30 yaş sendromu

Çağımızın en büyük hastalıklarından bir tanesi otuz yaş sendromu. Otuz yaşına girmiş ya da girecek olan her on kişiden dokuzunda bu sendrom görülmektedir.

Peki nedir bu otuz yaş sendromu?

ilk olarak ‘Sendrom’ nedir ona bakalım.

Sendrom; ‘’ birbiriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir olgu olarak kendilerini gösteren bulguların bütünüdür. ‘’ diye tanımlanıyor.

Ve bu bulgular psikolojik ve fizyolojik olarak ikiye ayrılıyor. Otuz yaş sendromu ise bu iki bulgunun birleşmesi ile ortaya çıkıyor.

Psikolojik bulgular; kişinin bilinçaltını ve ruh halini temsil ediyor.

Fizyolojik bulgular ise kişinin fiziki özelliklerini temsil ediyor.

Otuzlu yaşlarına girmek üzere ya da girmiş olan insanların ortak özelliklerini gözlemlediniz mi hiç bilmiyorum ama ben size anlatayım;

  • Sürekli bir telaş içerisindelerdir.
  • Bir şeyleri kaçırdığını ya da geç kaldığını düşünürler.
  • Yolun yarısına yaklaştıklarını hissederler.
  • İçinde bulundukları yaşın çok özel bir yaş olduğunu dile getirip içten içe pişmanlıklarını yaşarlar.

Ve kalıplaşmış, dillerinden eksik olmayan bazı cümleleri;

  • Otuz yaşın ayrı bir psikolojisi vardır.
  • Otuz yaş diye bir şey var abi yaaaa.
  • Otuz yaşına girince yirmili yaşların heyecandan ibaret olduğunu anlıyorsun.
  • Otuzlu yaşlarımdayım ama hala evlenemedim, artık kesin evde kaldım.
  • Otuz yaşımı devirdim hala bir baltaya sap olamadım.
  • Otuz yaşımı devirdim ama hala hayatımı bir düzene sokamadım.
  • Otuz yaşına girdim artık yirmili yaşlardaki gibi çocukça davranamam.
  • Otuzlu yaşların ayrı bir olgunluğu var…

 

Evet, şimdi size bir haberim var; otuz yaş sendromu olarak adlandırdığınız ve yaşadığınız durum koca bir YAPAY HASTALIK! Yapay bir hastalık diyorum çünkü bunların hiçbiri gerçek değil. Sağdan soldan duydunuz gözlemlediniz ve o yaşlara gelince kendinizi o ruh hali içine soktunuz. Tabii sistemin dayatması doğrultusunda…

İnsanlık olarak negatif ruh haline girmeye o kadar çok meyilliyiz ki bunun adına da sendrom diyoruz. Ve bundan öylesine zevk alıyoruz ki affedersiniz ama otun bokun sendromunu uyduruyoruz kılıflara göre. ( bknz: tükenmişlik sendromu, pazartesi sendromu vs.)

Bu uydurduğumuz sendromların tek sebebi ise yukarıda belirttiğim psikolojik bulgudan kaynaklıdır. Ve öylesine derin öylesine ince bir noktadır ki, insanı kendinden uzaklaştırmak için her yolu yaptıran tehlikeli bir ruh halidir, nitekim çocuğumuzun yaşadığı durum da budur aslında.

Binlerce insanı gözlemledim bu zamana kadar, hala da devam ediyor. Danışanlarımı geçip açıyı daralttığım zaman aynı durumu kendi arkadaş ve aile çevremde de görüyorum. Dillerinde sürekli otuz yaşın sendromu. Elden ayaktan kesilmiş gibi triplere giriyorlar. Ve öyle bir trip ki kendisiyle aynı yaşta olmayan insanların kendilerini anlayamayacaklarını zannediyorlar. Dışarıdan da öyle zavallı görünüyorlar ki aslında… Zavallı diyorum çünkü (buradaki zavallı kötü anlamda değil) kaybolmuş ruhlar aslında. Sevgiye ve ilgiye aç olan bir ruh…

Girilen sendromun en temelinde psikolojik bulgu olarak yatan tek şey; sevgi eksikliği ve yalnız kalma korkusu. Her şey bu iki kod yüzünden yaşanıyor. Yıllarca kendimizden o kadar uzak yaşamışız ki, kendimize öyle yabancı kalmışız ki fiziki boyutta yaş ilerledikçe bunun farkına varıyoruz ama farkına vardığımız şeyleri kendimize itiraf edemediğimiz için adına hemen kılıf uydurup otuz yaş sendromu diyoruz.

Bu bizim suçumuz değil tabii. Sistem, insanın kendinden uzaklaşması üzerine kurulu olduğu için bu şekilde işliyor. Doğuyoruz, ergenlik çağına geliyoruz ve hayatın koşuşturması bize dayatılıyor. Okula git, üniversiteye git, meslek sahibi ol, belirli bir yaşa gelince evlen ve çoluk çocuk sahibi ol, sonra emekliye ayrıl ve çekil kenara. Bu akış içerisinde otuzlu yaşlara gelince de ne yaptığımızı sorgulayacak gibi oluyoruz fakat o noktada da bize hemen bir sendrom dayatılıyor ve bunun normal olduğunu sanıp kabul ediyoruz ve yaşamaya devam… Ve yine insan kendisine dönemiyor çünkü sistem hiçbir zaman senin uyanmanı, üretken olmanı, coşkulu olmanı istemez. Çünkü coşkulu ve kendisi ile barışık olan bir insan isyankâr olur, sistemin dayattıklarını kolay kolay kabul etmez, edemez. Doğasına aykırıdır.

Bak güzel arkadaşım;

  • Ruhun hiçbir zaman yaşı yoktur. Yaş denilen şey fiziki boyutta, vücudunun gelişimini temsil eden bir tanım sadece.
  • Kendini sever, kendini tanır ve kendinle barışık olursan hangi yaşta olursan ol ışık ve enerji saçarsın.
  • Otuz yaş dediğin şey bedenin ikinci evresidir sadece. Doğdun, büyüdün, geliştin ve vücudun başka bir boyuta geçmeye hazırlanıyor hepsi bu. Direnme, vücudunu kendi akışına bırak ve onu kabul et.
  • Kendini seversen zaten kendinle ve vücudunla bir derdin olmaz. Otuz yaşlarında aldığın kilolara, daha ileri yaşlarda sarkan vücuduna aldırmazsın çünkü o doğal bir akıştır. Ne yaparsan yap (spor, estetik vs.) ona engel olamazsın. Bir gün vücut kendi akışını gerçekleştirecektir.
  • Kendini kendinden soyutlama. Kendine yakın olmak, içsel yolculuğunu yaşamak için otuzlu yaşları devirmiş olmana gerek yok. Sen değerli ve özel bir insansın bunu hemen şimdi başlatabilirsin.
  • Hayır deme özgürlüğüne sahipsin. Yaşadığın durum ve hayat ne olursa olsun kendin için yeni bir hayat yaratabilirsin, istersen tabii.
  • Otuz yaş sendromu diye bir şey yok. Kendini kandırmaktan vazgeç. İlla yaş kavramından gideceksen, içinde bulunduğun yaşı geçmiş deneyimlerin bir bütünü olarak kabul et. Çünkü özünde herkes eşit.
  • Ruhunu ve kalbini beslemek adına elinden gelen her şeyi yap.
  • Maddesel şeylere takılmaktan vazgeç. İçindeki mutsuzluğu maddesel şeyler gidermeyecek, kendinle yüzleş!
  • İşinden, ilişkinden memnun değilsen bul bir çaresini. Bahanelere saklanma.
  • İnsan genellikle kendisi ile aynı düşünce frekansında olan kişilerle arkadaşlık eder. İçinde bulunduğun sendrom halinden çıkmak istiyorsan, aynı yaşlarda olup daha pozitif yaşam süren insanlara çevir kafanı. Yine illa yaş kavramından gideceksen; kırkında, ellisinde, atmışında ya da yetmişinde neşe ve enerji dolu insanlara bak. Farkınızı göreceksin. Unutma; hiçbir şey için geç değildir ve sen gerçekten çok değerlisin! Ne istediğini, nasıl bir hayat deneyimlemek istediğini ve kim olduğunu iyi düşün, gerisi gelecektir.

CAN PERİMCEK/MEDYABEY

SPİRİTÜEL DANIŞMAN & YAŞAM KOÇU

İnstagram: cperimcek

Twitter: @canperimcek

YORUMLAR

Yazıya 1 yorum yapılmış.

Eda_sgnc 23:49

Evet içinde bulunduğum durum herkeze tavsiye ederim. 🙂 herseye geç kaldım bi dikili ağacım yok halen yazık bana.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]