Bir yastıkta boşanıyoruz!

Çağımızın en karmaşık oyunlarından bir tanesi ‘Evcilik Oyunu’ . Evcilik oyunu diyorum çünkü evlilik yolunda ilerleyip evlenen çiftlerin yüzde sekseni yıldırım hızıyla boşanıyor.

Hem çevremde hem de özellikle seanslarımda sıkça gözlemlediğim bir durum, boşanma olayı. Kişinin hayatında bir sevgilisi bile yokken ruh eşini hayatına çekmek, mutlu bir ilişkiyi yaratabilmek için seansa geliyor. Çalışıyoruz, birlikte uğraşıyoruz ve hayatına birisini çekiyor. Her şey yolunda ilerliyor, danışanlarım mutlu ben mutlu derken bir bakıyorum ki kısa süre önce evlenen danışanımdan boşandık haberini alıyorum. Çevrenize şöyle bir göz atarsanız aynı durumu gözlemleyeceğinizi düşünüyorum.

Şimdi bu evcilik oyununu iki kategoriye ayırıyorum ben. Birincisi evlenip kısa süre sonra boşananlar, ikincisi ise evlenip mutsuz olmasına rağmen evliliğini devam ettirenler.

Birinci gruba baktığımız zaman; o deli gibi âşık olduğu adam ya da kadınla evlenmek için gün sayan kişi bir bakmışız elinde mahkeme kâğıdı boşanmış. Nedenleri ise; evlendiği insanın flört aşamasındaki insan olmaması yani değişmesi. Aynı çatı altında çatışmaların olması. İlginin azalması. Dağınık olması. Yatağını toplamaması. Çoraplarını oturma odasına atması vs…

İkinci gruba baktığımız zaman; o deli gibi âşık olduğu adam ya da kadınla evlenmek için gün sayan kişi bir bakmışız ki kafasında evliliğini bitirmiş ama boşanmıyor. Nedenleri ise; evlendiği insanın flört aşamasındaki insan olmaması yani değişmesi. Aynı çatı altında çatışmaların olması. İlginin azalması. Dağınık olması. Yatağını toplamaması. Çoraplarını oturma odasına atması vs… Boşanmama sebepleri ise; aile baskısı. El alem ne der?. Dul kalmak istemiyorum. Belki düzelir. Vs…

Aslında iki gurubun da birbirinden bir farkı yok. Hatta fazlasıyla ortak noktaları var, bunların en başında ‘ mutsuz ‘ olmaları. Birisi cesaret edip boşanabiliyor, diğeri kaderine ve hayata küsüp mutsuzluğunu devam ettiriyor.

Peki neden mutsuz oluyoruz evlilikte? Neden heyecanla başlanan yolculuk hüsranla bitiyor? Cevap basit; kendimizi tanımıyoruz! Evlilik öncesinde, nasıl bir ilişki istediğimizi bilmiyoruz. Dilimizde sadece bir ilişki ve evlilik isteği var, aileden ve sosyal çevreden öğrenilen. Kendimizi ne denli sevdiğimizi bilmiyoruz. Kendimize tahammül seviyemiz nedir bilmiyoruz. Kendimize saygımız ne ölçüde bilmiyoruz. Kendimize anlayış seviyemiz ne derece bilmiyoruz…

Kendimiz hakkında hiçbir şey bilmiyorken evlilik hayatımızı da istediğimiz şekilde ilerletemememiz çok normal. Ama sorulduğunda her zaman karşı taraf hatalı ve haksız.

Kendisini koşulsuz sevmeyen bir insan ilişkisinde de evlilik hayatında da karşısındaki insana koşulsuz sevgi veremez. Veremediğin bir şeyi haliyle karşıdan da alamazsın.

Kendisine karşı saygılı olmayan bir insan karşısındaki insana tam anlamıyla saygı gösteremez. Göstermediğin bir şeyi görmemen de çok normal.

Kendine karşı anlayışlı olmayan bir insan, karşısındaki insana ve onun özel hayatına da anlayışlı olamaz. Haliyle anlayışsızlık görmen de çok normal.

Kendine tahammülü olmayan bir insan, karşısındaki insanın çizgilerine de tahammül edemez ve haliyle çatışmalar başlar, çok normal.

Durum böyle olunca da mahkeme salonları boşanan çiftlerden geçilmiyor. Sonra evlilik programlarına çıkıp kriterlerden bahsediyoruz ve emekli maaşı ya da bir evi, arabası olmayan birisi ile birlikte olmayacağımızı söylüyoruz. Hayatın ironisi burada gizli aslında. Bir şeyi isterken önce onun sende olması lazım. Yani istediğin şeyleri karşıdan alabilmen için önce senin elindekileri sunman ve eşitliğin sağlanması gerekiyor.

Ve diyelim ki ilişkin, evliliğin için elinden gelen her şeyi yaptın ama bir şekilde ortak yol bulunamıyor. Hatta ilişki terapilerine de gittiniz yine de olmuyor. Neden zorluyorsun hala? Bırak karşındakini, bırak kendini özgürleşsin ruhlarınız. Artık bir ilişki ruhuna ve kalbine hizmet etmiyorsa yapman gereken tek şey oradan uzaklaşmak. Kendine yapacağın en büyük iyilik bu olur çünkü kalbinin değerine sahip çıkmış olursun.

Kopma noktasına gelip inatla karşısındaki insanı bırakmayan yüzlerce insan tanıyorum. Hatta zamanında bunlardan bir tanesi de bendim :). İnsan şöyle düşünüyor; bu ilişkim ya da evliliğim biterse beni kim tekrardan sevecek? Ya tekrardan hayatıma birisini alamazsam? E zaten ortada bir sevgi kalmamış ki! Uzatmaları oynayıp kendini kandırmaca yaşıyorsunuz sadece.

Gücünü eline al ve kopar ipleri, kendin için! Unutma; daha önce bir kez yaşadığın ve hissettiğin bir duyguyu tekrardan yaşayabilirsin inan buna. Ve en önemlisi; boşandığın zaman başarısız olmuş olmuyorsun. Aksine, çok güzel başlayan bir aşkı deneyimleyip bir sonraki boyuta geçiyorsun. Diğer boyutta yol arkadaşın değişiyor sadece hepsi bu. Aşk’ın kendisine bağımlı değil, bağlı olduğun zaman hayatın her köşesinden aşkın aktığını göreceksin.

Ve kalplerine artık hizmet etmeyen ilişkilerini bitiren, boşanan çiftleri de alkışlıyorum. Çünkü onlar en dürüst insanlar. Bir şey varsa vardır, yoksa yoktur. Olmayan bir şeyi devam ettirmenin bir anlamı olmaz bunu biliyorlar çünkü. Ve olmayan bir şeyi devam ettirdiğin zaman hayatının her alanında bereketsizleşmeler başlıyor bunu da biliyorlar.

Ve bir de; evlenirken düğüne gelen konu komşu, gerekli gereksiz insanlar var ya hani birlikte dans edip, karşılıklı göbek attığınız insanlar… Boşandıktan sonra da her iki taraf ‘ Bir yastıkta boşanıyoruz’ partisini hak ediyor bence. Çağırın tekrardan hepsini ve yeni hayatınızın başlangıcını kutlayın.

CAN PERİMCEK/MEDYABEY

Spiritüel Danışman & Yaşam Koçu

İnstagram: cperimcek

Twitter: @canperimcek

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]