Sonbaharda kaliteli uyku imkansız değil

Sonbaharın gelişi ile birçok hastalık da kapımızı çalmaya başladı. Özellikle aniden soğuyan havalar ve gün ışığının azalması insanları psikolojik ve fizyolojik anlamda olumsuz etkilemeye başladı. En çok şikayet edilen konu ise; uykusuzluk. Uykusuzluk nedir, ne zaman bir rahatsızlığa dönüşür, uykusuzlukla nasıl mücadele etmek gerekir, konuyla ilgili bilgilerin cevabını Central Hospital’dan Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Gamze Eroğlu Arığ veriyor.

Elde edilen yetersiz ve kalitesiz uyku, başta günlük yaşamı alt üst ederken, yorgunluk, halsizlik ve duygu durum değişikliklerini de beraberinde getirdi. Central Hospital’dan Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Gamze Eroğlu Arığ, sonbahara geçişte yaşanabilen uyku problemlerine karşı önerilerde bulunuyor. Henüz Eylül ayı dahi bitmeden kış soğuk yüzünü gösterdi. Bu duruma bir de gündüzlerin kısalması ve gecelerin uzaması eklediğinde kişilerin vücut biyolojik saati ciddi bir sarsıntı yaşadı. Biyolojik saatinde değişiklikler gözlemleyen kişiler ise birtakım uyku problemleriyle karşılaşmaya başladı. Bunun nedeni de sonbaharda vücut ritmini sağlayan ve uykuya dalma hızını ayarlayan melatonin hormonunun etkisinin azalmasıdır. Azalan melatonin hormonuna bir de seratonin azlığı eşlik ettiğinde vücut bağışıklığı zayıflayabiliyor. Bağışıklık seviyesi düşüş yaşayan kişiler ise uyku bozukluğunun yanı sıra grip, nezle gibi rahatsızlıklarla karşılaşabiliyor. Ayrıca var olan bu gibi hastalıkların seyrini de ağırlaştırabiliyor. İşte bu gibi problemlerle karşı karşıya kalmamak için günlük uyku düzeninin sağlanması büyük önem taşıyor.

Uyku, insan yaşamının üçte birini oluşturur

Kişilerin zihinsel ve fiziksel sağlığı açısından yaşamsal bir zorunluluk olan uyku, insanların yaşamının ortalama üçte birini kapsar. Uyku, insan vücudunun onarım süreci olarak kabul edildiği gibi, onsuz yaşamak da mümkün değildir. Bu nedenle uyku, her gece belli sürelerde gerekli kalitede sağlanmalıdır. Çünkü uykuda insan vücudunun bedensel ve zihinsel verileri depolanır, hafıza ve metabolik süreçleri düzenlenir. Böyle düzenlemelerin yaşandığı uykunun aksaması da kişi yaşamının olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Ayrıca kalitesiz uyku, bir sonraki aşamada birtakım sağlık sorunlarının baş göstermesine ve kişilerin yaşamını tehlikeye sokacak iş veya trafik kazalarının yaşanmasına yol açabilir.

Yetişkinler için 4-11 saat, yenidoğanlar için ise 16-18 saat uyku yeterli

Bir kişinin ihtiyaç duyduğu normal uyku süresi, onun yaş grubuna ve gereksinimlerine göre değişebilir. Bunların yanı sıra kişinin genetik özellikleri de önemli bir ayrıntıdır. Uykusuzluk hissetmeden fiziksel ve zihinsel zindelikle uyanılan zaman dilimi kişi için normal uyku süresi olarak belirlenebilir. Fakat belli bir uyku süresi belirtmek gerekirse, yetişkinler için 4-11 saat, yenidoğanlar için ise 16-18 saat yeterli sayılabilir. Bunun nedeni de çocuklukta uyku ihtiyacının daha fazla olmasıdır. Ayrıca çocuklarda uyku sürecinin büyük bir kısmı rüyalı uykudan (REM) oluşur. Bu uykunun süresi çocuk büyüdükçe azalırken, özellikleri de yetişkin uykusuna benzer içerik kazanmaya başlar.

Uyku sorunları, sonbahara geçerken sıklıkla yaşanıyor

Uyku sorunları en fazla yaz aylarından sonbahar mevsimine geçişte ortaya çıkıyor. Uykuya dalma ve uykuyu sürdürme problemleri de bu uyku problemlerinin başında geliyor. Horlama ve gündüz uyku hali olarak görülen uykuda solunum bozuklukları, vücudun biyolojik saatinde ortaya çıkan değişikliklere bağlı oluşan sorunlar, huzursuz bacak sendromu ve uykuda hareket bozuklukları diğer önemli uyku problemleri arasında sayılıyor.

Sonbaharda D vitamini alamayan vücut psikolojik değişim yaşıyor

Sıcak ve bol güneşli yaz aylarından sonbahara geçerken insan vücudu iklim değişikliklerine alışmak için bir hayli çaba gösterir. Çünkü yaz mevsimi süresince bolca güneş ışını alan vücut, kasvetin hakim olduğu kapalı havalarda D vitamininden mahrum kalmaya başlar. Dolayısıyla bu durum da insan psikolojisinde sarsıntıların oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bu tabloya bir de kronik uykusuzluk dahil olduğunda vücut direncinde düşüşler yaşanabilir. Sağlam dirence sahip olamayan vücutta ise metabolik hastalıklar artabilir, solunum ritmi ve şeker dengesi bozulabilir. Ayrıca dikkat ve konuşma bozukluklarının yanı sıra, unutkanlık da baş gösterebilir. Tabii stres hormonu salgılanmasında da artış yaşanabilir, buna bağlı gerginlikler veya tahammülsüzlükler oluşabilir.

Uyku bozuklukları için bir uzmana danışılmalı

Sağlıklı bir gündüz yaşantısının tamamlayıcısı yeterli ve kaliteli uykudur. Bu sebeple sadece kronik değil, mevsimsel uyku problemleri de dikkate alınmalıdır. Bu şikayetlerin çözümü için de mutlaka bir uzmana danışılmalı ve uyku kalitesinin arttırılabilmesi için destek alınmalıdır. Çünkü uykuda solunum bozuklukları olarak tanımlanan uyku apnesi, kalp- damar sistemi ve metabolizma üzerindeki etkileri, çeşitli uyku atakları yalnızca doğru tanı ile tedavi edilebilir. Ayrıca trafik ve iş kazalarına sebep olabilen narkolepsi, insomnia (uykusuzluk) ve kişide endişe ve depresif ruh halleri yaratabilecek huzursuz bacak sendromu yine yalnızca doğru tanı ile çözüme kavuşturulabilir.

Tedavi için erken ve doğru tanı çok önemli

Kronik ya da mevsimsel fark etmeksizin tüm uyku bozukları tedavi edilebilir rahatsızlıklardır. Ancak burada erken ve doğru tanının büyük önem taşıdığı bilinmelidir. Uyku problemleriyle karşılaşıldığında gelişigüzel uyku ilaçları kullanımının yanlış olacağı da unutulmamalıdır. Rastgele ilaçlar almak yerine alanında uzman hekimlere başvurulmalıdır. Çünkü kimi zaman uyku şikayetleri yaşayan kişinin uyku alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve kaliteli uyku gerekliliklerine uymasının dahi sorunu çözebildiği akıllardan çıkarılmamalıdır.

Sonbaharda kaliteli uyku imkansız değil!

Uyku bozukluğu probleminin altında ister kronik, ister mevsimsel nedenler olsun ilk olarak, uzman hekimlerden kaliteli uyku kazanma yolları hakkında bilgi alınmalıdır. Daha sonraki aşamalarda ise, düzenli yatış ve kalkış saatleri belirlenmeli ve bu saatlere uymaya dikkat edilmelidir. Uykuya geçmeden önce stresi tetikleyecek yoğun fiziksel aktivitelerden uzak durulmalı, ayrıca uykuya dalmayı engelleyecek uyarıcı ilaç ve içecekler alınmamalıdır. Uyku sürecine geçilen odanın ise sessiz ve karanlık olmasına, havalandırmasının ve ısısının ihtiyaç duyulan seviyede ayarlanmasına dikkat edilmelidir. Uyumaya hazırlanırken çok aç ya da çok tok olunmamasına, uyuma sıkıntısı yaşandığında ise aşırı çaba harcamamaya özen gösterilmelidir. Son olarak gün içerisinde bol bol temiz hava alınmalı ve kötü hava şartları yaşansa dahi yürüyüşler aksatılmamalıdır.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com