Muhteşem İkili’nin şişirilmiş karakterleri!

1 Kasım akşamı başrollerini İbrahim Çelikkol, Kerem Bürsin, Öykü Karayel, Özge Gürel ve Zafer Algöz’ün paylaştığı Muhteşem İkili’yi izledik. Uzun zamandır ekranda dönen tanıtımlarından da anladığımız üzere birbirleriyle sürekli didişen, kendi başına buyruk, dediğim dedik, uçuk kaçık iki polisin maceralarını konu alıyor Muhteşem İkili.

İlk tanıtımını izlediğimde bana San Francisco Sokakları’ndaki  Mike ve Steve’i, Cehennem Silahı’ndaki Martin ve Roger’i, Sylvester Stallone ve Kurt Russel’lı Tango ve Cash’i hatırlattı.  Sosyetik Polis Tango ve mahalle abisi Cash benzerliği sebebiyle daha ziyadesiyle Tango ve Cash’i seyredeceğimiz ilk bölümden belli oldu yalnız.

Sürekli aynı işleri izlemekten hepimiz sıkılmışken bir komedi dizisine hepimiz bağlanıp kalıyoruz evet farkındayım. Jet Sosyete geçen sezondan sonra kanal değişikliğine uğramasına rağmen seyirci kitlesini de o yana taşıdı. Yeni oyuncu katmasıyla da kadroya devam ediyor aynı hızla güzel de oluyor tabii, lazım çünkü.

Peki Muhteşem İkili  için neler söyleyebilirim?  Henüz ilk bölümden tam manasıyla net bir şey söylemek çok mümkün olmasa da benim fikrim dizinin fazlaca özentili ve şişirilmiş karakterlerle doldurulmuş olduğu. Etrafımdan aldığım duyumlara bakarsak izleyenler bu Muhteşem İkiliyi ‘’sevimli ve hareketli, diziyi de sürükleyici’’ bulmuşlar. Böyle bulunmasının ana sebebinin daha önceki dizisinden dolayı İbrahim Çelikkol’un zaten seven bir kalabalık fan kitlesinin olmasıyla birlikte diğer ‘’muhteşemimiz’’ Bürsin’in zaten havadan karadan her yerden sevildiği gerçeği.

Benim ilk bölüm itibarıyla hiçbir şekilde sempatimi kazanamamış olan bu ikili hep abartılı bulduğum oyunculuklarına burada da devam etmiş. Ayrıca ‘’herıld  yani’’ gibi şu an benim gibi kırk yaşını aşmış olanların bildiği ve artık kullanılmayan, duyunca da ‘’of bu ne şimdi ya’’dedirten ‘’tavsımış’’ yani modası geçmiş laf öbekleri, ‘’şu an arabada dondurma var ve bunun erimesi benim asabımı bozuyor’’ gibi Amerikanvari söylemler çok itici. Özge Gürel’in canlandırdığı kızın sürekli ve daha da tırmandırarak Barca’ya (İbrahim Çelikkol) ilk karşılaşmalarının kötü bir biçimde olması sebebiyle devam eden bağırarak, tersleyerek konuşması  ve  Kiraz Mevsimi’nde’ki Öykü’yü izlermişiz gibi bir his vermesi de bende bıkkınlık yarattı doğrusu. Zafer Algöz’ün de MKC ve BARCA’ya avazı çıktığı kadar sürekli olarak bağırıp çağırması da azap bozucu duruyor ekranda. Belki de benim kafam artık fazla sesi kaldıramadığı için kulağımda çın çın eden şeyleri sevmiyorum ama biraz daha sakinlik iyi olurdu sanki…

Bizde Polisiye dizi sevilir mi, evet sevilir. Daha önceki yıllarda da pek çok örneğini gördük zaten ki bir de hala yıllardır devam eden Arka Sokaklar’ımız  var. Ama o örneklere tekrar dönüp baktığımızda ki bunlar Kanıt, Behzat Ç., Galip Derviş, Hırsız Polis, Sıcak Saatler gibi iyi yapımlardı, bunların hiç birinde ‘’şişirilmiş karakterler’’ ve tuhaf, Amerikanvari espriler filan yoktu. Gayet de izlenebilir, şık işlerdi hepsi  de.

Muhteşem İkili’de evet bir hareket, bir sürükleyici taraf var. Ben sevmesem de Çelikkol ve Bürsin de var! İlk sezon izlenir ama bence sadece tek sezon izlenir!

JALE ŞEN/MEDYABEY

[email protected]

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]