TRT çöküşün eşiğinde mi?

TRT’nin kanallarındaki bütçelerin önceki yıllara oranla düşürüldüğü biliniyordu. TRT’nin kamu yayıncılığının yanı sıra büyük kanallarla da reyting yarışına girmesi bütçe olarak kurumu zorladığı ileri sürüldü.

Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur, ” TRT Çöküşün eşiğinde…Sorumlusu kim?” başlıklı yazısında bugün mali olarak TRT’nin geldiği durumu yazdı. Türk kültürü ve de müziği açısından TRT’nin konumunun önemine dikkat çeken Fuat Uğur, TRT’nin büyük kanallarla reyting yarışına girmesinin bir bedelinin olduğunu ifade ederek bundan sonra yapılması gerekenleri yazdı.

“İşler böyle bir noktaya geldiğinde meselenin özüne inmek gerekiyor.Artık bir karar verilmeli. TRT kamu yayıncılığı mı yapacak, yoksa özel televizyonlarla rekabet mi edecek?” sorusunu soran Fuat Uğur’un o yazısından bir bölüm:
**************        ***************
Tuttu saçma bir reyting yarışına girdi. Ardından dünya paralar dökerek futbol maçlarının yayınlanma haklarını satın aldı. Büyük bütçelerle reytinglerde kafa koparacak diziler yapmaya soyundu. Bu arada kamu kuruluşu olduğunu unutmadı ve kanal açmayı sürdürdü. Açtıkça açtı. TRT Avaz mı dersin, epey paranın saçıldığı-dağıtıldığı TRT Türk mü dersin, TRT Kürdi mi? Peş peşe geldi. Sonuç 14 televizyon kanalı, 6 ulusal, 6 bölgesel, bir yerel, 2 uluslararası radyo kanalı ve 32 dilde yayın yapan internet haberciliği.
Peki, geliri neydi TRT’nin?
2013 yılında TRT’nin radyo-televizyon satışlarının bandrolleri ve elektrik paylarından elde ettiği gelir 800 milyon lira civarındaydı. Bu da kurumun yıllık gelirinin yarısına tekabül ediyordu.
Ama bu kadar masraf yetmezmiş gibi pat diye Danıştay’ın kararı geldi.
Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu (EPDK) da tam bu anı bekliyormuşçasına enerji faturalarındaki kayıp kaçak bedeli üzerinden tahsil edilen TRT payını ödemeyeceğini duyurdu. TRT’nin gelir kaybı da yüzde 20 oranında azaldı. Zaten daha evvel de Organize Sanayi Bölgelerinin(OSB) ödediği enerji payı kapsam dışına alınmış, 2010’da Bakanlar Kurulu kararıyla 21 çeşit üründe bandrol ücreti oranlarında önemli oranlarda indirim gerçekleştirilmişti.
Tam bu sırada TRT World’ün kuruluşuna başlandı. Dünya standartlarında bir kanal olması için hiçbir masraftan kaçılmadı. Ama TRT bütçesini artık hayli zorluyordu.
Hem kamu yayıncılığı yapacaksın hem de özel televizyonlarla rekabet edeceksin ve kârlılığını artıracaksın. Özel televizyonların sırtında yumurta küfesi yok. Ama TRT’nin var.
Tabii sermayeyi kediye yükleyen TRT nihayetinde hükümetin kapısına dayandı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun TRT’ye soğukluğu biliniyor. Bunun nedenini detaylandırmaya gerek yok. Ama yine de ek ödenek kabineye sunuldu ve tüm bakanlar imzaladı. TRT Genel Müdürü Şenol Göka, Başbakan’ın da imzalaması için makamına gitti ve saatlerce orada bekledi. Henüz bel fıtığı ameliyatı olmuştu ve hayli zorlanıyordu üstelik.
Sonuç; o ek ödenek kararı imzalanmadı.
Ne oldu şimdi? Dizileriyle rekabet eden TRT, dizilerinin bütçesini karşılayamaz hale geldi. Programlarını peş peşe kaldırmaya başladı.
İşler böyle bir noktaya geldiğinde meselenin özüne inmek gerekiyor.
Artık bir karar verilmeli. TRT kamu yayıncılığı mı yapacak, yoksa özel televizyonlarla rekabet mi edecek?
Avrupa’nın neredeyse tüm ülkelerinde devletin finansman sağladığı devlet televizyonları ve radyoları var. İngiltere’de BBC, Almanya’da ARD ve ZDF, Avusturya ORF, Hollanda NPO, İsveç SVT, İtalya RAİ, Yunanistan ERT, Belçika RTBF, İspanya RTVE, Fransa TF1, Canal Plus vb.
Örneğin BBC, sadece zorunlu vergilerden yılda 3 milyar 446 milyon Pound kazanıyor ve buna ek olarak da 293 milyon Pound ek devlet yardımı alıyor.
Bu yüzden de BBC’nin eğlence kanalları BBC Entertainment ve BBC Prime kesintisiz ve reklamsız programlar, dramalar yayınlıyorlar. Önemli sanat yapıtlarının sinema uyarlamalarını ekranlara aktarıyorlar. Diğer ülkelerdeki durum da aynı.

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com