Soner Yalçın’ın Enis Berberoğlu yazısı çok konuşulacak!

Sözcü yazarı Soner Yalçın bugünkü ” Cemaatin CHP imamı” başlıklı yazısında Enis Berberoğlu’na çok sıkı yüklendi. Can Dündar’a MİT TIRLARI görüntülerinin verilmesi konusunda Enis Berberoğlu’nu korkaklıkla suçlayan Soner Yalçın, bir türlü ortaya çıkmayan solcu milletvekilinin Enis Berberoğlu olduğunu yazdı. Yalçın, Enis Berberoğlu’nun Fethullah Gülen’in önünde diz çöktüğünü kaydederek “sen mi gazetecilik dersi vereceksin bana?” diye sordu.

“HÜRRİYET İMAMI ENİS BERBEROĞLU”

Soner Yalçın, yazısında Enis Berberoğlu’nu Hürriyet’in imamı olarak işaret etti. Berberoğlu’nun Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olurken de Cemaat’in lobi gücünü kullandığını yazdı.

İşte, Soner Yalçın’ın çok konuşulacak olan Enis Berberoğlu yazısı:

************  ************

Can Dündar açıklama yaptı:
“Yazıda tırnak içinde alıntılanan cümle benim değil. Ne yazılı ne sözlü öyle bir cümle kurmadım. Hiç!”
Konu dünkü “Cemaatçi CHP’liler” makalem.
MİT TIR’ları görüntüsü hakkında şöyle yazdım: Can Dündar bilgileri-görüntüleri Enis Berberoğlu’ndan aldığını yazdı.
Tırnak içinde yazmadım. Tırnak içinde yazsaydım “solcu milletvekilinden aldığını yazdı” derdim.
Can Dündar gazetecilik namusuyla hareket ediyor; ve haber kaynağını bu kadar söylüyor.
Peki… Kim bu “solcu milletvekili?”
Herkes biliyor. Ama önce şunu belirtmeliyim:
Bu nasıl solculuk?..
Bu ülkenin solcuları darağaçlarında, işkence tezgahlarında, kör karanlık kuytularda can vermelerine rağmen hep hakikati savundular.
Bu sözümüz ona “solcu milletvekili” ise korkak; Can Dündar’ın tek başına hedef yapılmasını sessizce seyrediyor. O görüntüler büyük bir gerçeği ortaya çıkarmasına rağmen “Ben verdim hodri meydan” diyemiyor!
Bu nedenle “işin içinde iş var” diyorum.
“Solcu milletvekili” basın toplantısı düzenleyip gerçekleri kamuoyuna anlatacakken, görüntüleri neden sadece Can Dündar’a verdi? Amacı, Batı‘da tanınan Can Dündar’ı hapse attırarak cezaevindeki Cemaatçi gazeteciler konusunu dünyaya duyurmak mıydı?
Bu sorunun yanıtı için, bu yüreksiz “solcu milletvekilinin” ortaya çıkıp görüntüleri kimden aldığını açıklaması gerekmiyor mu?
Susuyor.
Peki…
Kim bu korkak “solcu milletvekili”?

O korkak sensin

Soruyu yanıtlamadan önce şunu yazmalıyım:
CHP milletvekili Enis Berberoğlu da dünkü yazımla ilgili açıklama yaptı. Konuyla hiç ilgisi yok ama laf cambazlığıyla, “Madem gazeteci geçiniyorsun bana tek bir haberini söyler misin” dedi!
Konuyla ilgisi yok ama yazayım: Ve çok gerilere gitmeyeyim sondan başlayayım; sen Fethullah Gülen’e yaltaklanırken, ben Cemaat’in darbe yapacağını yazıyordum ısrarla.
Al sana haber!
Ayrıca…
Pensilvanya’ya gidip Fethullah Gülen’in önünde diz çökensen mi gazetecilik dersi vereceksin bana?
Fethullah Gülen rahatsızlık geçirdi diye telefona sarılıp ağlak bir ifadeyle “geçmiş olsun” dileklerini ileten sen mi gazetecilik dersi vereceksin bana?
Fethullah Gülen’in uzaktan-yakından her yakını vefat ettiğinde başsağlığı mesajları gönderen sen mi gazetecilik dersi vereceksin bana?
Geç bu ucuz gazetecilik numaralarını; 30 yıllık gazetecilik hayatımızda ne yaptığımızı/yazdığımızı herkes biliyor.Hangimiz güç odakları ve hangimiz halk için haber-makale yazmışız bilen biliyor.
Meselem bu çocukça tartışma değil; ben bir hakikat peşindeyim.
Can Dündar’ı anlıyorum, “haber kaynağını” koruyor.
Sen neden çıkıp yiğitçe “solcu milletvekilinin” kendin olduğunu açıklamıyorsun? Oysa…
31 Mart 2016 tarihinde; “Eski bir gazeteci ve yeni siyasetçi sıfatıyla bu haberin tüm sorumluluğunu üstlenmeye hazırım” demiştin!
Hakkında iddianame yazılınca, 23 Ağustos 2016 tarihinde;“Can Dündar’ın kitabındaki tek satırla suçlandığıma göre ben de tek satırla cevap veriyorum: Suçlamaları kabul etmiyorum” dedin!
Enis Berberoğlu sen bir korkaksın!
Hakikati bile savunamayan bir zavallı!
Ama meselem senin kişilik zafiyetin değil.
Aradığım başka…

Hürriyet’in imamı

Bak Enis Berberoğlu!
Sen Hürriyet’in Ankara Temsilcisi olduğun günlerde -şimdi çoğu tutuklu olan Cemaatçilerle- genel yayın yönetmeni olmak için lobi yaparken (Cemaat’in Aksiyon gibi dergilerine, Ergenekon-Balyoz 2004’te darbe yapacaktı, diye demeçler verirken), Odatv’ye/bize bir haber geldi:
Ergenekon davası başlamadan önce, Cemaat organizasyonuyla soruşturmayı/kumpası yapan polisler, savcılar ile mahkemeye bakacak hakimler bir iftar yemeğinde bir araya getirilmişlerdi. Davanın tarafsızlığına gölge düşüren bu olayın bilgisi ve fotoğrafları önce Hürriyet gazetesine gitmiş ama yayınlamamıştınız. Biz korkmadık yayınladık ve beklediğimiz gibi benzeri haberlerimiz yüzünden Silivri zindanına atıldık.
O karanlık günlerde biz, hakikat yolundan hiç ayrılmadık; ısrarla gazetecilik yaptık.
Sen Enis Berberoğlu! Sen o dönem ne yaptın:
Cemaat lobisinin gücüyle Hürriyet’e genel yayın yönetmeni oldun! Ve…
17-25 Aralık 2013 Cemaat operasyonundan sonra, HürriyetCemaatle arasına mesafe koyunca 10 Ağustos 2014’te gazeteden kovuldun! Ve…

Yazının tamamı için tıklayın:

ENİS BERBEROĞLU’NDAN SÖZCÜ’YE AÇIKLAMA

Öte yandan Enis Berberoğlu, Hürriyet imamı başlıklı yazısı için Sözcü’ye açıklama yaptı. Berberoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Minik Kuş, Soner Yalçın bugün yine âdeti üzerine köşesini yığma beton gibi döşemiş, sanki sayfaya kaçak kat çıkmış. Bu kadar çok yalanı, yanlışı, dedikoduyu alt alta sıralamaktan maksadı ne? Çünkü dünkü köşe kamuflajlı ihbar mektubundan birkaç saat sonra 22.Ağır Ceza’da 18 yıl hapis istemiyle dava açıldı, hayırdır ona yetmedi mi? Savcı ve hâkimle senkron hareketlerde tam puan aldı, kolay mı, daha ne istiyor? Gazeteci olmadığı için bilmiyor, uyarıyorum, köşe muhabirliği ile buraya kadar Minik Kuş Soner Yalçın. Bundan sonrası savcının, hâkimin işi. Madem ki safını seçtin, çok hevesliysen gelir açık veya gizli tanıklık yaparsın.

Can Dündar’ı karıştırdığın yazıda, bana kinin gözünü kararttı. Stajyer muhabirin düşmeyeceği hataya düştün. Can Dündar’ı beni ihbar etmiş gibi gösterdin. Ben seni ciddiye aldığım için değil Can adına itiraz ettim. Can seni yalanladı, hâlâ utanmadan “zaten herkes biliyor” mazeretine sığınıyorsun. Üstelik yüzün kızarmadan “Dündar’ı neden savunmuyorsun?” diye soruyorsun. Bir kez bile mahkemesine uğramadığın, eylemlerine katılmadığın, Can için bir-iki ukalalık dışında kalem oynatmadığın için cehaletine ve kötü niyetine veriyorum. Can Dündar ve Erdem Gül’ü on binlerce demokrat gibi ben de gönülden savundum. Aylar önce Dündar’ı ve haberinin sorumluluğunu, siyasetçi ve eski bir haberci sıfatıyla sahiplendiğim, her gazetede, TV’de yayımlandı. Ama herhalde her zamanki gibi fazla üfleyip yazmaktan okumaya zamanın kalmamış. Muhtemelen bir aya kadar Can Dündar ve Erdem Gül ile birlikte yargılanmaya başlayacağız. Soner Yalçın, havuz medyası ve şerikleri ile tek tek uğraşacak vaktim ve hevesim yok. Sefer görev emirleri dün çıktı. 22 Ağır Ceza’ya bekleriz. Kalabalık olur, sıra bana gelmez diye Soner Yalçın gibi panik yapmasınlar. Salonumuz geniş, yerimiz ferah, hepsi içlerindeki çamuru dökebilir. Ama oraya gelip konuşmayanı artık dinlemeyeceğim, muhatap almayacağım.”

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com