal karşılıyoruz ki beni bundan sonra hiçbir şey hele ki bir dizi hiç mi hiç şok edemez zaten. Ben Ölene Kadar’ı ‘beklentisiz’ izledim ve beğendim. İkinci bölümde kendi çıtasını yükselteceğini düşünüyorum.

Tüm çalışanlarının, sahne arkası, kamera önü, yazan çizen emeği olan kimler varsa hepsinin ellerine sağlık. Ekran karşısında bir kişiye bile iyi vakit geçirtiyorsa boş verin gerisini. Kardeşçe günler dilerim…

JALE ŞEN/MEDYABEY

www.twitter.com/bittereniyisi

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]