UÇURUM DİZİSİNİN SETİ GÜVENDE Mİ?

ucurum-dizisi

Uçurum dizisinin setinde yaşananlar bir süredir medyada kendine yer buluyor. Güneş gazetesinden İdil Çeliker tinercilerle ilgili dizi setinde yaşananları yazdı.

Çözüm kaynağı polis değil
Cengiz Semercioğlu, dün atv’nin Uçurum dizisinin çekimleri sırasında, plato olarak seçilen Aksaray’da setin tinerciler tarafından basıldığını yazmıştı…
İddiada, set ekibi ile tinerciler arasında taşlı sopalı kavgaya varan sahneler yaşandığı da yer alınca, emniyet teşkilatından konu ile ilgili bilgi almaya çalıştım…
Öncelikle belirtmek isterim ki; Uçurum Dizisi’nin yapımcıları emniyete Aksaray’da çekim yapacaklarını bildirmemiş…
İkincisi, yapımcıların böyle bir olayla ilgili şikayeti yok…
İstanbul’daki belli bölgelerde, olayların kaynağına hep ‘Tinerci’ eki konuyor olması sizi de şaşırtmıyor mu?
Ekranlarda sanatçıları taciz edenlerin, sokakta terör estirenlerin hepsi tinerci mi?
Aralarında dilenciler, şarapçılar, cam siliciler de var ama nedense, her olayda tinerciler anılıyor…
Polisin kent sokaklarını daha kolay yaşanır kılmak için Güven Timleri’yle yoğun bir çalışma içinde olduğunu biliyoruz… 1 Ocak’tan bu yana olaylara karışanlar arasında ‘tinerci’ yok denecek kadar az… Elbette haklarında pek çok işlem yapılıyor. Ama daha çok kullandıkları uçucu maddelerin etkisi geçene kadar polis merkezlerinde ‘geçici gözlem altı’nda bulunduruluyorlar… Ayıldıklarında ise polisin yapacağı bir şey kalmıyor… Yani tinercilerle mücadelede polis çözüm kaynağı değil…
Bu çocuklar için belli semtlerde barınma ve beslenmeleri için alanlar konuşlandırıldı bir süre önce… Ancak, çoğu o alanları otel gibi kullanıp, kentin cazibe merkezlerinde olmayı tercih ediyor… ‘Cazibe’den kasıt, işletme sahiplerinin önemli bölümü biraz korkularından olsa gerek, onları yedirip, içiriyor. Karınlarının doyduğu yiyip, içtikleri yerleri de terk etmiyorlar haliyle… Eh, renkli dünya, ünlüler, kameralar da işin içine eklenince, kendileri için yapılan barınaklar yerine, eski metruk evlerde kalmayı seçiyorlar bu merkezlere yakın olması gerekçesiyle… Kentsel dönüşüm ivme kazandığında, zaten alışageldikleri bölgelerde barınamayacakları aşikar…
Aslında bunların hepsi geçici çözümler. Daha doğrusu ötelemeler… Amaç bu çocukları kazanmaksa, ilgili bakanlıkların daha radikal çözümler üretmesi gerekiyor… Biraz kentin dışına doğru, ormanlık alanlarda rehabilitasyon merkezleri kurulabilir. Tıpkı batılı örneklerinde olduğu gibi… Hem tedavi olup, hem mesleki eğitim alarak hayata dahil olmaları sağlanabilir. Zaten madde kullanmaları halinde en fazla yaşayacakları 35 yıl… Yazık günah değil mi? Sanırım tiner satışına da, sınırlandırma gelecek yakında…
Dedim ya, hepimize görev düşüyor bu konuda…. Medya mensubu arkadaşlar, özellikle sanatçılı olaylarda bu çocukları çekip, ekrana getirdiklerinde, kendi aralarında şöhretleri arttığı için, bu yolla kendilerine taht kurmaya çalışanların da çıkabileceğini göz ardı etmesinler lütfen. Ekranda görünebilmek için, daha tacizkar davranabilme riskleri yüksek çünkü…

İdil Çeliker / Güneş

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com