ŞEHZADE MUSTAFA’NIN NASIL ÖLDÜRÜLDÜĞÜ KONUSUNDA TARİH NE DİYOR?/OYA TEKİN

Muhteşem Yüzyıl başladığından beri beklenen Şehzade Mustafa’nın katliyle ilgili bölümü geçen hafta izledik.

Tüm Türkiye’yi derinden sarsan sahneler Mehmet Günsür ve Halit Ergenç’in muhteşem oyunculuklarıyla yeniden yaşandı adeta.

Ancak ne var ki sapla samanı karıştıran bir millet olarak tarihi de bugünün mantığıyla değerlendirip Şehzade Mustafa’nın katledilişini nedenlerini anlamaktan uzak kendi mantığımız içinde cevapladık.

Hatta o kadar ileri gidildi ki dava açanlar bile oldu.

Tarihi dizilerden öğrenmeye çalışan bir milletin baktığı yer de sanırım bu kadarla sınırlı. Bu yüzden çok şaşırmamak gerek.

Tarih, hükümdarlar, şehzadeler ve olaylar kendi hayatlarımızla paralellik kurarak değerlendirebileceğimiz hadiseler değildir.

Evet, bir babanın evladını öldürmesi hele de masum bir evladı öldürmesi kabul edilir bir şey değildir. Şehzade Mustafa’nın ölümünü bu yüzden sindiremiyor, kabullenemiyoruz. Tarihe de gerçeklerine de lanet ediyoruz.

Ancak bugünün gerçekleri içinde sıradan bir vatandaşın o dönemin gerçeklerinde bir devlet adamını, bir padişahı anlaması, kararlarını sorgulaması mümkün değildir.

Bu yüzden bizlerin anlamasından çok uzak bu vakaları kendi hayatlarımıza oturtarak değerlendirilmesi yanlıştır.

Ki birçok tarihçi başta İlber Ortaylı olmak üzere “siz padişah olsaydınız ne yapardınız?” sorusuna “aynısını yapardım” karşılığını verdikten sonra pardon da siz hangi akla hizmet dava açıyorsunuz derler adama?

Ve ben de aynısını söylüyorum.

Gelelim olayların gerçekliğinin dizide ne kadarının yansıtıldığına.

Açıkçası bu da tam bir muamma.

Bilgilerine önem verdiğim tarihçilerden Ayten Dirier hocam birçok kaynakla birlikte verdiği cevapta şunları söylüyor.

sehzade-mustafa-nasil-oldu1

“Son sahne dışında hepsi doğrudur. Kanuni kesinlikle çadırda değildir, çadırda sadece cellâtlar vardır başka kimse yoktur. Muhteşem Yüzyıl dizisinde o anı gösteren bölümler kurgu olup, gerçeği yansıtmamaktadır! Olayı dilleri kesilen, kulak zarları delinen cellâtlar aktaramadığına göre, her şey Zal Mahmut’un anlattıklarına dayanır. Ondan da bahseden yok! O dönemle ilgili yabancı kaynaklar, Kanunî’yi kötülemek için çadırda olduğunu, hatta cellâtları yenen şehzadesinin öldürülmesi için onları tehdit ettiğini, onu gören Mustafa’nın son darbeye direnmediğini, padişahın sonradan çok pişman olduğunu yazarlar. Bu konuda Osmanlı Tarihi uzmanı Ord.Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın görüşü en doğru olup, Kanunî’nin otağda olmadığını yazar.”

Özetle Ayten hocam Kanuni’nin çadırda olmadığını söyleyenlerden.

Öte yandan yine bazı tarihçilerde özellikle tarihçi Erhan Afyoncu “ Kanuni’nin çadırda olduğunu” söylüyor. Bunu da dönemin Venedik raporlarına dayandırarak şöyle anlatıyor.

“Odaya girdiğinde babasını elinde bir ok ve yay ile oturur halde bulur. Mustafa saygıyla eğilir. Babası ise kendisine, ‘Köpek herif, sen hâlâ ne cüret ile beni selamlıyorsun’ diye bağırır. Babası başını hemen arkaya çevirir. Bu da Mustafa’yı öldürmekle görevlendirdiği adamları için bir işarettir. Kapıcıbaşı ellerini hemen Mustafa’nın boynuna dolar ve ‘Sakın hareket etme, sultanın verdiği emirlerini uyguluyorum’ der. Odadaki üç dilsiz Mustafa’nın üzerine atılırlar ve boğmak için boynuna yay ipi dolarlar. Bu ip birden kopar. Zavallı Mustafa oradakilerin elinden kurtulmayı başarır. Bazılarını yere savurur ve kaçmaya çalışır. Kaçarken üzerindeki giysinin eteklerine takılır ve yere düşer. O anda kapıcıbaşı Mustafa’yı bir ayağından yakalar. Sultanın orada bulunan diğer adamları ellerine başka bir yay ipi alarak yine boynuna dolarlar.

Mustafa ip ile boynu arasına elini koymayı başarır. Her ne kadar sıksalar da Mustafa’yı bu şekilde boğamazlar. Sultan o zaman, ‘Başındaki sarığı çıkarın,yoksa öldüremeyeceksiniz’ der. Sultan böyle söyler çünkü Türkler sarığın altında pamuktan, üzerinde harfler yazılı bir bere takarlar. İnançlarına göre bu harflerin onları koruduğuna inanırlar. Bu harfler birinin etine değdiği sürece bu kişinin cani bir şekilde öldürülemeyeceğine inanırlar. Kapıcı,Mustafa’nın başından bereyi alıp sultana uzatır. Sultan da alıp bir kenara koyar.

Üçüncü yay ipini de Mustafa’nın boynuna dolarlar. Bu ellerindeki son iptir. Mustafa çenesini göğsüne doğru indirerek kendini korumaya çalışır. Ancak oradakiler zorla başını havaya kaldırırlar ve birçok kişi için umut olan, Osmanlı hanedanının en cesur sultanını öldürmeyi başarırlar. Kapıcılar bu iş bittikten sonra ağlayarak sultanın otağından dışarı çıkar. Birçok kişi de kendisini ağlarken görür ve olan biteni anlarlar. Ordudakiler zavallı Mustafa’nın atının ahıra götürüldüğünü görünce, alanda büyük bir gürültü kopar. Herkes aynı anda çadırlarından çıkıp neler olduğunu anlamaya çalışırlar. Sultan, yeniçerilerin Mustafa’nın halen hayatta olduğunu sanıp bir ayaklanma çıkarmalarından korktuğundan, oğlunun cesedini bir halının üzerine koyup, herkesin görebileceği şekilde çadırdan dışarı bırakılmasını emreder.”

Yine tarihçilerden Ahmet Şimşirgil;

“Bu sahne gerçek değil. Ölümü gerçek. İhanet ettin, diye de bir hadise yok. Böyle bir söz yok. Kanuni’nin oğluyla görüşmesi ve izlemesi yok. Mustafa, çadırdan içeriye geliyor ve boğuluyor. Bu bir gerçek. Mustafa’nın öldürüleceğinden kimsenin haberi yok” diyor.

Kanuni çadırda mıydı değil miydi sorusuna tarihçiler kendi içlerinde tam cevap bulamamışken birde bu olayı bugünün mantığında yorumlamaya kalkan hiç tarih bilgisi olmayan insanları gördükçe dizi bir amaç için mi iddiasını gündeme getirenleri bu anlamda haksız bulmuyorum. Ya da bu çelişkilerin içinde kendi inandığı üzerinden yorumlamasını.

Şehzade-Mustafanın-Ölümü2

Üstelik Kanuni’nin Mustafa’yı öldürmesi üzerinden Fatih Sultan Mehmet’e yükleniliyor o da suçlanıyor. Fatih Sultan Mehmet mevcut sistemi kanunlaştırıyor yeni bir şey çıkarmıyor. Kaldı ki bu ölümler sadece Osmanlı tarihinde yok. Birçok İmparatorluklarda uygulanmış hatta daha kanlı sahneler var.

Oysa Kanuni’yi ya da Hürrem’i suçlamak yerine sormamız gerekenler şunlar olmalı.

Tetikte bekleyen Yeniçerilerin onu duymaması imkansızken Şehzade Mustafa çadırda o boğuşmayı yaşarken neden sesini dışarıya duyurmadı? Amacı babasını Yeniçerilere karşı korumak mıydı? Babasının hayatına karşı kendi hayatını mı feda etti?

Bir Cihan İmparatorluğu’nu yöneten Kanuni Sultan Süleyman kendi ailesini yönetmekten aciz miydi? Şehzade Mustafa’yı ölüme götüren sadece Hürrem’in oyunları mıydı? Kanuni tüm süreçten haberdar değil miydi? Dünyayı yöneten adamın müthiş bir casusluk ağı kurmuş olan Kanuni’nin bu oyunları gözden kaçırması mümkün müydü?

Hürrem hiçbir şey yapmasaydı Mahidevran Hürrem’in çocuklarını öldürtmeyecek miydi?

Mustafa’nın ölümünde dış güçlerin parmağı var mıydı?

Bu soruların cevaplarını araştırmak tarihçilerin işi ama bilgilendirme yapılırken ne yazık ki herkes birbirinden farklı açıklamalar yapıyor. Durum böyle olunca kaynakların bir birinden farklı olması maalesef ki bizleri şüpheye düşürüyor.

Tarihin Arka Odası adlı programda İlber Ortaylı’nın bir cevabı da bunlardan biri ve oldukça dikkat çekiciydi bana göre. Mustafa’nın bu bölümde gündeme gelecek mektubunun aslında olmadığı ile alakalı.

Şayet böyle bir mektup yoksa bu kurguda ki ısrar niye?

Dizinin baştan beri gerçeği yansıtmadığını biliyoruz. Bu yüzden ciddi eleştiriler aldığını da. Gerçekleri çarpıtarak tarihi dizi yapma konusunda Muhteşem Yüzyıl ilk değildir sonda olmayacaktır. Bence kendimize sormamız gereken şu olmalıdır tarih dizilerden öğrenmeyi seçen toplumun bilgisi yüksek olsaydı tarihi diziler bu çarpıtmaya cesaret edebilir miydi?

Toplum aldatılmayı seviyorsa dizi yazanlar ne yapsın?

Öte yandan tarihçilerin birbirinden farklı açıklamalarını görünce bizler ne yapalım!

Gerçekte olan ne? Bu kocaman soru ortada dururken o günleri yormak ya da anlamak mümkün değil.

Tek bir gerçek var ki tarihi belgeler bizim anlamamız için ortaya sunulmuyor bize dikte ettirilmek istendiği gibi sunuluyor.

Bu durumda diziler tarihçilerden daha masum değil mi?

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/Sayfam/Blogger/?UyeNo=580460

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com