“Urfalıyam Ezelden’in yolu açık reytingi bol olsun!”

Bu yıl garip bir sezon yaşıyoruz. O kadar garip şeyler oluyor ki ne yetişebiliyoruz ne de anlayabiliyoruz.

Bir dizi yayına giriyor daha ne olduğunu anlamadan kaldırılıyor hop yerine yenisi onu daha tam anlamadan bir yenisi.

Biz bunları anlamazken bir de tabi TV kanallarının politikalarını anlamakta zorlanıyoruz.

En çok anlamakta zorlandığımız kanal ise Kanal D tabii ki.

Dizi iş yapmaz kaldır, dizi iş yapar yine kaldır.

Şimdi diyeceksiniz olur mu öyle şey.

Açıkçası olan bitenleri alt alta toplayınca durumdan bu sonucu çıkarıyorum.

Güncel örnek olan “Urfalıyam Ezelden” üzerinden bakalım bir de sonuç nereye varıyor görebilecek miyiz?

İlk bölümüyle totel grubunda 4.55 reyting alarak üçüncü olmuş. AB grubunda ise 4.21 ile dördüncü olmuş. 20+Abc1 denilen reklamcıların önemsediği grup da ise 4.58 reytingle üçüncü olarak tamamlamış günü.

Bu şekliyle baktığımızda ilk bölüm için hiç de küçümsenmeyecek rakamlara ulaşmış dizi. Çünkü pazar akşamı en kalabalık akşamlardan biri karşısında ise O Hayat Benim, Küçük Gelin ve Yetenek Sizsiniz var. Yine aynı akşam ilk bölümüyle yayına giren Gönül İşleri dizisi var. Yani reytinglerin hepsini alırım mümkün mü?

2’nci haftasına girdiğinde ise dizi 5.69 reyting ile totel grubunda birincilik koltuğuna oturuyor, AB grubunda ise Gönül İşleri dizisi birincilik koltuğuna otururken Urfalıyam Ezelden Yetenek Sizsiniz’in ardından 4.84 ile üçüncü oluyor.

20+Abc1 kategorisinde ise 5.92 ile birinci oluyor.

Yani pazar akşamı iki kategorinin birincisi olarak geceyi kapattığı gibi beş barajını da geçiyor aldığı reytingle.

Gelelim üçüncü haftaya totelde 4.73 alarak üçüncü oluyor.

AB de ise Gönül İşleri’nin hemen arkasından 4.52 ile ikinci olurken yine reklam verenler için önemli olan 20+Abc1 grubunda ise 5.61 ile birinci olarak o haftayı da kapatıyor.

Ve dördüncü haftaya giriliyor. İşte ne oluyorsa o hafta oluyor. Totel grubunda 4.09 ile sekizinci, AB grubunda 3.47 ile onuncu, 20+Abc1 grubunda ise 4,66 ile beşinci oluyor.

Bu sonuçlar üzerine reytingler düzelmezse bitirileceği yönünde duyumlar almaya başlıyoruz.

Beşinci bölüm gelip çatıyor geçtiğimiz pazar akşamı da yayınlanıyor. O akşam Urfalı totelde 4.40 ile 5’inci, AB’de 4.11 ile 8’inci, 20+Abc1 de ise 4.95 ile 4’üncü oluyor.

Ne yazık ki istenilen sonuçlara varılmadığı için diziyi bitirme kararı alıyorlar.

Bir kanal reklam alamıyorsa gelir gider dengesi karşılanmıyorsa bir diziyi bitirir bundan doğalı yok tabii.

Ama özellikle ilk bölümden bugüne kadar olan verileri ayrıntılı olarak verdim burada çelişkili bir durumun söz konusu olduğunu gösterebilmek için.

Şimdi soralım; dizi beş barajını aşmış reklamcıların önemsediği kategoride de birincilik almışken sonraki hafta küçük bir düşüş yaşadığı için “kurtarmıyor bu dizi” demek ne kadar doğru?

10-10 +10 mu bekliyorduk Urfalıyam Ezelden dizisinden? Pardon ama rakipleri de nal toplamıyor. Yıllardır birincilik alan Acun bile o akşam zorlanırken Urfalıyam Ezelden ona bile kafa tutmuş hem sıralamada hem de reyting rakamlarında.

O zaman geriye şu kalır reklam verenlere bu rakamlar yetmedi.

Biz de şunu biliyoruz gün birincisi olan dizi en çok reklamı alır diye bir şey yok.

Medya Takip Merkezi’nin yaptığı bir araştırma sonucuna göre Küçük Gelin ilk 39 dizi arasında 34’ncü sıradaymış. Yani gün birincisi olması reytinglerde yüksek rakamlara ulaşması reklam verenleri çok da bağlamıyor.

Bu durumda Urfalıyam Ezelden reklamcıların ilgisini çekmediği için bitirildi sonucu çıkar değil mi?

İşte orda da şu soruyu sorarım.

Yine aynı araştırmaya yer veren Milliyet Cadde yazarı Sina Koloğlu’nun yazısında reklam verenlerin ilk onu listesine baktığımızda Benim Adım Gültepe 119 adet reklamla beşinci sırada yer alıyor.

Oysa reytingleri düşük olduğu için kaldırılmıştı dizi.

Şimdi soruyoruz biri reytingleri iyi reklam alamadı diğeri reytingleri kötü reklam aldı.

Ama ikisi de kaldırıldı bu ne yaman çelişki.

O zaman haklı olarak şunu merak ediyoruz daha ne isteniyor?

Demek ortada çok daha anlamsız bir durum söz konusu Kanal D dizileri bitirirken ne reytingi ne reklam alınmasını önemsemiyorsa meseleye içerik girer ki bunun böyle olduğunu biz zaten yıllardır biliyoruz.

Reklamcılar tarafından yönetilen bir sektör, onların istediği içeriklerle yapılan diziler, onların istediği diziye devam, istemediği diziye ise hayır.

Ama yeni denek sistemi bunu da etkilediği için şu an her şey daha açık ve daha karışık bir durumda.

Bir örnekte başka kanaldan vereyim o halde. ATV’ de yayınlanan Diğer Yarım reyting sıralamasında iyi durumda değil ama reklam verenler cephesinde ilk onun içinde.

Yani reklam alamıyoruz, reytingler yetmiyor söylemleri beni kesmiyor. Örnekler ortada kesen ve inanan varsa buyursun inansınlar.

Kanal D ise reklamlı da, reklamsız da dizileri bitiriyorsa ya aradığı içerikleri bulamamıştır ya da salık verilen tek tip izleyici ergen seremonisinin arayışındadır.

Tüm bunlardan benim çıkardığım sonuç bu. Yani bir kanal istediği şekilde ölçtürür kendisini reklam da alır özetle denek sistemi şu bu hepsi hikâye tek tip izleyici olsun benim olsun. Olsun hepsi senin olsun diyoruz biz de.

Gelelim yine Urfalıyam Ezelden’e. Hafta başı bitirildi haberleriyle üzüldüğümüz dizi, yapımcısı Faruk Turgut’un dizisine inanması ve gerekli girişimleri sonucunda Star TV ile yapılan anlaşma sonucunda artık orda kaldığı yerden devam edecek.

Yani bu senaryoya boyun eğmedi arkasında durdu işinin. Star TV de inanmasa işe “Evet” demezdi öyle değil mi?

Doğrusunu isterseniz Urfalıyam Ezelden dizisini ben de önemsiyorum.

Nedenine gelince; Doğunun kanayan yarası olan töre konusunu ele alan yapımlara ilgim diğer dizilerden daha fazla. Ama ilk bölümleri çok önemli benim için. İlk bölümde töreye nereden baktığını anladığımda o diziyi izler ya da listemden çıkarırım.

Yanlış bulduğum noktaları da eleştirmiyorum artık bu tür dizilerin. Çünkü sadece yapmış olmak için yapıyorlar ve ne deseniz de kısır bir yerden töreye bakanların sizin yaptığınız eleştiriyi anlaması mümkün değil.

Kaldı ki anlıyor olsalar baştan öyle bir anlatım içinde başlamazlar. Çok basit bir örnekle geçen yıl Mardin’de çekilen bir dizinin başrol oyuncusu açıkça “gezmek, Mardin’i görmek” için diziyi kabul ettiğini söyleyerek işe nerden baktığını da ortaya koymuştu. Böyle bir bakışta o insanın törenin acımasızlığını anlamasını beklemek ve bunu da anlatabilmesini ummak mümkün mü?

Hal böyle olunca da bir birinin tekrarı işler sürülüp durdu ortaya.

Süsü konak olan, içinde bir ağası, aşkı berdel üzerine kurulan taklitler, taklitler.

Böyle ezber diziler yüzünden insanların “bu zamanda hala mı” ile başlayan acıtıcı soruları da olur. “Bizleri yanlış anlatıyor” diyen yöre halkı da.

En acıtanı ise bazı köşe yazarlarının töreye de turistik bakmaları. Bölgeyi nasıl turistik gözle görüyorlarsa bölgenin kanayan gerçeğine de öyle bakıyorlar. Konuya “ iğrenç” söylemine varan yorumları ise hala bu zamanda bu olayların olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Tersi olsa raporlarda sayısal azalma olurdu. Kadın cinayetleri de olmazdı bu ülkede. Sığınma evlerindeki sayılarda töreden kaçan insanlar öne çıkmazdı. Hafife aldıkları konu gerçeklerle o raporlarda hiçte hafif durmuyor.

Yani hangi yüzyılda olursak olalım bu gerçek var. Mesele bu gerçeği anlamak, anlaşılır haliyle anlatabilmek.

Meseleyi yok saymakla mesele çözülmeyeceği gibi diziler de bu meseleler çözülsün diye yapılmıyor.

Bugüne kadar birçok dizi yapıldı ama dediğim gibi naif anlatımıyla bir ya da iki dizi dışında çoğu yapmış olmak için yaptı. Çünkü ne oyuncusu, ne yönetmeni, ne senaristi var olan meseleyi anladı ezbere kalıplar içinde ezbere çıkarlarla yaptılar.

İş samimiyse zaten alıp yürüyor Karagül örneği gibi değilse izleyici de zaten ezber izlemiyor.

Bakmayın Küçük Gelin’e siz onun gideri ayrı ezberciliği ve taklitçiliği de.

Urfalıyam Ezelden ise bu noktada yapılmışlardan farklı olarak ortaya çıkıyor. İşe sıcak bakmamdaki en temel neden öyküsü kendisinde bölge insanı olan Bülent İnal ve Sinan Tuzcu’ya ait olması. Konuya vakıf olmadan yola çıkılmadığının teminatı gibidir benim için bu durum.

Zaten ilk bölümü izleyince de bunu net bir şekilde anlıyorsunuz, mesaj derdinin olmadığını görüyorsunuz.

Müziğin içinden gelen insanların yine müzikle hayata tutunduğunu, Urfa’ya has adetlerin, gelenek göreneklerin içinde yaşamaya devam ederlerken hayatlarına kan bulaşmasın diye çırpınışlarını izliyorsunuz.

Bunu yaparken o kadar doğal, basit bir anlatım dili kullanmışlar ki bir anda sorguluyorsunuz her şeye iyi gelen müzik o topraklara neden yetmemiş? Oysaki müzikle yüzyıllardır nam salmıştır Urfa.

Çocukları kan davasına bulaşmasın diye bir babanın İstanbul’a göç öyküsü basit, herkes gibi hayatlar üzerinden anlatılıyor.

Ne esas oğlan ağa ne de şehirli kız zengin. Sıradan hayatlar müziğin büyüsü içinde kesişiyor. Hayata tutunurken de kendi iç çatışmalarıyla her bir karakter göçle savruldukları yerde anlamaya çalışıyorlar yenidünyalarını.

Şimdiye kadar müzik penceresiyle töreyi sorgulayan, insanları göçe sürükleyen nedenlerden biri olan ve göçün insan yaşamlarına olan etkisini sıradan yaşamlar üzerinden anlatan başka bir dizi oldu da biz mi görmedik diyeceğim de kadının mal gibi gösterilmesini sadece doğu dizileri yapılınca gören eleştirmenleri bu bakış içerisinde zaten samimi bulmuyorum.

Üçlü dörtlü ilişkileri doğal gösteren işleri ve hırsızlığı sevimlileştiren dizilerin çocukluğuna inerek aman da alkış olunca haliyle doğu işlerini yerden yere vurmaları da samimi de gelmiyor bana.

Dediğim gibi Urfalıyam Ezelden konuya başka bir pencere açmış yönetmeninden, senaristine, oyuncusuna kadar konuya vakıf bunu da izleyiciye geçiriyor.

Samimi bir iş özetle.

Eksiklikler yok mu elbette var ama şimdi konumuz bu değil ilerleyen bölümlerde değiniriz onlara da.

Ve şimdi senaryosunu Cihan Çalışkantürk, Sinan Tuzcu ve Deniz Madanoğlu’nun, yönetmenliğini Faruk Teber’in üstlendiği, Bülent İnal, Dolunay Soysert, Öykü Gürman, Settar Tanrıöğen, Meral Çetinkaya, Menderes Samancılar, Zuhal Olcay, Mine Teber, Cahit Gök, Murat Güven Akpınar ve Uğur Güneş’in rol aldığı dizi yeni kanalı Star TV ekranlarında kaldığı yerden devam ediyor.

Yapımcısı inandı, Star TV tamam dedi, İbrahim Tatlıses ses verdi artık izleyici de sahip çıksın ki dizi öyküsünü tamamlasın.

Her ne kadar cumartesi de zor bir gün olsa da ben dizinin oranlarını koruyacağına ve zaman içinde yükselteceğine inanıyorum.

Urfalıyam Ezelden’in yolu açık reytingi bol olsun olsun ki türkülere doyalım…

 

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com