Dinamik aşk ve yanılsamanın anatomisi

İlişki hayatımızın en önemli noktasıdır; dinamik enerji.

Dinamik Enerji; ilişkimizin her an canlı olması durumudur.

Peki, bu canlı olma durumu neye bağlıdır?

  • İlişkide özgür olmaya
  • Bağlı olmaya
  • Saf sevgide olmaya ‘ bağlıdır.

Bunların olmama durumunda ne oluyor peki? Durağan ve mutsuz ilişkiler. Çevrenize bakarsanız her beş çiftten dördü bu şekilde bir ilişki yaşıyor. Daha doğrusu bir ilişki yaşadıklarını zannediyorlar ama yanılıyorlar.

Çünkü içinde bulundukları durum bir ilişki değil, zihinlerinin yarattığı bir yanılsama. Çünkü gerçek bir ilişkide mahkûm değil özgür olursun. Zorunluluktan değil, çokluğun içinde ‘gerçekten’ istediğin için orada durursun.

Ama biz ne yapıyoruz? Karşımızdaki insanın özel alanına müdahale edip özgürlük alanını kısıtlamaya çalışıyoruz ve bu gerçek bir ilişki değil! Bilinçaltımızdaki olumsuz ilişki kodlarının yansıttığı bir durumdur!

Çünkü gerçek bir ilişkide bağımlılık değil bağlı olma durumu vardır. Yani kendi özgür iradenle karşı tarafla olmayı seçersin. Ama biz ne yapıyoruz? Karşı tarafı gözümüzde vazgeçilmez yapıyoruz (yaratıyoruz). O’nsuz nefes alamayacağımızı, yaşayamayacağımızı düşünüyoruz ve bunu karşı tarafın da yapmasını istiyoruz ve bunun için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Ve bu gerçek bir ilişki değil! Bağımlılığın olduğu yerde negatif enerji ve mutsuzluk vardır. Bağlı olduğun noktada ise pozitif enerji, mutluluk, coşku ve tutku vardır. Maalesef ki biz çoğunlukla mutsuz olan taraftayız yani, bağımlı!

Çünkü gerçek sevgide sadece saf sevgi vardır, beklenti yoktur. Ama biz ne yapıyoruz? Sevgimizi, karşımızdaki insanın sevgisi ile kıyaslıyoruz. Sadece ne alırsak onu vermeye odaklı yaşıyoruz. Durum böyle olunca da aşk hayatımız dinamikliğini kaybediyor ve yerini; kıskançlığa, beklentiye ve mutsuzluğa bırakıyor. Sonucunda ise patlama noktasına ulaşıldığında ayrılık kaçınılmaz oluyor, daha doğrusu sancılı bir ayrılık.

Saf sevgi öyle bir şey ki, içinde kendi dinamikliğini barındırır. Ve bu dinamik enerji insanı yeni baştan yaratır. Yeniden doğmuş gibi hisseder ışık saçarsın. Saf sevginin enerjisi öz’üne öyle bir işler ki evrenin doğal akışına uyumlanarak sadece veriş içerisinde olursun. Özünle buluştuğun için orada sadece dışa akış başlar.

Karşındaki insanı sadece o olduğu için seversin. Herhangi bir beklentin olmaz çünkü o sadece o’dur. Olduğu gibi, bütün haliyle seversin. Başka kalıplara sokmaya çalışmazsın.

Sana hissettirdiklerine odaklanıp buna teşekkür edersin aşkı hissedebildiğin için. Ve her teşekkür ile daha da büyütürsün onu.

Karşındakinin geçmişi ile ilgilenmezsin. Çünkü geçmiş önemsizleşip yok olur. Çünkü sadece şu an vardır. Şu an’da kalıp sadece şu an’ı hissedersin. Gelecekle de bir işin olmaz çünkü tek gerçek an (içinde bulunduğun) şu an olur kalbinde.

Karşılık almadan da seversin çünkü gerçek sevgide karşılık diye bir şey yoktur. Karşı tarafın sana nasıl davrandığı ve ne yaptığı senin sevgini etkileyemez. Sen sadece seversin, bunu akıtırsın.

 

Ara detaylara;

  • Beni bugün az aradı
  • Benimle bugün ilgilenmedi
  • Bana bugün az mesaj attı
  • İyi geceler demeden uyudu
  • Günaydın demeden güne başladı
  • Arkadaşlarıyla daha çok zaman geçiriyor
  • Özel günlerimizi hatırlamıyor
  • Bana hediye almıyor
  • Bana gereken değeri vermiyor
  • Ailesinden kopamıyor
  • Bir var bir yok
  • İlişkinin adını bir türlü koymuyor
  • Sevmiyor gibi vb. noktalara takılırsan eğer gerçek sevgiden ve saf aşktan uzaklaşır, kafanda olmasını istediğin başka bir aşk yaratmaya başlarsın ve şimdiki an’dan çıkarsın. Ve şimdiki an’dan çıktığın her noktada da mutsuzlaşırsın. Hem kendine hem de karşındaki insana hayatı cehenneme çevirirsin.

Bu noktaların hiçbiri gerçek aşk, saf sevgi ve özellikle de bir ilişki değildir!

Bırak, gerekirse seni bugün hiç aramamış olsun. Sen sadece kendi sevgine odaklan. Çok istiyorsan sen ara!

Bırak, bugün seninle hiç ilgilenmemiş olsun. Sen sadece kendi sevgine odaklan. Karşı tarafın ilgisi senin sevgini etkileyemez. Çünkü o sende vardı zaten. Sen ilgilenirsin sevgini paylaşırsın. Çünkü verdikçe onun adına daha çok mutlu olursun. Onun mutlu oluşu senin kalbini aydınlatır.

Bırak, arkadaşları ya da ailesi ile zaman geçiriyor olsun. İnsan, olmak istediği yerde olur ve olduğu yerde de mutlu olur. Sadece senin yanında olduğu zamanlarda değil, başkaları ile birlikte olmayı seçip mutlu oluyorsa onun mutluluğu ile de mutlu ol!

Bırak, özel günlerinizi hatırlamasın. Belki kafası çok yoğundur ya da başka bir durum vardır ama bu senin sevgini ve ilgini etkileyemez. Sen ona özel gününüzü hatırlatıp, unuttuğu bir şeyi ona hatırlattığın için oluşan paylaşımın mutluluğunu yaşarsın.

Bırak, sevmiyor olsun. Senin sevgin onun sevgisi ile var olmadı. O zaten senin içindeydi ve açığa çıktı. Devam edip sevgini çoğaltabilirsin. Senden gitmiş olması da senin sevgini etkileyemez. Çünkü karşındaki, mutlu olacağına inandığı için gider ve sen onun bu kararına saygı duyarak onun mutluluğu ile mutlu olursun. Orada sen (egon) değil, saf sevgi vardır. Akış sadece dışarıyadır. Bilirsin ki saf sevgi sadece bir kişi, bir ruh üzerinde değil bütünün her parçasında vardır. Yani; doğada, bitkilerde, hayvanlarda, topraklarda, taşta, gökyüzünde, bulutlarda, rüzgarda, yağmurda, toprak kokusunda, kaktüsün dikenlerinde, kendi gözlerinde, hücrelerinde ve ruhunda…

ve sadece saf sevginin olduğu yerde dinamik aşk vardır. Çünkü hayatın kendisi her an dinamik ve canlıdır. Ölü ve monoton olan sadece düşüncelerimizdir. Bilinçaltının (geçmiş kodların) yarattığı yapay bir inanç halidir. Ve bu yapay, senin gerçekliğine özüne uymayan olumsuz düşünceler seni her an negatif enerjide tutup; bağımlı, değersiz ve mutsuz bir insan haline dönüştürür! Ardından da deneyimlediğin bu durumun gerçek aşk olduğuna inandırır.

Oysa gerçek aşk bunların çok ötesinde, sadece senin kalbinde.

Unutma;

  • Senin sevginin bir başkası ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • Kendi değerinin farkında olup sadece sevgi dolu olmayı seç!
  • Geçmişte ya da gelecekte değil sadece şimdi’de ol! Varlığının dinamikliğini sadece içinde bulunduğun an hissedersin. Zaman koca bir yanılgıdır çünkü.
  • Sende ne varsa karşındakinde onu görürsün ve sadece olanı verirsin. Kalbine iyi bak ve vereceğin şeyi iyi seç! Sevgiden uzaklaşma.
  • Kendini olduğun gibi kabul edip sevebilirsen, bireysel olarak mutlu olabilirsin ve bu mutluluğunu bir başkasının yokluğu bozamaz. O sadece varlığı ile senin mutluluğuna ortak olur ve mutluluğu çoğaltmaya başlarsınız. Sonuçta o zaten sende vardı ve kalbinde duruyor. Ne olursa olsun kendi mutluluğunla ışıldamaya devam edersin.

Ve bunun için geçmişinden ve negatif bilinçaltı inanç kodlarından arınıp zihnini boşaltıp sadece kalbinle nefes alman gerekiyor. Ne yazık ki bu <amana kadar yaşadığımız çoğu ilişkiyi gerçek aşk ve gerçek sevgi zannedip kendimizi kandırdık. Artık değişim ve öze’e saf sevgiye geri dönme zamanı. O, var olduğumuz günden bu yana vardı ama sadece varlığını unuttuk ya da dönem dönem aklımıza geldi.

Şimdi saf sevgiyi seçiyoruz ve hayatımızı dinamik bir kutlamaya çeviriyoruz. Bunun için ise ‘bu zamana kadar yaşadığımız ilişkiler için kendimizden özür dileyip’ kendimizi sevmek ile işe başlıyoruz!

CAN PERİMÇEK/MEDYABEY

Spiritüel Danışman & Yaşam Koçu

İnstagram: cperimcek

Twitter: @canperimcek

YORUMLAR

Yazıya 1 yorum yapılmış.

Kübra Ezgi 23:49

Biz hep karşıliķ bekliyoruz güven istiyoruz ilgi alaka hep olsun hayatimizda diyoruz
Temele inersek de haklıyiz cogumuz cünkü sevgiye acız babasiz büyümüs bir kız düsünün kim dolduracak o boşluğu sevgilim kocam bu beklenti bizi üzen mahveden isin içinden çıkamıyoruz sağlıkli bi iliski yaşayamıyoruz

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]