YARIŞMALARA KUMANDAYLA AYAR VERME ZAMANI

TV-KANALLARI

Üniversite yıllarımda, tek kanallı yaşamın sonlarına doğru Riziko ismiyle TRT’de yayınlanan bir yarışmaya girmiştim. Sadece bilginin ön plana çıktığı bu yarışmada finale kalsam da birinci olamamış, teselli olarak verdikleri kaşık çatal takımını kazanmıştım. Öğrenci evimde kullanmanın lüks olacağını düşündüğüm için anneme getirmiştim bu hediyeyi. Annemin o zamanki mutluluğu beni ilk kez televizyonda izlemiş olmanın mutluluğunun önüne geçmedi belki ama hala kullanır  o takımları…

O dönemde, her yarışma ve her program belli bir ciddiyet içerisinde yapılır, konuklara ve ve televizyon başındaki izleyicilere büyük saygı gösterilirdi. Öyle pek fazla yarışma da yoktu zaten. Riziko haricinde, Bir Kelime Bir İşlem ve pazarları, ışıklar içinde uyusun rahmetli Cenk Koray’ın sunduğu Tele Kutu isimli bir yarışma vardı sadece.Haftanın o günlerini büyük bir heyecanla beklerdik.

Günümüze geldiğimizde durum birden bire farklılaştı. Hemen hemen her gün bir yarışma izler olduk. Formatı bizden olsun olmasın son on yılda, bir yarışma çılgınlığı yaşıyor televizyonlarımız.’Kim 500 Milyar İster’ ismiyle başlayıp, Globalleşme( para ve malların dünya üzerindeki hareketliliğinin artması) ile beraber ‘Kim Milyoner Olmak İster’ ismi ile yayına devam eden kaliteli ve belli bir çizgisi olan yarışmalar da yok değil ama geneline baktığımızda durum içler acısı.

Biz izleyiciler ne yarışmalar gördük… Üç gün bir çemberin içinde aç susuz yaşamaya mahkum edilenleri, bir arabaya yine aç susuz saatlerce veya günlerce dokundurulan yarışmacıların en son elini arabadan çeken insan olmak için verdiği mücadeleleri,formatında bu var denilerek kırbaçla korkutulan yarışmacıları, en zayıf halka sensin denilerek aşağılananları…

Bu tür yarışmalar, insan onuruna yapılabilecek en büyük saldırıları gerçekleştiriyorlar. Devam eden yarışmalar içinde de bu gelenek bozulmuş değil elbette… “Ben bilmem eşim her şeyin iyisini bilir”,” imkansız karaokeyi yanlızca ben yaparım”, “Survivor cengaveriyim ne yaparsam reyting alırım”, “Bugün ne giysem veya giymesem”, “Yemekteyiz israf edip şanımızı yürütüyoruz”, “pop starım kardeş”, “Gözetleniyoruz ey halkım!”, “Gelinim olur musun veya oğluma verir misin elini”, türü yarışmalar gerçekten insanların kendilerini kötü hissetmelerini sağlayan yarışmalar…

Bu yarışmaların korkunç derecede kısır ve seviyesiz olmaları yanında, bir de izleyicileri cahil yerine koymaya çalışmaları var… Ajanslardan getirilen yarışmacılar arada sırada da olsa basında yer alıyor.(Aslında ellerine gözlerine bulaştırmasalar bu haberler de yapılmaz ya… Çok belirgin olunca ister istemez gözlerden kaçmıyor) Bir dönemin en çok güvenilen televizyon yıldızı olarak ön plana çıkan Seda Sayan bile, hiç gereği yokken ajanstan adam getirdiyse, durumun önemi daha da çok ortaya çıkıyor.

Reyting Canavarı ister istemez insanları böyle kurgulamaların içerisine sokuyor.”Daha çok izlenelim de her yol mübahtır” mantığıyla yapılan bu işler ne yazık ki seyircinin de bir tepkisi olmayınca devran dönmeye devam ediyor…

Yapımcılar, insanları bu kadar neden saf görüyorlar ? Yoksa biz izleyiciler mi bunlara çanak tutuyoruz? Evet, maalesef biz tüm bu olanlara göz yumuyoruz. Elimizde kumanda aleti denilen bir silah var. Bas düğmesine imha et sevmediğin programları.İzleme…İzleme ki yapımcılar veya kanallar, ‘nerede hata yaptık biz’ sorgulamalarının içine girsinler.

ben-bilmem-esim-bilir

Ben Bilmem Eşim Bilir yarışma programında, ajanstan geldiği ortaya çıkan, ‘Beni başka erkeklerle hayal et kocacım.’ diyerek gaz vermeye çalışan yarışmacı tipinden tutun da, bir şovmenin bile zor yapabileceği bazı hareketleri yapıp, söylemlerde bulunan yarışmacılar var ne yazık ki.Dikkatlice izleyin bu yarışmaları ve kendinize şu soruyu sorun: Ben olsam bu hareketi milyonların gözü önünde yapar mıydım? Şayet yapamazdım cevabını veriyorsanız bilin ki o yarışmacının ajansla bağlantısı vardır.

Bu ve buna benzer o kadar çok örnek var ki. Hangi birini yazsam karar veremiyorum. Geçen aylarda Adam Asmaca ismi ile bir yarışma programı başlamıştı. Benim de çocukluğumda oynadığım ve küçük kızıma da öğrettiğim bu oyunun yarışmasını izleyecek olmanın heyecanıyla televizyonun başına ailecek oturmuştuk. Fakat o da ne, oyunun ne kadar zor olduğunu ilk yarışmacıda gören ikinci yarışmacı 500 bin lira kazandığı halde parasının 420 bin lirasını riske ederek yarışmaya devam kararı alıyordu.(500 bin lirayı kazanmış olması bile bir mucize idi) Mimiklerini ve sunucunun emrivaki yapar gibi devam etmesini istemesini hayretler içerisinde izledim. Sonrasında da cengaver yarışmacımız kaybetti tahmin edileceği üzere. Şimdilerde bu yarışmayı göremiyorum. Nedeni, ‘Nasıl 80 bin lira kaptırdık’ değildir umarım.

Geçmiş yıllarda da bir milyon lira ödüllü bir yarışma ilk bölümünün ardından veda etmişti ekranlara. Bu bir milyonun kazanılma şansı, yolda yürürken üzerinize uçak düşme olasılığıyla aynı olan bir yarışmaydı bu ve ilk bölümde nasıl olduysa telefonla katılan yarışmacıya kaptırılmıştı…

(Bunun yanı sıra izdivaç programlarında da buna benzer çok durum var. Anlattığımda eminim ağzınız açık kalacak. Bu yazımda girmek istemiyorum ama onlarda dönen dolapları ve ajanslarla nasıl çalışıldığını önümüzdeki yazılarımda yazacağım.)

Yemekteyiz, Bugün Ne Giysem, Survivor  ve buna benzer yarışmaları lütfen bundan sonra daha eleştirel bir gözle, ve kendinize ‘Ben yapar mıydım?’ sorusunu tekrar tekrar sorarak izleyin. Artık kanalların, seyircinin gücünü anlamalarının vakti geldi de geçiyor…

Haydi, kumandanıza kuvvet…

Sevgiyle, hep…

NURETTİN GÖNEN / MEDYABEY

tiyatrosanatcafe@hotmail.com

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com