YAZ SICAKLARI EKRANLARI DA ERİTTİ

sudan-bikmis-baliklar1

Bu sıcaklarda oturup evde TV izlemek zül oldu artık. Hele hele bin bir yaygara ile ekranlara sürülen yeni yapımlar da “sinameki etkisi” yapınca elimde kumanda ile oturduğum yerde kıvranıp duruyorum.

Hangi kanala dönsem karşımda “buruk” acı!

Tamam yaz sezonuyla birlikte ekranlara yeni programlar geldi ve gelmeye de devam ediyor. Yarışmalar, tek konusu aşk olan diziler, anlamsız sabah programları v.s…Ama kalite? Onu ekranlarda bulmak neredeyse imkansız oldu artık. Adeta deneme tahtasına döndü seyirciler.

Şişir, abart yap tanıtımı, koy yayına; tutarsa senindir, tutmazsa zaten hiç senin olmamış demektir! Boşlukları doldur işte… Neticede sabahtan başlıyor karın ağrısı, akşama kadar sürüyor.

Yapılan onca masrafa mı takılayım, yoksa boşa giden emeğe mi, ya da oluşturulan görüntü kirliliğine mi karar veremedim. Diziler, zaten ayrı bir felaket.

Yapımcılar sanki; toplumu daha ne kadar “aptallaştırabiliriz”in derdine düşmüşler. Bir de sunucu ve spikerlerin gafları eklenince, “Şengül Hamamı”na dönüyor televizyon ekranları.

Zaplarken “Şeflerin Düellosu” da çok kısa bir mola verdim. Tam da yerinde durmuşum, sunucu arkadaşım, Nalan Aksoy’a iltifat ediyor; “…ve şimdi Nalan Aksoy, adeta bir İspanyol edasıyla, Türk kadınını temsil ediyor”. Peki, İspanyol edasıyla Türk kadını nasıl temsil ediliyor acaba, ben bunu pek anlayamadım.

Sonra bir haber bülteninde duraksıyorum, yine kısa bir mola. Muhabir arkadaşım heyecan içinde haberi anlatıyor;…“Küçük kız daha on beşinde bile değildi, işte o on beş yaşındaki kız!…Eeee, durum böyle olunca insan gördüklerini ciddiye almıyor haliyle.

Yeni gençlik dizisi “Sudan bıkmış balıklar” da pek iddialı geldi ekranlara. Aman Allahım, gençliğimiz esiyor, gürlüyor adeta. Üniversitelilerin aşk hikayesi, okul yaşamı, hatta ve hatta müzik yaşamı, yani özetle, Hollywood’un klişe hikayesi… Ayranla servis edilerek alaturkalaştırılmış adeta.

“Zeynep” karakterini canlandıran Ezgi Eyüpoğlu’na gelince… Sakin bir diyalogda, astım krizine girmiş gibi konuşması ve zorlama tripleri beni öldürdü, öldürdü. “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Malkoçoğlu’nun sevdiceğiydi.

Bizlerin pek fark edemediği çok üstün bir performans sergilemiş olacak ki, yeni sezonda derhal bir rol verilmiş kendisine. Hani çok izlenen bir dizide göründü ya, fanatikler de “Muhteşem Yüzyıl” dizinin hatırına “Sudan Bıkmış Balıklar” a tav olacak. Ne akıl ama!

Gerçeklikten tamamen uzak hikayesi ile gençlere nasıl bir mesaj verilmek isteniyor bunu zaten anlamak mümkün değil.

Son zamanlarda da Orhan Kemal’in eserlerine sardılar. Başka kaynak ve konu bulamayan koca koca adamlar, her şeyin kolayına kaçmakta üstün başarı gösteriyorlar maşallah. Aşk, şiddet, köylü kızı-zengin adam, kıskançlık olsun hikayede yeter. Biri birini sevsin, acı çeksin. O onu terk etsin, aldatsın. Çarpık ilişkiler yaşansın, espri niyetine ahlaksız diyaloglar olsun, biri zengin olsun öbürü fakir. Biz de ağızımızı açıp seyre duralım. Bu arada insanların beynine nasıl zararlı sinyaller yolladıklarını da görmezden gelelim.

“Toplum bozuldu”, “eskiden böyle değildik”, “tecavüz arttı”, “ah nerede o eski ramazanlar”, “saygı kalmadı gençlerde”, “komşu kızına yan gözle değil artık dürbünle bakılıyor” hayıflanıp duralım.

Bakın, televizyon, dizi, reklam, film, tartışma, yarışma programı deyip geçmeyin. Medya, ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaşma ve insanların zihinlerine seslenerek onların tutum ve davranışlarını yönlendirme kapasitesi nedeniyle önemli bir güçtür. Böylesine bir güç kontrolsüz bırakıldığında, toplumda giderilmesi imkansız travmalara neden olur. Önceleri ne olduğunu anlamazsınız, ancak zaman içinde rahatsız edici boyutlara gelir ve en son nokta “eyvah” dedirtir.

Ufak ufak zihinlere enjekte edilen zehirlere dikkat çekmek istiyorum sadece. Birileri küpünü dolduracak diye, medya dünyasında birbirlerine kıyak geçenlere sesleniyorum. Az biraz vatan ve millet sevginiz varsa, çocuklarınızın ve ülkenizin geleceğini düşünüyorsanız, önünüze gelen her yapıma onay verip millete sunmayın. Tavsiyem, önce uzmanlar yani toplum bilimcilere ve psikologlara danışın. Görüş alın, ondan sonra ekranlara getirin.

Öyle sadece akıllı işaretlerle olmuyor bu iş. Zira için de bulunduğumuz dünya, her bireyin çevresindeki gerçekleri aynı biçimde gördüğü ve yorumladığı bir yer değil.

 

GÖNÜL GÖKMEN / MEDYABEY

www.twitter.com/ekinoba

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com