Vıcık vıcık kadın programları

Efendim hali hazırda her evde birer değil, üçer beşer televizyon olduğu bir dönemde, her sabah gümbür gümbür çığıran birilerinin sesiyle “tövbe bismillah hayrola savaş mı çıktı?” diyerek yataktan fırlamaya başladım.

Aslında herşey sakin, asayiş berkemaldi ve sadece annem mutfakta kahvaltıyı hazırlarken televizyon izliyordu. Buna alışana kadar epey sıçramışlığım vardır. Sonra zamanla bu durumu kanıksamaya; hangi saatte, hangi kanalda, hangi kadın programlarının olduğunu öğrenmeye başladım.

Sabahın köründe abiye kıyafetlerle (ne gereği var çözemedim ama) program sunan sonradan görme, şarkıcıdan dönme, birbirinin türevi bu cancağızlarımla içli dışlı olmam için çok da çaba sarfetmem gerekmiyordu. Çünkü mesai kargalar kahvaltı etmeden başlıyor, ikindi çayında devam ediyor, prime time’a kadar allah ne verdiyse, kim kime dum duma geçip gidiyordu. Cümbür cemaaat acıların çocuğu olup, her tımbırtada oynayan manik-depresif birer toplum oluyorduk git gide. Bir saniye arayla salya sümük ağlarken, çıstak çıstak moduna geçebilen super woman olduğumu farkettim birden. Hatta daha da ileri giderek ileride bir kadın progaramı sunma fikirleri ampul ampul tepemin tasında atmaya başladı. Kadın programı sunmak hayali öylesine doldu taştı ki içimde, neler gerektiğini sorgulamaya başladım.

Öncelikle iyi bir fiziğim olacaktı, beyin kimyamın bir önemi yoktu, dahası biraz da kimyayı bozmam gerekiyordu, aksi taktirde canıma iğne batırmışlar gibi:

“ayyy ayyy ayyyyy ayyyy” diye nasıl bağırabilirdim ki durduk yerde. Karşımda seyirci denen bir güruh da olmalıydı ki ben “ayyyyyyyyy” dedikçe onlar alkışlamalıydı. Sonra birilerini bulup ağlatacak, en ağlak yerde çağırdığım dekor bir sanatçıyı “göster evladım teyzelere marifetini” dercesine sahneye alıp şarkı söyletecektim. Bu arada seyircilerin arasında dallı, güllü, tüllü en tombiş en rüküş kim varsa onunla laubali bir diyaloğa girecek onların göbeciklerini sallamalarını milyonlara izletecektim. Arada da kültür adına birkaç kayda değer sanatçıyı alacak tüm program boyunca kendilerine ikişer cümlelik zaman verecek, döndüre döndüre kendimle ilgili magazin haberlerini fragman olarak girecektim.

Sürekli yar bana bir koca medett diye bağıracak, gelenler sayesinde çeyizimi dizecek, eskaza bir koca bulunca hergün yeni evli olmanın zorluklarını anlatarak ahkam kesecek, düne kadar yediğim haltları, kırdığım fındıkları unutarak ve unutturarak namus timsali kesilecektim.

Aciz, çaresiz, kalleş, hain, kim varsa bulup getirecek onlara insanlık dersi verecek avaz avaz onları mahkeme edecek, sen kimsin, bunu nasıl yaparsın di mi hanımlar (sesim burda kapı gıcırtısı gibi gürültülü, tiz ve illet olacak) diye soracak şakşakçılarım “yaaa yaaa” diyerek bana alkışlarla cevap verecek ve ben o platformda biraz daha devleşecek, örnek insan, bulunmaz şahsiyet, medar-ı iftihar, umudumuz şaban olarak kabar kabar kabaracaktım.

Derken birden annem içerden bağırdı hayalimin en can alıcı noktasında
“Neslihan, gel kahvaltı hazır!”

Masanın başına geçip nar gibi kızarmış ekmeğe uzandım, bu arada çayını karıştırmakta olan anneme dönüp;
“Anne duyamıyorum, sesi biraz açabilir misin lütfen”
Bir dahaki yazımda evlilik programı sunucusu olma hayalimi sizinle paylaşacağım. Beklerim. Hop terelellellelelli yarrr.

NESLİHAN SULTAN/MEDYABEY

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com