Medya

Hürriyet’teki işten çıkarmalarla ilgili Meltem Demirören’e yazılan açık mektup medyanın gündeminde

Superhaber sitesinin yazarı Prof.Dr. Nuran Yıldız, şu sıralar işten çıkarmalarla medyanın dikkatini çeken Hürriyet gazetesinde yaşananlarla ilgili ilginç bir yazı kaleme aldı. Yıldız, Yıldırım Demirören’in kardeşi Meltem Demirören’e açık mektup yazarak işten çıkarmalara tepkisini dile getirdi.

İşte Nuran Yıldız’ın Meltem Demirören’e yazdığı açık mektup:


Sayın Meltem Demirören,

Hürriyet’ten 50’ye yakın gazeteciyi bir çırpıda kapının önüne koymanız arkadaşlarımla aramda kavga çıkardı.

Arkadaşlarım, bir kadının böylesine acımasız olabileceğini düşünmediklerini söylediler.

Ben de “Tam tersine” dedim, “kadın yönetici aldığı kararların sonuçları üzerine hiç kafa yormaz, sadece yapar.”

Kadıncı tarafla kadıncı olmayan taraf girdik birbirimize.

Sonuç?

Kafamda bir yığın soru.

O soruları medya kazanına atmak yerine, muhatabına sorayım dedim ben de;

Bir:

“Up in the Air” filmi vardır Meltem Hanım, yeni iş ilişkilerini sorgular.

Başrolde George Clooney oynar.

George’un görevi “işten kovuculuk”tur.

Şirketler işten çıkarmak istedikleri kişiye onu gönderirler.

Bizimki de çalışanlara, kovulduklarını şöyle ifade eder: “Pozisyonunuz kapatıldı.”

Dondurucu soğuk cümle.

Ama. Hürriyet’te haber toplantısında ya da askerde olan gazetecinin evine yolladığınız “işletmesel nedenlerle” yazan tebligat kadar soğuk değil.

Benim bir gazeteci arkadaşım var Meltem Hanım.

İşsiz kaldığı zaman, ailesi bilmesin diye sabah işe gider gibi evden çıkar, cebinde parası olmadığı için de soğukta dışarıda dolaşır, akşam evde işten gelmiş gibi yapardı.

Siz şimdi işine son verildiği yazan tebligatı eve gönderince, gazetecinin “işe gidiyorum” yalanını söylemesini de elinden almış olduğunuzu hiç düşündünüz mü?

İki:

“Sendikalı gazetecilerin işten çıkarıldığı” tezine hiç inanmadım, zira örgütlenmesi bu kadar etkisiz başka bir meslek bence yok.

Dedim ki, bu tür işten çıkarmalar, yeni yayın yönetmeninin, gelmeden önce verdiği listeye göre yapılır.

Yeni yayın yönetmeni “şunları işten at, kendi ekibimi kurayım” der, çöpsüz üzüm ister yani.

Süreçte, Vahap Munyar bu nedenle devre dışı tutuldu, yüzde bin iddiaya varım, öyle değil mi Meltem Hanım?

Üç:

Şirket sizin, istediğiniz kararı alırsınız da, “eve tebligat yollayalım, üstüne mail hesaplarını hemen kapatalım” aklını size veren danışmanınızı hiç sorgulamadınız mı?

“Empati” hangi dağda ölmüş olabilir? Gazetecilerin bunca yıl biriktirdiği iletişim ağlarına el koymak ne demek?

Dört:

Çok okunduğunu düşündüğünüz üç, beş yazarı tutup, diğerlerini yollamanın “işletmesel” mantığı var mı?

Mesela Ayşe Arman’ın “işletmesel kararlara” istifa ederek meydan okuyacağı hiç akıllara geldi mi?

Ayakları yoksa masa, masa olmaya devam edebilir mi?

Cevap verseydiniz yazardım…

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu