Bağımsız medya mümkün mü?

Televizyonda tarafsız olduğunu iddia eden tartışma programları görüyorum.  Televizyon yayıncılığı kadar, insan elinin dokunabildiği ve insan unsurunun işin içinde olduğu bir uğraşı da tarafsız olmak… Kusura bakmasınlar, ama bu sadece bir kelime oyunu. Hatta seyirciye hoş görünme çabası.

İnsana has subjektif bütün zihinsel aktiviteleri yok sayarak, taraf tutmamak iddiasındalar. Gülümseyerek, “hadi oradan matrak palavracı!” diyesim geliyor. Üstelik bu iddiayı savunurken çağdaş dünyada bu böyledir, medya tarafsızdır, o yüzden biz de böyleyiz gibi bir de iddiaları var. Yanılıyorlar. Bizim dışımızdaki dünyada medya tarafsız değil, taraflıdır. İddiası da budur aslında. Halktan, kamudan taraf olmak. İlk bakışta klişe bir söz gibi gözüküyor değil mi?

Halktan tarafta olmak… Sakın, “tribüne oynamak” gibi, bizim medyanın düştüğü çamur deryasından bahsettiğimi sanmayın.

Haberi veya programı üretirken, kamuya ve kamu yararına bir şeyler söyleme çabasından bahsediyorum. Kamu deyince aslında devlet giriyor işin içine, evet Batıda medya devletinin yanındadır. Yani tam taraftır. Orada medyanın temel paradigması budur. Çok da doğal karşılanır. Devletten yana olmak kamu yararına çalışmak sayılır. Devlet dediğin faaliyet alanı oldukça dar ve güçlü bir yapı zaten. Kısaca ordu, vergi, güvenlik ve haber alma teşkilatlarından oluşuyor. Medya onların tarafındadır. Hemen bizdeki klişelere takılmayın; devlet diyorum, siyasal iktidar değil.

Hep duyarız, mesela Amerika’da şirketler Amerikan çıkarlarına aykırı faaliyette bulunamazlar. Amerikan çıkarları, medya şirketlerinin “sistemi” koruyan devlet kurumlarıyla beraber tavır almasını gerektirir. Ayrıca bu çıkarlar, herhangi bir birey veya menfaat grubunun da üzerindedir. İşte asıl bu yüzden yasal düzenlemelerle medyanın bağımsız olması sağlanmıştır. Medya çıkar ilişkilerine girerek, belli bir grup tarafından araç olarak kullanılamaz. Bunu sağlamak için medya patronlarının medya sektörü dışında, başka herhangi bir sektörden para kazanması, çıkar elde etmesi yasalarla önlenmiştir. Başka bir deyişle; medya dışında bir sektörde yatırım yapmayacak girişimciler girebilir sektöre. Medya patronu, sadece yayıncılık alanında yatırım yapabilir ve iktisadi aktör olabilir. Diğer sektörlerde zımnî olarak yakınları üzerinden kurulmuş şirketlerle dahi iktisadî faaliyetinin olması yasaktır.

Bir medya kuruluşu, ancak kendi kazancından başka hiç bir finansal desteğe ihtiyaç duymadan yayın hayatına devam edebiliyorsa bağımsız olabilir. Eğer patronunun başka sektörlerden kazandığı para ile yayın hayatına devam ediyorsa ne tarafsızlıktan, ne de bağımsızlıktan söz edilemez. Çünkü diğer sektörlerdeki ekonomik çıkar ilişkileri, hatta devlet ile olan ilişkiler, kendine has bir sektör olan medyanın bütün dinamiklerini değiştirecek, baştan aşağı etkileyecektir. Ayrıca diğer sektörler için de haksız rekabet koşulları oluşturacaktır. Hem ne diye para kazanmayan bir şirketi, patronu kendi cebinden destekler ki? Çok net bir şekilde, kağıt üzerinde yazılı olmayan bir takım çıkarlar ve etkiler söz konusu demektir.

Geçmişte bunu fark eden ülkeler, medya sektörüne yatırım yapmayı planlayan iş adamları için bazı kurallar koymuşlar. Başka hiç bir sektörde yatırımının olmaması şartını getirmişler. Sektöre özel bu kural, gelişmiş ülkelerde güçlü ve kurumsallaşmış medya gruplarının oluşumuna yol açmıştır.

Bu şart, aynı zamanda medyanın sahip olduğu yayıncılık gücünün, diğer sektörlerde faaliyet gösteren girişimciler üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasını engeller. Medyanın, mensupları ve faaliyet alanı ne olursa olsun, kamu yararı, yani devlet çıkarları haricinde herhangi bir menfaat grubuna angaje olması da önlenmiş olur. Uygulamanın ülkelerin ekonomi ve siyaset hayatı üzerinde olduğu kadar, medya sektörünün kendi içerisindeki dinamikler açısından da önemli etkisi var.

Medya kuruluşlarının gelirlerinin niteliği ve bu gelirlerin teminindeki yöntemler de sermaye sahibinin sektörel faaliyetlerinden etkilenir.

Biliyorsunuz genel olarak medyanın gelir kaynağı reklamdır. Bunun dışında ücretli yayıncılık dediğimiz çeşitli platformlar kurup abonelik sistemiyle gelir temin edebiliyorlar. Spor, sinema, eğlence hatta kablo haber kanallarının oluşturduğu ücretli yayıncılık dışında yerel veya ulusal medyanın ana gelir kaynağı sadece reklamlardır. Sponsorluk kurumunu da bu kapsamda görüyorum. Kaldı ki, bu genel kurallara uygun olarak, sponsorluk şartlarının da sektörel faktörlere göre yeniden belirlenmesi gerekebilir. Yazılı basın tiraj ve reklam gelirleriyle, benim medyadan saydığım sinema da gişe ve reklam gelirleriyle ayakta durur.

Başka sektörlerden para kazanarak, sahip olduğu medya kuruluşlarını sübvanse eden patronlar artık olamayacağı için, medya kuruluşları reklam pastasından daha fazla pay alabilmek amacıyla kıyasıya ve gerçek bir rekabet içerisine girerler. Piyasa koşullarına göre işleyen rekabet şartları ve ona göre konulmuş kurallara ihtiyaç vardır. Bu ortamda medya kurumları zarar ettiklerinde kapanma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Dolayısıyla bu sektöre her heveslenen iş adamı riski görerek kolay kolay giremeyecektir. Bu şartlarda ancak yayıncılığın dünyadaki profesyonel kurallarını bilen ve uygulayan, profesyonel yöneticileri istihdam etmiş girişimciler ayakta kalabileceklerdir.

Rekabet ortamıyla oluşan piyasa şartları, sektörün aktörlerini de belirleyecektir. Hacmi hemen hemen belli ve sınırlı olan reklam pastasından pay alabilmek için oluşan bu rekabet, ister istemez medya sektöründe kalite meselesini de gündeme getirir. Ayrıca sektörel risk artışıyla, sektöre girişin zorlaşıp, sayıca azalması hem yapım ve yayın içeriğindeki, hem de istihdamdaki kaliteyi artıracak, yapısal anlamda da dünya standartlarında kurumsallaşma gerektirecektir. Sektör çalışanlarının çoğunluğunun düşük ücretle çalışan deneyimsiz yeni mezun, hatta stajyer seviyesinde olması kaliteyi düşürürken, dünyada örneği bulunmayan türde sömürüye yol açarken,  “gerçek” rekabet şartları kalifiye eleman istihdamını gerekli kılacaktır.

 

Türkiye’de sektörün belli seviyelerinde uzun yıllar çalışanlar çok iyi bilirler; hemen hemen bütün medya kuruluşları, (birkaç istisna hariç) zarar etmektedir. İstisna dediğimiz zarar etmeyen kuruluşlar da, ancak kendi giderlerini karşılabilecek bütçe dengesiyle seneyi kapatmaktadırlar. Oyunculara, sunuculara verilen astronomik rakamlar ilk bakışta büyük gelirler elde edildiği izlenimi verse de, kaliteli yayıncılık yapmanın bedeli oldukça ağırdır. Bir televizyon kanalının bütçesinde yer alan olan ve evdeki seyicinin gözüne gözükmeyen yüzlerce kalem harcamayı karşılamak kolay değil.

 

Türkiye’de benim de kuruluşunda görev aldığım özel kanallar, o zamanki yasalar izin vermediği için yurtdışından yayına başlamışlardı. Yayın yönetmeni olarak Kanal 6 yayınını başlatmak için Londra’ya gitmem gerekmişti. Daha sonra alelacele ve geleceği düşünmeden yapılan yasal düzenlemelerle yurtiçinden yayına başladılar. Hem teknolojik gelişmenin, hem de sosyal/siyasal değişimlerin ışığında,  bu düzenlemelerin bir çok konuda boşluk içerdiği ve istismara açık olduğu artık netleşti.

Kanal bile diyemeyeceğim yüzlerce abuk subuk tv istasyonu var uyduda, listeye bakınca görüyorsunuz. Standartları olmayan ürünleri pazarlayan firmalar, başka kanallarda konuşan uzmanların kırpılmış görüntüleriyle izinsiz ve telifsiz, çamur gibi bir görüntü kalitesindeki yayınlarla, paralı hatların numarasını vererek hala halkı kandırmaya çalışıyor.

Medya patronlarının, medyalarının gücüne dayanarak siyasete atıldığı günler de yaşandı ülkemizde. Diğer sektörlerdeki yatırımlarından elde ettikleri gelirleriyle finanse ettikleri medyalarının desteğinden cesaret aldılar. Girdikleri seçimlerde belli bir oy seviyesine bile çıkabildiler “cesur” medya patronları. Buna benzer durumları göz önüne alarak, medyası olan bir girişimcinin finans sektöründe veya faraza enerji piyasasındaki yatırımlarında benzer medya gücünü kullanarak ülke aleyhine haksız rekabet sağlamayacağını kim garanti edebilir ki? Dolayısıyla hem siyaset, hem de ekonomi alanındaki bir çok sorunun medya ile bağlantılı olduğu, olabileceği ihtimalini bu toplum artık göz ardı etmemeli. Medyanın hem iktisadî/siyasî faaliyetler gözönüne alınan, hem de etik açıdan gerekli olan devrim niteliğinde yeni yasal düzenlemelere ihtiyacı var.  Gelirini sadece kendi sektörünün tabi olduğu ortamdan yani reklam pastasından pay alarak sağlayacak, başka sektörlerdeki ilişkilere ve siyasette manipülasyonlara ihtiyacı olmayacak gerçek bir medya bağımsızlığından söz ediyorum. Ancak o zaman penguen belgeseli tartışmaları gibi izler düşmeyecektir toplumsal hafızamıza. Daha sorumlu davranan ve toplumu kutuplaştırmayan bir medya düzeni ortaya çıkacaktır.

Aslında tablo çok basit görünüyor; sadece reklam pastasından pay almaya dayalı medya düzeninde, medyanın parasını reklam izleyerek halk veriyor demektir, işte o medya halka hizmet eder. Ama patronun cebinden finanse ettiği medya ise parayı veren patrona çalışır, onun beklentilerini karşılıyor demektir. Ortamın şartlarından dolayı aslında kimseyi de kınamıyorum. Herkes tabi olunan şimdiki yasaları esas alıyor ve ona göre şirketinin faaliyetini belirliyor. Doğal sonuçlar bunlar.

Yasa yapıcılara vurgulamak istediğim yaşanan sorunların giderilmesi için yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu.

Şu an için hepimiz çok iyi biliyoruz; günümüz koşullarında girişimciyseniz ve medyanız da varsa siyasetin de tam göbeğindesiniz demektir. İstediğiniz kadar ben tarafsızım diye bağırın, tarafsızlık temasıyla programlar yapın, bu iddianızla sadece komik olursunuz. Medyanın şehir, bölge temsilciliklerine bile iş takibi amaçlı atamaların yapıldığı bir ortamda ne tarafsızlığı? Kendisini siyasal iktidarla, yasama yargı ve yürütme erklerini elinde bulunduranlarla, hatta yurtdışında medya sektörü haricindeki bir takım merkezlerle olan çeşitli çıkar ilişkilerinden dolayı eğilip bükülmeyen, kaliteli yayıncılığıyla, “sadece hedef kitlesi” adına dik duran medya istiyorum. Böyle bir medyada çalışmak istiyorum. Çok mu?

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]