Süleyman Özışık Sıla ve Halil Sezai’ye öyle bir cevap verdi ki!

Popçu Sıla Gençoğlu’nun Yenikapı mitingini kastederek “darbelere karşıyım ama ben böyle bir şovun içinde olmayacağım” açıklamasının travması daha bitmemişti ki  ardından şarkıcı Halil Sezai’nin Bursa konserinde siyasi nefret içeren konuşması gündeme geldi. ‘AKP RTE al birini vur ötekine kusasım geldi” şeklindeki açıklamasıyla yeni bir gündemin içine girdik. İnternethaber’in önemli kalemi Süleyman Özışık, “Paranın dizginlediği sanatçılar!” başlıklı yazısında Sıla ve Halil Sezai’ye yüklendi.

ÖZIŞIK SILA VE HALİL SEZAİ’YE YÜKLENDİ

“Mesele neredeyse 248 şehidimizin önüne geçecek hale geldi. Bu konuda bir kaç kelime söyleyip kendi adıma meseleyi kapatmak istiyorum” diye yazan Süleyman Özışık, Yenikapı’daki mitingin şov değil darbecilere karşı bir gövde gösterisi olduğunu yazdı. Özışık, Halil Sezai içinse “Biz zaten senin gibi sanatçı kırıklarını gördükçe sabah akşam kusuyoruz!” diye yazdı.

İşte, Süleyman Özışık’ın son günlerin gündemindeki iki isim ile ilgili o yazısı:

suleyman-ozisik

**********   **********

Paranın dizginlediği sanatçılar!

Yaklaşık bir haftadır “Ben Yenikapı’daki o şova katılmam” diyen Sıla’yı konuşuyoruz.

Yaptığı açıklama sonrası bazı konserlerinin iptal edilmesi sonrası sanatçıya sahip çıkanlarla eleştirenler arasında kıyasıya bir laf yarışı var.

Mesele neredeyse 248 şehidimizin önüne geçecek hale geldi.

Bu konuda bir kaç kelime söyleyip kendi adıma meseleyi kapatmak istiyorum.

Sıla’nın ülkeyi ilgilendiren her konuda söz söyleme özgürlüğüne sonsuz saygı duyuyorum. Miting ile ilgili kullandığı cümlenin tek harfine bile katılmıyorum ama yine de saygı duyuyorum.

Şimdi ben de fikrimi söyleyeceğim ve aynı şekilde benim de fikrime saygı duyulmasını rica ediyorum.

Sevgili Sıla’nın bilmesi ve öğrenmesi gereken şey şu:

Yenikapı’da yapılan miting şov değil, aksine bir gövde gösterisiydi. İçerideki darbecilere ve onları maşa gibi kullanan baronlara karşı bir meydan okumaydı.

Türkiye’nin her inançtan, her renkten ve her görüşten insanı orada toplanarak, “Biz siyasetçisi, sanatçısı, akademisyeni, gazetecisi, işçisi, köylüsü ile biriz ve beraberiz. Bu ülkeye bir operasyon çekmenize izin vermeyiz” mesajı verdi dünyaya…

5 milyon insan hep bir ağızdan, “Biz demokrasiden yanayız” mesajı da verdi aynı zamanda…

Madem böyle bir etkinliğe gitmeyeceksin, gitme! Gitmesen, zaten kimse farkına varmayacak!

Ülke insanının tek yürek olduğu bir ortamda sırf aykırılık yaparak öne çıkmak için, sırf kendinden bahsettirmek için “Bu şova katılmayacağım” diyerek şov yapmanın ne anlamı var?

Demokrasi için toplanan 5 milyon insana omuz vermekten kaçacaksın. Bununla da yetinmeyip onların bu mücadelesine “Şov” diyeceksin.

Gezi olaylarında ortalığı yakıp yıkanlara tam destek vereceksin.“Konserim biter bitmez ekibimle beraber Gezi Parkı’na gidiyorum”diyerek vandalları cesaretlendireceksin. Ama mesele darbe için sokaklara, meydanlara çıkanlar olunca, “Bu şova ortak olmayacağım”diye beyanat vereceksin.

Bu sözlerinden sonra bazı belediyeler konserlerini iptal edince, “E ama hani bana demokrasi. Bu yapılanlardan hicap duyuyorum”diyeceksin.

Demokrasi dediğin şey tam da bu işte!

Konserlerin iptaline karar veren kurumlar, “Sen bizim demokrasi şovumuza omuz vermiyorsan, biz de senin sahne şovuna sponsor olmak istemiyoruz” demiş!

Ortağı olmadığın, desteklemediğin, “Şov” diyerek aşağılamaya çalıştığın demokrasiden senin payına düşen bu!

Sevgili Sıla’ya tavsiyem…

Onca hayranın sana sözlerinden ötürü sitem ederken “Söylediklerimin arkasındayım” diyerek bu vatanın toprağına, insanına ve havasına minnet duymadığını belli ettin.

Ne zaman ki konserlerin iptal olmaya başladı, o zaman çıkıp “Ben yanlış anlaşıldım” dedin. Kısacası, sen ve senin gibileri dizginleyen tek şeyin para olduğunu gösterdin.

İşte biz de bu halinden hicap duyduk!

******

Sıla’yı yazıp Halil Sezai’yi boş geçmek olmaz.

“14 Ağustos’ta büyük bir şey olacak” diyen Fetöcüler, Halil Sezai’nin bu konuşmasını kastetmiş olmalı! Ünlü sanatçı önceki gün zilzurna sarhoş çıktığı Bursa’daki konserinde patlamış!

Diyor ki “Bizim ne suçumuz var ben anlamadım. Yaklaşık 36 senedir yaşıyorum ne bir bilim, ne bir felsefe, ne bir sanat, ne bir spor dalında dünyada herhangi bir şeyde göremedim. Hiçbir şey göremedim ve bundan bıktım artık, sıkıldım, çok sıkıldım.

Sizin kendi kendinizi beslediğiniz, riyakarlık yaptığınız, gemiler aldığınız, inanılmaz şekilde orada bir sürü, bir sürü şeyler götürdüğünüz, kayırdığınız, akrabalarınızı koyduğunuz, fark etmez bunun adı AKP, RTE. Hiç fark etmez yani biri birine, biri diğerine, al birini vur ötekine. Şahsım olarak bundan kusasım var, artık nefret ediyorum”

“36 senede sen ne yaptın?” diye sorsak ne cevap verecek merak ediyorum. Sanırsın başka ülkede doğsa evrenin sırrını çözecekti incir güzeli!

Kendini cemiyette sanatçı diye tanıtıp bunun kaymağını yemeyi biliyorsun ama hele söyle sen geride bıraktığın 36 yılda ne ürettin?

İçip içip 24 saat çevrimdışı olacağına sen üret! Bizi sanatta dünyaya tanıtmak istedin de Da Vinci şifresini andıran saçlarından tutup engel mi olduk?

Sabah kalkıp şişeye düşercesine içen senin gibi alkol bağımlısı sanatçılarla nereye kadar gidilirse oraya kadar gittik işte! Eurovision şarkı yarışmasında seni kapıya vale olarak bile almazlar.

RTE dediğin adam ölümüne devlet yönetiyor devlet! Senin gibi 2 kadeh içip etrafa kusmuyor. 248 kişinin korumak için canını verdiği bu vatan mideni bulandırıyorsa, otur kendi üstüne kus, kendi kusmuğunda debelen!

Biz zaten senin gibi sanatçı kırıklarını gördükçe sabah akşam kusuyoruz!

Yazının tamamı için tıklayın:

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com