YEŞİLÇAM’IN AKSİYON SAHNELERİNDEN HATIRDA KALANLAR

cuneyt-arkin2

Sinema, insana verilebilecek en güzel hediyeleri içinde barındırır. Ne verirse versin. İster gözyaşı, ister kahkaha, sonrasında hep bir mutluluk vardır. O filmi izlemenin mutluluğu…

Sinema, her gün kendini yenileyen ve ülke sinemalarından etkilenen bir sanat dalı… Teknolojinin bu denli hızlı ilerlediği dünyamızda bu etkilenmenin olmaması o ülke sinemasının yerinde saymasına neden olacaktır. Bizim sinemamız da bu etkileşimden son yıllarda fazlasıyla yararlanmaya başladı. Tek eksiğimiz özgün senaryoların pek fazla olmaması. Bu soruna da çözüm ancak yeni senaryo yazarlarını bu sektöre kazandırmakla olacaktır. İnanıyorum ki bir senaryo yarışması olsa, elinde eserleriyle karşımıza binlerce sinema aşığı çıkacaktır.

İşte bu senaryo kısırlığı, sinemamızda tekrar sahnelerin olmasına, dolayısı ile birbirine çok benzeyen filmlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Şimdi size, sinemamızda mutlu başlayan bir filmin sonunu söyleyin desem, bana muhakkak mutsuz biteceğini söylersiniz. Konusu kafanızda hemen şekillenmiştir bile. Zengin kız, fakir erkek veya fakir kız, zengin erkek… Sonrasında da yanlış anlaşılmadan doğan bir ihanet olayı…

Gelelim benzer sahnelere… Bu yazımda sizlere, Türk sinemasındaki kavga ve silahlı çatışma sahnelerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü en belirgin tekrar ve birbirine tıpa tıp benzeyen sahneler genelde bu kavga sahnelerinde yaşanır.(Dünya sinemasında da yazacağım sahnelerin bazılarını görmüşsünüzdür. Bunu da belirteyim.)

-İlk yumruk muhakkak kötü adamdan gelir. Jönler kavgayı sevmezler ama üzerlerine gelinirse aslan kesilirler.(Cüneyt Arkın’ın ‘ilk yumruğu iyi ki sen attın çünkü bana vurmayana ben vurmam.’ diyerek onlarca adamın ağzını burnunu kırdığı bir filmi bile vardır.)

-Kalabalık kavga sahnelerinde yumruğu yiyip yere düşen kötü adam, jönün döveceği adam kalmamışsa şayet ayağa kalkar ve tekrar saldırıya geçer.(Yönetmenden ‘kalk’ komutu aldığı çok belirgindir.)

-Silahlı çatışma sahnelerinde, en görünmeyen ama jön tarafından en çabuk fark edilen yer tavandır. Tavanlarda kötü adamlar durur ve hepsi tek tek vurulup aşağıya düşer. Tavandaki adamın yapabileceği en kötü şey, arkası dönük olan jöne nişan almaktır. (Nişan almaları da ilginçtir aslında. Direkt olarak ateş etseler kesinlikle isabet kaydedeceklerdir.) İşte tam o anda, jönümüz birden arkasını döner ve kötü adamı alnının ortasından vurur. Bazen de arkasına dönmesine bile gerek yoktur.  (Hepsi ilk düşmede nefessiz ve hareketsiz atarlar kendilerini aşağıya ama yere düşmeye başlarken refleks olarak ellerini kollarını bir yerlere tutunmak için kullanırlar.)

-Kavga sahnelerinde, eğer ortalıkta bir havuz varsa, grup ne kadar kalabalık olursa olsun, kavga bütün kötü adamlar havuza atılana kadar sürer… (Havuzun gerçekten de kötü adamlar üzerinde nihai bir etkisi vardır. Havuz yakınında kalabalık bir dövüş cereyan ettiğinde, kötü adamlar kahramanımız tarafından defalarca yere serilseler bile kalkıp yeniden saldırırlar. Ancak havuza atılan asla havuzdan çıkıp tekrar saldırmaz. Havuzun bayılma veya ölüm üzerinde direkt bir etkisi vardır.)

-Tabancalı çatışmalarda fötr veya herhangi bir şapka taktığınızda kesin kes ölümden kurtulmuş olursunuz. Çünkü ateş eden kişi kesinlikle sizi şapkanızdan vuracaktır ve şapka yere düşüp sizi ölümden kurtaracaktır.(Bazı filmlerde bu şapka olayı abartılıp ardı ardına sıkılan kurşunlarla şapkanın kuş gibi uçurulması sağlanır.)

-Jön, asla tek kurşunla ölmez. Kurşun omzuna veya koluna isabet ettiği için değil, isterse kalbinden vurulsun sonuç aynıdır.(Beni öldürmeyen kurşun yaşatır der gibidir tüm jönler.)

-Şehir dışındaki dövüş sahnelerinde, iyi adam kötü adamların hepsinin işini bitirir bitirmez polis gelir. Jönümüz son yumruğu atınca, birden bire yolun ortasında arka arkaya dizili iki ya da üç polis arabası belirir. (Polis baskınlarında, kaç polis arabası olursa olsun, hepsinin kapıları aynı anda açılır. Öndeki arabadan iki tane pardösülü ve fötr şapkalı sivil polisle iki tane üniformalı polis, arkadaki arabalardan da dörder tane üniformalı polis çıkar… Bu bir kanundur değişmez. Bir de ayrıntı vereyim polis arabalarında ki ‘polis’ yazısının yapıştırma olduğu bir bakışta anlaşılabilir. Ben birkaç filmde bu yazıların uçlarından açıldığını dahi görmüşümdür.)

-Eğer kötü adamın elinde bir bıçak olduğunu görürsek korkmamıza gerek yoktur.  Çünkü bu durumda, jönümüz kötü adamın kolunu bükerek bıçağı elinden düşürür ve yumruğu suratının ortasına atar. (Şayet kötü adamın elinde bıçak görünmüyorsa işte ozaman korkmamız gerekir. İşte bu türler tehlikelidirler. Çünkü aniden bıçağı çıkarıp jönümüze veya sevgilisine saplayabilirler.)

-Dövüş esnasında yerde kum varsa, kötü adam ne yapar eder bir avuç kumu alıp jönümüzün suratına atar.(Göz kapaklarının bu gibi durumlarda aniden kapanma refleksi hiç hesaba katılmaz. Jönümüz gözlerini temizleyene kadar, nasıl temizliyorsa artık bir güzel dayak yer.) Sonrasında da tek yumrukla kötü adamın işini bitiriverir…

cuneyt-arkin

-Sinemamızda, dayak yiyen, ağzı burnu dağılan jön neredeyse yok gibidir. Es keza dayak yemiş olsa bile sonrasında intikamını fazlasıyla alır.(Yumruklarını atarken,’ bu babam için, bu beşikteki kardeşim için’ demeyi de ihmal etmezler çoğu zaman.)

Tüm yetersizliklere rağmen bize izlenesi çok güzel filmler sunmuş Yeşilçam emekçilerine buradan sevgilerimi sunuyorum…

Yaşamınızın, filmlerdeki mutlu sahneleri hep tekrarlaması dileklerimle…

Sevgiyle, hep…

NURETTİN GÖNEN / MEDYABEY

tiyatrosanatcafe@hotmail.com

https://twitter.com/Nyazargonen

 

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com