Milat yazarı Bayram Zilan’dan “iktidar medyası”na “metal yorgunluğu” eleştirisi

Milat gazetesi yazarı Bayram Zilan, dünkü köşe yazısında iktidara yakın medyaya yönelik kapsamlı bir eleştiri yazısı kaleme aldı. Zilan, ilginç tespitlere yer verdiği yazısında Ak Parti’ye en fazla oy kaybettiren asıl unsurun belediyeler ve de teşkilat olmadığını bu konuda en büyük sorumluluğun iktidar medyasında olduğuna dikkat çekti.

İKTİDAR MEDYASINDA METAL YORGUNLUĞU

Medya’nın ayna işlevi görmesi gerektiğinin altını çizen Zilan, Ak Parti’nin yeni iktidar olduğu dönemlerde medyanın bu işlevi hakkıyla yerine getirdiğini ama bu önemli işlevin uzun zamandır yerine getirilemediğinden yakındı.

Görevini ifa eden medyanın yerine “yanıltan, mübalağa eden, olanı saklayan, gizleyen, olmayanı gösteren, her şeyi abartan ve şişiren bir medya geldi.”ğini savunan Milat yazarı “Tetikçilik, jurnalcilik, sahtekârlık, yalancılık, hile, desise, ayak kaydırmaca, tayin, terfi, atama, adam asmaca, itibar suikastı, yargısız infaz, politbüro manşetleri vs…’Eski Türkiye medyasının yaptığı tüm yanlışlar ‘Yeni Türkiye medyası’ tarafından yapılmaya başlandı.” diye yazdı.

Yazının finalinde metal yorgunluğunun iktidar medyasında da yaşandığını dile getiren Zilan,”Medyadaki bu iflası görmezden gelmek, kendi ayaklarına kurşun sıkmaktır.” görüşünü dile getirdi.

İşte, Bayram Zilan’ın Milat gazetesinde ses getiren, iktidar medyasını kıyasıya eleştirdiği o yazısı:


“Aynalar” ne işe yarar?

İnsanlar neden “aynaya” ihtiyaç duyar?

Çünkü ayna, insanlara halini, durumunu ve şeklini gösterir.

Aynaya bakan kişi, kendisini düzeltme imkânı bulur.

Aynalar, insanlara “düzgün olmayanı, yakışmayanı, çirkin, kötü ve kirli olanı görme ve fark etme” fırsatı sunar. Aynaya bakan kişi, kendisi ile ilgili düzgün olmayan şeyleri fark eder, çirkin, kötü ve kirli olan her şeyi görme, düzeltme ve değiştirme fırsatı bulur.

Aynalar, “düzgün kullanıldığında” her zaman katkı sunar. Katıksız bir ayna, kendisine bakan kişiyi “asla” yanıltmaz. Saf ve düzgün bir ayna, hiçbir zaman “olmayanı” göstermez, olanı abartmaz! O anki haliniz neyse onu size gösterir.

Ne eksik, ne fazla…

Peki, ayna kimdir?

Kim, “olanı, olduğu gibi” gösterir ya da göstermelidir?

Bingo!

Bildiniz… Medya!

Medya, aynadır!

Medya, hem toplumun, hem de iktidarın aynasıdır!

Peki, “tarafsız medya” var mıdır?

Hayır, yoktur!

Ne Türkiye’de, ne İngiltere’de, ne Amerika’da ne de dünyanın herhangi bir yerinde tarafsız medya yoktur! Ama “taraf” olmak, “vicdansız olmak” anlamına da gelmez.

Taraf olmak, taraf olduğuna katkı sağlamak demektir!

Türkiye muhalefetinden ya da Ankara haricindeki tüm ecnebi başkentlerden, lobilerden, kliklerden taraf olan “kategorik muhalif medyanın” AK Parti iktidarına tuttuğu aynadan ne topluma ne de iktidara bir fayda çıkmayacağını zaten biliyoruz.

AK Parti iktidarı ağzıyla kuş tutsa, Türkiye’yi dünyanın birinci ekonomisi, dünyanın en demokratik ülkesi yapsa bu “kategorik muhalif medya” yine AK Parti’yi kötüleyecek, yine yerden yere vuracak, bunu iyi biliyoruz.

Peki ya “iktidardan yana taraf olan” medyamız?

İktidardan yana taraf olan medya, iktidara ne gibi bir “katkı” sunuyor, söyleyin lütfen!

İktidara “nasıl bir ayna” tutuyor? Bunu neden sorgulamıyoruz?

Son yıllarda iktidara tutulan aynaların birçoğu yanıltıcı, tamamı eğriyi, kötüyü ve çirkini “mutlak güzel” gösteren ayna değil mi söyleyin Allah aşkına?

Birkaç istisna hariç tamamı “yanlış gösteren ayna” değil mi?

Yazık değil mi bu iktidara? Bu iktidarın üstüne başına bakmaya, kendisini düzeltmeye hakkı yok mu? Neden “gerçekler” hem toplumdan hem de iktidardan saklanıyor?

Bu mu “yandaş” olmak?

Neden olanı olduğu gibi gösterip iktidara kendisini düzeltme fırsatı verilmiyor?

AK Parti’nin ilk kurulduğu yıllarda AK Parti’ye yakın medya demokratikleşmeyi ve reformculuğu savunuyor, insan hak ve hürriyetleri için atılan adımların yanında duruyor ve ahlaki bir pozisyonda yer alıyordu. İktidar, toplumdaki sorunları ve eksiklikleri medyanın tuttuğu “yanıltmayan” aynalardan öğreniyordu. Kimse kimseyi infaz etmiyor, kimse kimseye itibar suikastı yapmıyordu. İnsan haklarını ihlal edenlerin ipliği pazara çıkartılıyor, deşifre ediliyordu.

Müthiş bir “demokratikleşme ve özgürleşme havası” vardı.

Siyaset dışı odakların teker teker yıkıldığı, milletin sözünün tek geçer akçe olduğu bir düzenin yapı taşları medyanın desteği ile “Yeni Türkiye’nin yollarına” döşeniyordu.

Plaza medyasının geçmişte yaptığı darbecilik, ifşacılık, iktidara yön ve ayar verme, jurnalcilik ve tetikçilik gibi kötü misyonlarının tamamı tuz buz ediliyordu.

Fakat sonra?

Sonra görevi iktidara “yanıltmayan ayna” göstermek olan o medya gitti.

Yerine yanıltan, mübalağa eden, olanı saklayan, gizleyen, olmayanı gösteren, her şeyi abartan ve şişiren bir medya geldi.

Haliyle iktidar yanıldı, yanıltıldı.

Toplumdan, tabandan gelen tüm veriler iktidardan saklandı. İktidara “tozpembe bir dünya” gösterildi. İktidar her aynaya baktığında kendisini “yakışıklı ya da güzel” gördü.

Bununla da kalmadı maalesef “bizim(?)” medya…

Geçmişte eleştiri bombardımanına tuttuğu plaza medyasının zebra pijamalı patronlarının yaptığı tüm “kötü işlerin” aynısını kendisi yapmaya başladı.

Tetikçilik, jurnalcilik, sahtekârlık, yalancılık, hile, desise, ayak kaydırmaca, tayin, terfi, atama, adam asmaca, itibar suikastı, yargısız infaz, politbüro manşetleri vs…

Eski Türkiye medyasının” yaptığı tüm yanlışlar “Yeni Türkiye medyası” tarafından yapılmaya başlandı.

İşte bu “tutarsızlık” Türkiye toplumu tarafından görülüyor.

Halk, hissettiği duygular ile medyanın kendisi adına iktidara gösterdiği duygular arasındaki “uçurumu” görüyor. Kendi mevcut halinin medya marifetiyle iktidara nasıl değiştirilerek aktarıldığına müşahede ediyor.

Fakat bu böyle gitmez!

Bu “tutarsızlık” sürdürülebilir bir durum değil…

Nasıl ki Cumhurbaşkanı Erdoğan “metal yorgunluğu” teşhisi koyup gereğini yaptı…

Nasıl ki belediyelerde, teşkilatlarda “öze dönme” hamlesi başlattı…

Aynısının acilen “medyada” da yapılması gerekiyor.

Medyadaki bu “çöküşün ve metal yorgunluğunun giderilmesi” gerekiyor.

Öze dönülmesi gerekiyor.

2019’a giden süreçte AK Parti’ye en çok oy kaybettiren sanıldığı gibi teşkilat veya belediyeler değil, AK Parti’ye yakın medyadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın canhıraş bir şekilde gecesini gündüzüne katarak ter döktüğü, çalışıp çabaladığı bir dönemde medyanın bu savurganlığına neşter vurmak, bu ülkenin, bu coğrafyanın ve bu ümmetin yarınını düşünen herkesin görevidir!

Medyadaki bu iflası görmezden gelmek, kendi ayaklarına kurşun sıkmaktır!

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]