Cüneyt Özdemir’in Maduro röportajı Şeyma Subaşı’nın gölgesinde kaldı

Sevgili okur, ‘ortaya karışık’ bir gündem yazısıyla yeniden sizlerleyim. Şeyma Subaşı’ndan, Cem Özer’e, uçan patlıcan fiyatlarından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fazıl Say konserine iştirakine kadar, her biri benim çocuklarım gibi olan konularla, karşınızdayım.

Acun Ilıcalı ile evliliğini olaysız bir şekilde noktalayan Şeyma Subaşı’nın, Hürriyet’teki röportajı, gerçekten başka dillere de çevrilip yayınlanması gereken, bir araştırmacı gazetecilik örneğiydi. Öyle ki, Cüneyt Özdemir’in Maduro röportajı bile bu röportajın gölgesinde kaldı. Bu arada Venezuela Devlet Başkanı Maduro için  birçok dünya liderinden, “Madur o madur, üzerine fazla gitmeyin bence” ya da “Ne Maduru o, ülkesine kan kusturuyor” minvalinde açıklamalar geldi. Beni mazur görün ama ben Maduro’yu pek madur görmeyenlerdenim.

Neyse Şeyma Subaşı röportajına dönersek, mülakatın bana göre en ilgi çeken kısmı, Şeyma’nın bikini giymemesiydi. Zaten bu havada bikini giymesi de saçma olurdu. Şeyma, “Herkesin hayatına hiç kimse karışamaz” mottosunun sürekli altını çizdi ve yeni sevgilisinin bilinenin aksine Fransız değil, İtalyan olduğunu deklare etti. Haters’larına da bir mesaj gönderen başarılı iş kadını, instagram’daki takipçi sayısının 100 bin kadar azaldığını; ama yıkılmayıp ayakta kaldığını da sözlerine ekledi. Muhtemelen Şeyma’yı bırakan 100 bin takipçi, Acun Ilıcalı’nın yeni eşi belli olana kadar; bir takım moda markalarını, ünlü diyetisyenleri ve futbolcu eşlerini takip ederek oyalanacak. Bu arada ekonominin pek de iç açıcı olmadığı şu dönemlerde, merak edilen bir konuyu da açıklık getirdi başarılı instagram fenomeni.

Sanılanın aksine kredi kartı ekstresi 700 bin TL değildi. Taş çatlasa 500-600 bin arası harcıyordu, onu da zaten, mutfak masrafından kıstıklarıyla karşılıyordu. Bir diğer merak edilen soruya da büyük bir içtenlikle cevapladı ünlü işletmeci; kaburgalarını aldırmadığını, halen kaburgalı olduğunu söyledi. Kadırgalı Aysel (Seda Sayan), Kaburgalı Şeyma esprisini yapmadan kendimi iyi hissetmeyecektim, affınıza sığınıyorum!

Röportajı okurken, acaba kaç kişi kıskançlık krizine girip Şeyma’yı takipten çıkardı, ya da kaç kişi kısa süreli beyin sarsıntısı geçirdi diye düşünmeden de edemedim. Ama her ne olursa olsun, röportajı gerçekleştiren Ayşe Arman’ı tebrik etmemiz gerekiyor.

CEM ÖZER SİNAN ÇETİN KAVGASI

Gelelim Cem Özer ve Sinan Çetin kavgasına. Bilindiği üzere Cem Özer, talihsiz bir olay yaşayarak, Sinan Çetin’in setinde kaza geçirmişti. Bir süre yoğun bakımda kalan oyuncu, Çetin!in vefasızlığından ve hastane masraflarını karşılamamasından yakınmıştı. Cem Özer’in sadece ayağı değil, kalbi de kırılmıştı. Söylediğine göre; arkadaşlıkları da eskiye dayanıyordu ve haklı olarak arkadaşının davranışı onu üzmüştü. Çetin, hastanede Özer’i ziyaret etmiş ama sadece ne zaman sete döneceğiyle ilgilenmişti.

Klasik bir geyiktir sanatçılar arasında, ünlüler camiasında dost olmadığını söyleyip dururlar. Sinan Çetin’i yakalayan magazinciler de yönetmene bu sözü hatırlattılar ve “Cem Özer’e vefasızlık mı yaptınız Sinan Bey?” diye ayak üstü sordular. Aldıkları cevap magazin gündemine bomba gibi düştü: “Hayır yapmadım”. Şaka bir yana, Cem Özer’in aramıza tekrar dönmesine çok sevindik. Aralarındaki oyuncu-yapımcı kavgası zaten mahkemeye taşındı. Yalnız şunu hatırlatmadan geçmeyelim, Sinan Çetin’in en son filmi ‘Romantik’, çekildikten on yıl sonra vizyona girmişti. Umarız davanın sonuçlanması için o kadar beklemezler. Filmin on yıl sonraki galasında, bu iki sevilen ismi aynı karede görmek dileğiyle, kendilerine mutluluklar diliyoruz.

ÇOK KONUŞULAN FAZIL SAY KONSERİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fazıl Say’ın Ankara’daki konserine katıldı. Annesini kaybeden Say’ı arayan Cumhurbaşkanı,  Say’a taziyelerini iletmiş, ünlü piyanist de bu durumdan duyduğu memnuniyeti, sosyal medyada, takipçileriyle paylaşmıştı. Ne olursa olsun, ülkede kutuplaşmanın bu kadar yoğun olduğu şu zamanlarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dünyaca ünlü bir sanatçımızın konserine katılması, ihtiyacımız olan bir şıklıkta ve güzellikteydi. Ben tüm bu olup bitenlerin, hem siyaset dünyası hem de sanat dünyası için alkışlanacak bir hareket olduğunu düşünüyorum. Kendi adıma, bu güzel yakınlaşmalara, ben de bir katkıda bulunmak istiyorum ve yakın zamanda hem külliye kütüphanesine hem de Fazıl Say konserine gideceğime dair bu köşeden sizlere söz veriyorum.

Bu arada, tüm bu olup bitenlerin arasında, gözüm Survivor Hakan’ı aradı nedense. Malum, kendisi Fazıl Say’ın instagram paylaşımına bir yorum yapmış, sonra Say’dan hiç beklemediği bir cevap almıştı. Ama ben eminim ki Hakan, Survivor All Star’daki gözyaşlarına benzer göz yaşları döktü bu güzel gelişme karşısında. Yalnız bu sefer gözyaşlarını sosyal medyada sergileyemedi ve zorunlu olarak içine akıttı.

 

 

 

 

Kaya Çilingiroğlu’yla birlikte ne iş yaptıkları halen çözülemeyen Survivor Hakan’dan, yakın zamanda kamuoyunu aydınlatmasını bekliyoruz. En azından İşkur kuyruğundan paylaşacağı bir Instagram fotoğrafıyla, takipçilerini heyecanlandırmayı başarabilir.

 

Gelelim patlıcanın kilosuna. TÜİK verilerine göre değil, gazetelerde yer alan verilere göre; patlıcan marketlerdeki18.5 TL’lik fiyatıyla, dudak uçuklattı, kulak çınlattı, göz pörtletti, karın bölgesinde kasılmalara neden oldu. Ülkemizin başlıca besin kaynaklarından olan, “alinazik”, “imambayıldı” gibi lezzetli tariflerin baş aktörü patlıcan, ne olmuştu da, bu kadar agresif bir yükseliş trendine girmişti? Ne İMKB, ne Euro, ne benzin ne de Dolar, patlıcan kadar konuşulmadı ekonomi piyasalarında. Hatta bugün itibariyle süpermarketler, mahalle bakkalları, meyve sebze reyonlarında patlıcana yer vermeyeceklerini açıkladılar. Ne olmuştu da yılların mutevazı, ağırbaşlı patlıcanı, bir anda kalkmış, havaya girmiş, “Benim ne işim var domatesin biberin yanında, bu patatesler de kim oluyor ki ben onlarla aynı reyondayım” gibi akla hayale sığmayan çıkışlar yapmıştı.

 

Patlıcan – marketçi kavgasını kim kazanır bilinmez ama benim korkum, içten pazarlıklı lahananın ya da kendini bir şey sanan kabağın da artistlenip havaya girmesi. O yüzden marketçi arkadaşlara, lahana ve kabağa da dikkat etmelerini ve hatta mümkünse yeşilliklerden ayrı bir yerde, örneğin kuruyemiş standında, bu arkadaşlara gözdağı vermesini öneriyorum.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]