SERHAT KILIÇ: “OKAN BAYÜLGEN VE BEYAZ ARTIK TÜKENDİ!”(MEDYABEY-ÖZEL)

Seksenler’in Plakçı Ergun’u şimdilerde ise Star TV’de yayınlanan İnan Bana adlı çocuk programıyla çocukların çok sevdikleri bir figür haline gelen başarılı oyuncu Serhat Kılıç ile  MEDYABEY olarak özel bir röportaj yaptık.

İşte, o röportaj:

 

MEDYABEY: Serhat Kılıç’ı ekranlardan tabii ki biliyoruz. Ama yine de bize kendini kısaca anlatır mısın?

S.KILIÇ: TED Ankara Koleji’nde okudum. Sonra yetenek sınavıyla Bilkent Üniversitesi’ne girdim. Bilkent’i 1994’te burslu kazandım. 1998’de Bilkent Tiyatro Bölümü’nden mezun oldum. Mezun olduğum yıl 1998-99 sezonunda Ankara Sanat Tiyatrosu’na başladım. Sonra 10 yıl kadar Devlet Tiyatosu macerası başladı. 6 yıl Erzurum’da bir yıl Diyarbakır’da kaldım. Türkiye’de oynamadığım il ve ilçe kalmadı diyebilirim. Tabii bu çalışmalar benim için güzel bir tecrübeydi, şimdi o çalışmaların meyvelerini topluyorum.

2008 yılında da “Böcek” oyununda oynamaya başladım Murat Daltaban’ın tiyatrosunda. O sene Devlet Tiyatroları’ndan istifa ettim zaten.Artık yola kendim devam etmeye karar verdim.O zamandan beri de serbest çalışıyorum.

MEDYABEY: Neden istifa ettin peki?

S.KILIÇ:Biraz yoruldum orada. Herkes 3-4 oyunda birden oynuyordu. Aslında Devlet Tiyatroları’nda klasikleri oynamak çok keyifli. Ama her zaman istediğin şeyleri yapmak mümkün değil.Rolü seçme özgürlüğün yok. Yani bir aktör olarak özgür kalmak istedim. Sorunum Devlet Tiyatrosu ile değildi. Yoksa Devlet Tiyatroları ve Şehir Tiyatroları bu ülkeye en gerekli iki kurum. Tiyatroların kapatılaması gündeme geldiğinde buna karşı çıktım. Protestolara da katıldım. Elimden geldiğince destek verdim her ne kadar oradan istifa etmiş olsam da…Devlet ve Şehir Tiyatrolarına ihtiyacımız var. Çünkü özel tiyatroların yapmaya cesaret edemediği, bütçe bulamadığı, bilet ücretinden dolayı salonu dolduramadığından Shakespeare’i, Moliere’i, Cehov’u izleten Devlet ve Şehir tiyatrolarıdır.İnşallah varolmaya da devam ederler.

MEDYABEY: Ekranda geçmişten bugüne çok farklı işlerde oldun. Onları bize kısaca hatırlatır mısın, hangi projelerde yeraldın?

S.KILIÇ: Benim TV’ye başladığım program Küçük Şeyler’di. Üstün Dökmen’le 7 yıl kadar TRT’de onu yaptık.Bir sürü de ödül aldık. Üstün Hoca’dan çok şey öğrendim. Kendi kişiliğimle toplumla ilgili de çok şey öğrendim.

Bizim Evin Halleri de o sıralarda çektiğim işlerden biriydi. TV tecrübemi bu işlerden kazandım aslında.

Fox TV’deki Uyanık Bar alternatif bir işti. Birazcık erken yaptık sadece Uyanık Bar’ı…Yani Uyanık Bar’ın zamanı bence yeni yeni geliyor.Bence şuanda yapılmalıydı Uyanık Bar.Hazır Okan ve Beyaz da tükenmişken yeni bir soluk olurdu.

MEDYABEY: Bundan sonra senin için yine Uyanık Bar gibi bir talk şov olabilir mi?

 

S.KILIÇ: Programın içinde oyun olması lazım. Çünkü benim oyun oynuyor olmam, eğleniyor olmam lazım.

MEDYABEY: Uyanık Bar’daki tuvalet bölümünü hatırlıyorum. Orada aynaya bakıp kendi kendine konuşman çok keyifliydi.

S.KILIÇ: Yine öyle alternatif birşeyler bulmak lazım. Orada Sergi’yi bulmuştuk. Haftada bir ya da birkaç kere ekranda bulunmanın oyuncuyu biraz tükettiğine inanıyorum. O nedenle ben bu durumdan birazcık kaçınıyorum.

MEDYABEY: TV, dediğin gibi tüketmeye çok elverişli bir mecraa.

S.KILIÇ: Evet, son iki yıldır bu kadar yarışma programı varken ben yarışma programı sunmadım. İnan Bana programını bu yüzden tercih ettim.

MEDYABEY: Ben de sözü İnan Bana’ya getirmek istiyordum. Bu projede nasıl oldun, neden bu projede olmak istedin?

S.KILIÇ: Caner Erdem ve ekibi buldu beni. Bu projede oldum çünkü bu çok temiz, saf ve güzel bir iş. Bütün gün çocuklarla olmak güzel. Hem çok şaşırıyorum hem de kendi çocukluğuma dair kendimle yüzleşiyorum. Nesillerin arasındaki farkları görüyorum. Buna şahitlik etmek de benim için çok keyifli.Onları “kandırmak” da benim için aynı şekilde keyifli. Hiç yalan söyleyeceği yokken bile bazen onlara yalan söyletiyorum. Kaşıyorum onları bile bile. O zaman da tufaya geliyorlar. O zaman ben de eğleniyorum. Galiba bu durum benim de hala çocuk ruhlu olmamdan kaynaklanıyor.

MEDYABEY: Çocukları gerçekten sever misin? Onlarla anlaşmakta zorlanır mısın?

S.KILIÇ: Çok zorlanmıyorum. Ben de onlar gibiyim çünkü.Hoşuma gitmeyen yerde durmam. Hoşuma gitmeyen şeyi yapmam. Birşeyi yapmak için mutlaka onu canımın istemesi lazım. Bunlar hep çocuk özellikleri. Ben sadece iriyim onlara göre o kadar aramızdaki tek fark bu.Bir de eğitimliyim.

MEDYABEY: İnan Bana hem çocukları hem de büyükleri yakalamayı başardı. Program, bunu nasıl becerebildi sence?

S.KILIÇ: Bu benim yeteneğimle ilgili çok güzel sunuyorum programı(Gülüyor)…Latife ediyorum tabii ki. İyi bir ekibiz. Ekipteki herkes işini seviyor. Bu tür başarılar ekibin enerjisiyle ilgili bir durum bence.Ben stüdyoda ekip de rejide eğlenceli. Stüdyodaki kameramanlar da keyifli.

MEDYABEY: Dışarıda ailelerden ve çocuklardan ne gibi tepkiler alıyorsun?

S.KILIÇ: Karıştırıyorlar. Bazen Ergun Plak diyorlar bazen İnan Bana diyorlar…Güzel bir şey aslında. TV’ye yaptığın işin karşılığını sokakta alıyorsun. İlk zamanlar yeni ünlü olanlar gibi kapris yapıyordum. Ama artık bu duruma alıştım galiba. Yani insanların beni tanıması ilgilenmesi hoşuma gidiyor. Birkaç fotoğraf çektirdiğimde “çok yoruldum bunaldım” demiyorum yani.(Gülüyor)

 

MEDYABEY: Genel olarak TV izler misin?

S.KILIÇ: Pek fazla TV izlemiyorum. Ancak arkadaşlarımın dizilerine bakıyorum. Mesela Karadayı dizisini yazanlar arkadaşlarım. Arada sırada Karadayı’ya bakıyorum.

Yine Kayıp’da Dolunay (Soysert) oynuyor. Dolunay benim sevdiğim bir arkadaşım. O nedenle arada bir Kayıp’a da bakıyorum. Sürekli takip edemiyorum maalesef.

MEDYABEY: Baktığında ekranda “iyi iş” diyebileceğin diziler var mı?

S.KILIÇ: Bence Seksenler çok iyi bir iş. Çünkü samimi. Entrika peşinde koşmuyor. Bizim unuttuğumuz komşuluk, dostluk gibi unuttuğumuz değerleri hatırlatan bir dizi.Entrika içinde olmak beni fazla çekmiyor.Ayrıca günümüz şartlarında drama çekmek çok zor. Dramayı tutturmak da izletmek de zor. 6 Günde çekip yetiştirmek de zor.O yüzden Seksenler benim için bulunmaz nimet.

MEDYABEY: İzlemekten keyif aldığın oyuncular kimler?

S.KILIÇ: Bülent Emin Yarar ve Binnur Kaya’yı izlemekten keyif alıyorum.

MEDYABEY: Bugüne dek oynamak isteyip de birlikte oynayamadığın bir oyuncu oldu mu?

S.KILIÇ: Evet, var; Bülent Emin Yarar…Bülent abiyle her karşılaştığımızda “ beraber oynayacağız değil mi Bülent abi “diyorum; “ Oynayacağız Serhatcım oynayacağız” diyor. Sürekli birbirimize söz veriyoruz. Ama bugüne kadar denk getiremedik.

MEDYABEY: Biraz da Seksenler’i konuşalım. Plakçı Ergun’la aranız nasıl? Sevdiğin ya da sevmediğin yönleri var mı?

 

S.KILIÇ: Plakçı Ergun’u artık kendimi tanıdığım gibi tanıyorum. Yani kime, ne tepki verir; kime nasıl konuşur, neye kızar, neye küser hepsini biliyorum artık.

MEDYABEY: Bazen kendini Plakçı Ergun gibi hissettiğin olur mu?

S.KILIÇ: Hayır ama özel hayatımda yaptığım şeyleri çalıp Ergun karakterine verdiğim oluyor. Yani ben de gündelik hayatımda Ergun gibi aşk adamıyım.Ergun’la en büyük ortak noktamız o. Aşk, Ergun’la benim tek ortak noktam galiba. Onun dışında ne yaşantımız ne de eğitimimiz hiçbiri birbirine benzemiyor. O yüzden sevgilime söylediğim “tavlama” laflarımı alıp Ergun’a serpiştirdiğim oluyor. Bu durum çok da iyi tepki alıyor. Demek ki doğru bir iş yapıyorum.

MEDYABEY: Yabancı dizi izler misin?

S.KILIÇ: Evet, yabancı dizi izliyorum.Bir dönem Lost’u ve Prison Break’i izledim. Breaking Bad, Criminal Minds, Mentalist izlediğim diğer diziler.

MEDYABEY: Bu saydığın dizilerle bizim diziler arasında nasıl bir kıyaslama yaparsın?

S.KILIÇ: Amerika ile kıyasladığında farklı, Avrupa ile kıyasladığında farklı bir durum çıkar karşına. Bugün baktığında Türk dizileri 84 ülkeye satılıyor. Bu azımsanacak bir rakam değil. Demek ki artık birşeyleri becerebiliyoruz. Mesela, Muhteşem Yüzyıl’ın hala birtakım ülkelere satılıyor olması, bazı yabancı dizilerin Türk versiyonlarının dışarıda daha fazla rağbet görmesi birşeyleri ucundan yakalayabildiğimizi gösteriyor. Sadece dizi süreleriyle ilgili sorunumuz var. Bence dizileri kısaltsak kalite daha da yükselecek.

MEDYABEY: Sinema projen var mı? Seni beyazperdede izleyebilecek miyiz?

S.KILIÇ: Bir sinema filmi projesinde olmayı düşünüyorum. Bir filmde oynamak da istiyorum. Görüşmelerim sürüyor. Hatta ben de bir film çekmek istiyorum. Bu aralar bir taraftan da ona hazırlanmak istiyorum.

Nuri Bilge Ceylan’la Kış Uykusu’nu çektik. Film, sanıyorum Mart, Nisan gibi hazır olacak.

MEDYABEY: Nasıl geçti film çekimleri?

S.KILIÇ: Muhteşem. Hayatımın en güzel tecrübesiydi. Nuri Bilge Ceylan’dan çok şey öğrendim. Etkilendim ondan. Mütevazılığından, işe hakimiyetinden, senaryo yazımından, yazdığını çekişinden, oyuncu ile ilişkisinden çok etkilendim.

MEDYABEY:Pek bilinmeyen bir özelliğin var mıdır?

S.KILIÇ: Yıllarca şarkı söyledim. Ama bu bilinen bir şey.

MEDYABEY: Öyle mi? Ben bilmiyordum mesela...

S.KILIÇ: Ankara’da bir orkestramız vardı. 6-7 yıl kadar kulüplerde şarkı söyledim.

MEDYABEY: Ne tarz şarkılar söylüyordun?

S.KILIÇ: Rock, caz…Birkaç dilde ve birkaç türde sınırsız şarkı söyleyebilirim.

MEDYABEY/ÖZEL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com