Taciz mağdurlarının psikolojisi

Babasız, annesiz büyümek zordur. Bu zorluklar aileden aileye çok farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu yazıda baba eksikliğinin kız çocukları ve elbette büyüdüklerinde kadınların başına gelen taciz olaylarıyla ne türden ilişkisi olabileceğini irdeleyeceğiz.

Biraz fazlasıyla genelleyecek olursak baba otoritedir, son sözü söyleyendir ve ailesinin dış dünya ile sınırını çizen kişidir. Elbette bunlar en genel anlamdaki çoğunlukla kabullenilmiş rollerdir. Pek çok istisnası elbette vardır bireysel bazda baba rollerinin. Ancak özellikle insanların toplumsal ve kültürel olarak günümüzdeki halini alırken geçtiği evrelerde insan psikolojisi üzerindeki babanın simgesel rolü özetle bu şekildedir.

Kısacası yetişmekte olan bir insanın toplumsal hayatta ne türden ilişkiler kuracağı, ne tür pozisyonlar alacağı, nerede durup nerede ilerleyeceği babanın simgelediği ilişki kalıbıyla belirlenir. Ve çocuk büyüdükçe hayat içerisinde diğer insanlarla kuracağı ilişkilerde bu kalıbı kullanacaktır. İçselleştirimiş olarak, neyin doğru ve yanlış olduğunu kulağına babasının sözleriyle vermiş olduğu öğütleri fısıldayacaktır. Baba ailede iradeyi, toplumsal gücü, dayanıklılığı, dirayeti, bilgeliği simgeler. Anne ise daha çok doğal olanı, yaşamı, sevgiyi, bağ kurmayı, ruh hallerini kontrol edebilmeyi, sevecenliği temsil eder.

Baba herhangi bir sebepten ortada yoksa ne olur? Çoğunlukla anne bu boşluğu doldurmaya çalışır.  Anne eğer olağanüstü bir çaba ile babanın da eksikliğini gidermeye çalışarak, erkeksi birtakım nitelikler geliştirerek yahut üstlenerek çaba sarf ederse ve kendisinden ödün verme pahasına böyle bir yola girerse, bir şekilde çocuk açısından bir tür denge sağlamak mümkün olabilir. Tam olarak babanın yerine geçemese bile annenin tavrı, anneliğin birtakım niteliklerinden ödün verme pahasına dahi olsa, erkeksi nitelikleri de sunarak bir çocuk için kaynak oluşturabilecektir. Bunun bedeli annenin yumuşaklığından çocuğun mahrum kalmasıdır.

Oysa bu çoğunlukla bu şekilde tezahür etmez. Bu gibi bir durumda yetişmekte olan bir çocuk için babaya olan ihtiyaç daha da belirginleşmektedir.

Geçenlerde bir TV kanalında yayınlanan bir söyleşide ünlü bir kadın babasız büyümenin bir genç kızda ne türden sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne serdi: Bu kişi genç kız olmaya başladığı yıllarda babasız kalıyor ve Almanya’dan Türkiye’ye geliyor. Ancak gelir gelmez erkekler tarafından tacizler başlıyor. Kariyeri boyunca (kendi sözleriyle) hangi işe başvursa sürekli cinselliğini kullanmak amaçlı mobbinge uğruyor. TV’deki ropörtajta bu kişi açık bir şekilde babasından korunma bekleyen bir çocuk imajı çiziyor. Ebeveynlerinin korumasını arzu eden, hayata karşı bir kalkan olmasını beklediği ebeveynleri olmaksızın kendisini savunmasız olarak tehlikelerin ortasında bulan bir insan izlenimi veriyor.

Bu elbette anlaşılır bir psikolojidir. Özellikle erken yaşlarda aile korumasını yitirmiş bir insanın hayat boyu bu durumla başa çıkmaya çalışırken, hayatını idame etmeye çalışırken başına gelen pek çok tatsız ve olumsuz şeye sebep olma potansiyeli vardır.

Ancak olayı esas ilginç kılan şey, dışarıdan bakınca gözlemlenmesi en kolay şey olan, olayın bu kısmı değildir. Esas dikkat edilmesi gereken kısım: Bu örnekte, bir yandan tacizlere maruz kalmaktan şikayet edip sadece cinsel bir nesne gibi algılanmaktan ve davranılmaktan mağdur hissederken; toplum önünde, medya aracılığıyla yapmış olageldiği her şey ile cinsel mesajları etrafa saçıyor olmasıdır. Kısacası ortada yaptığı şeylerin sonuçlarını kestirememek gibi bir durum söz konusu olduğunu varsayabiliriz.

Peki, neden bir insan hem cinsel mesajlar verip bizzat kendisini cinsel bir obje gibi sunarken bunun olası sonuçlarından bu kadar eziyet çekerken bu çelişkili davranışının sorumluluğunu hissetmez? Bunun sebebi şudur: Taciz her ne kadar mağduriyet yaratan bir durum olsa da dikkat ve ilgi almanın da bir tür yoludur. Negatif bir yoldur, evet. Sağlıksız bir yoldur, evet. İnsanı geliştirmez, zarar verir, evet. Ama nihayetinde verilen cinsel içerikli mesaj, dikkati çekilmek istenen erkeğin, erkeklerin enerjisini kendi üzerine çekmenin neredeyse kesin bir yoludur.

Şunu özellikle vurgulamak isteriz ki ne bu şahıs, ne de buna benzer tüm vakalardaki kadınlar aslında yaptıklarından esas sorumlu olan kişilerdir, bir türden taciz varsa elbette bu tacizi yapan kişidir yaptığının sorumlusu. Sadece taciz mağduru bir kadın ne yaptığının tamamıyla farkında olmaksızın bazı davranışlarının hayatında istemediği sonuçlar ürettiğini kavrayamamaktadır.

Bunun ardında yatan şey şudur: İhtiyaç olduğunda orada mevcut olup cinsel manada diğer erkeklerin aşırı dikkatini çekecek görünüm, hal, tavır yahut eylemlerde bulunduğunda, henüz bir genç kız iken ona sağlıklı bir sınır koyması gereken babanın etrafında mevcut olmamasıdır, böyle bir baba figürünün eksikliğidir. Dolayısıyla yetişme aşamasında neyin toplumsal olarak doğru ve neyin kendisine zarar verici olabileceği ayrımını yapmasını sağlayacak rehberlikten yoksun olarak taciz mağduru bir kadının hayatında erkeklerle sağlıklı ilişki kalıplarına sahip olmaması neredeyse kaçınılmazdır.

Taciz son derece hassas bir durumdur. Kadın bedeninin ve sınırlarının ihlal edilmesi, ruhsal olarak büyük problemler yaratma potansiyeline sahiptir. Özellikle tacizler erken yaşlarda başladığından çocuğun ileride erkekler ile sağlıklı bir mesafede ve kendi tercihleri doğrultusunda yakınlaşma sağlayabilmesi çok zor olmaktadır.

Ancak bu bir kısırdöngü oluşturur. Taciz geçmişi olan kadın erkeklere güvenmekte güçlük çeker. Ve erkeklerin kendisine saygısı olmadığına, erkeklere güvenmenin imkansız olduğuna ilişkin derin bir inanç geliştirir. Bu ne kadar erken yaşlarda meydana gelirse o kadar derinlemesine ve kuvvetli bir inanç teşkil edecektir. Böyle bir durumda insan bilinçdışından kendi inancını doğrulayacak kanıtlar üretmek zorunda hisseder. Unutulmamalıdır ki her inanç, her durumda doğrulanmak zorundadır. Ancak böylelikle pekiştirilecektir. Dolayısıyla, kendisine zarar verecek potansiyele sahip eylemlere ve davranışlara girerek riskler oluşturacak kendisi için. Ya da belirli niteliklerden yoksun erkeklerde, kendisinin de tercih etmeyeceği türden bir kadın imajı yaratacak hallere kendi kendini farkında olmadan sokacaktır. Bunun sonucunda başına gelen, gelmesi beklenen olaylar sonucunda da erkeklerle ilgili derin inançlarını ve önyargılarını pekiştirecek sonuçların üretilmesini bilinçdışından sağlamış olacaktır. Bu kalıp her türden travma durumlarında da gerçekleşir: Kişi travmayı yaratan koşulları bilinçsizce aramaya ve kendisine çekmeye devam eder hayatı boyunca…

Ayrıca küçük bir çocuk için bu çoğunlukla göz ardı edilen bir faydadır: Bir çocuğun bir yetişkin üzerinde cinsellik aracılığıyla dahi olsa böyle büyük bir etki yaratabilmesi, çocuk için gerçekte olduğundan daha fazla önemli hissetme duygusu yaratır. Erişemediği bir güce ve etkiye sahip olma duygusu çocuk için büyümüşlük ve güçlü olma yanılsaması yaratacaktır. Böyle bir durumda farkında olmadan erkeklere cinsel mesajlar vermeye başlayacaktır çocukken bile olsa. Ancak şu çok önemlidir: Bunun ne anlama geldiğini dahi bilmeden ve sonuçlarının ne olduğunu da elbette bilmeden yapar o…

Çocuk her koşulda masum olduğundan elbette böyle bir şey üzerinde bir sorumluluğu yoktur. Bu nedenle çocuğun başına böyle şeylerin gelip gelmemesinin sorumluluğu her koşulda anne ve babadadır. Çocuğun başına gelen cinsel yahut diğer türden travmalar eninde sonunda ebeveynlerin sorumluluklarıyla alakalıdır. Çocuk ne kendisinin sınırlarının farkındadır ne de o sınırları korumakla ilgili herhangi bir gücü vardır.

Bahsettiğimiz örnekte olduğu gibi, eğer anne baba ilgisi çocuk üzerinde değilse, çocuk ya da genç kadının cinsel mesajları sağlıklı ve kendisine zarar vermeyecek şekillerde karşı cinse iletmesi çok zor olacaktır. Neyin cinsellik, neyin ise normal davranış içerisinde kabul edileceğinin dengesini ve seviyesini ayarlamak çocuğun ebeveynlerinden öğrenmesi gereken bir şeydir. Kaldı ki çok önemli bir başka faktör de şudur: Bu örnekteki kadın Almanya gibi cinsellikle ilgili mesajların kadının fiziksel görünümüyle daha az ilgisi olduğu bir kültürde yetişmiştir. Genç bir kadınken fiziksel görünüşün cinsel mesaj ile neredeyse özdeşleştirildiği Türkiye gibi bir kültüre gelince, normal sayabileceği kıyafet ve tavırların burada tamamıyla cinsel mesajlar olarak algılanabileceğini anlamakta zorlanmış olabilir.

Baba figürünün gerekliliği bu anlamda çok belirleyicidir. Babadan –ve bu durumda babanın yetiştiği kültürden- uzak büyüyen bir kız çocuğunun doğru yakınlığı baba ile test edememesi nedeniyle oluşturması çok zordur. Babanın kızına baktığında gördüğü yahut tavırlarında algıladığı şeyin fazlasıyla cinsel mesaj içerdiğini hissetmesi ile göstereceği tepki, kadının kendi cinselliğinin karşı tarafta ne tür etkiler yarattığını öğrenmesi açısından gerekli bir süreçtir.

Bunun ince ayarını yapmak zor olduğundan değişen değerlere göre babaların da toplumun normal kabul edeceği düzeye göre kendisini güncellemesi gereklidir. Sonuçta toplumsal normlar ve kabuller zamana ve duruma bağlı şeylerdir. Sorunları yaratan şey ise, çağın yahut çevresel koşulların gereklerinin dışında, kişisel yahut yakın çevrenin değerlerine göre babanın kız üzerinde zamanın ruhuna ters düşen aşırı baskı kurma potansiyeli yaratmaktadır. Ancak her durumda, olumlu anlamda da, olumsuz ve baskıcı anlamda da olsa kızın cinselliğinin toplumsal algılanışı üzerinde –doğrudan değil anne üzerinden dahi olsa- babanın hisleri belirleyicidir.

Babanın, özellikle koyacağı sağlıklı sınırların (toplumda sık rastlanan aşırı baskıdan bahsetmiyorum) kadının erkeklere karşı dikkat etmesi gereken şeyleri algılamasında bir geribildirim işlevi görmesi kaçınılmazdır.

Baba eksikliğiyle ya da baba ile duygusal bağlantının zayıf olduğu aile kültürüyle büyüyen kız çocuğu, sağlıklı ve gerekli olan baba sevgisinin, ilgisinin yerine, erkeklerin aşırı ilgisini ve cinselliğini üzerine çekmeyi koyar. Bu nedenle, babasından sağlıklı ve ihtiyaç duyduğu şekil ve seviyede yakınlık, ilgi görmemiş kız çocukları başka erkeklere, özellikle de kendilerinden daha büyük erkeklere cinsel mesajlar vermeye bilinçsizce başlarlar. Daha doğrusu, çoğu durumda cinsellikleriyle ilgili erkeklerden algıladıkları mesajlar sayesinde bunun erkekler üzerinde bir çekim güçleri olduğunu sezinler.

Babasından alabilse tercih etmeyeceği bu türden bir ilgiyi, babanın yokluğunda yahut ilgisizliğinde bilinçsizce kullanmayı öğrenir kız çocukları. Tacizler, erkek ilgisinin zararlı olduğunu hissettirir ama yakın olmanın da bir yolu olduğundan diğer yandan pekişmeye başlar.

Kişi giderek kendisini suçlar ve değersiz hissetmeye başlar. Oysa doğru ve yanlışı ayırt edemediği, kendisini korumaya gücü yetmediği küçük yaşlarda bu çocuk sadece masumdur. Ve onun masumiyetini korumakla yükümlü olan ebeveynlerdir esas bu durumun sorumlusu. Dolayısıyla yetişkin haline geldiğinde dahi insan o masum tarafını, savunmasız tarafını büyütmez. Kendisini her tacizde yeniden masum ve savunmasız addeder. Kilitlenir ve çocukluğundaki çaresizliğin içerisinde yeniden ve yeniden kendisini bulur.

Taciz geçmişine sahip olan tüm kadınların muhakkak ciddi seviyede psikolojik destek görmeye ihtiyaçları vardır. Aksi halde aynı ruh halleri tetiklenip duracak ve aynı kabus tekrar etmeye devam edecektir.

Özetle taciz, babasıyla yakın olamayan kadınların başına gelme eğilimindedir. Ve çaresi de babayla yeniden, kalben yakın hissetmektir. Her şeye rağmen baba sevgisine ve varlığına kendini açmakla mümkündür… Babayla kurulabilen sıcak ve sağlıklı yakınlık, erkeklerle kurulabilecek olan sahici ve besleyici yakınlığın limiti, belirleyicisidir.

SANGEET ERDOĞAN ŞEMSİYECİ/MEDYABEY

(Psikoterapist, Aile Dizimi Uygulayıcısı)

Etkinlikleri görmek için tıklayın

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com