ROMA TÜRK FİLM FESTİVALİ’NDE YILMAZ GÜNEY KAVGASI

Roma Türk Film Festivali’ne Yılmaz Güney kavgası damgasını vurdu.

Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali’nin basın toplantısına, ‘Onur Ödülü’ verilecek olan Yılmaz Güney kavgası damgasını vurdu.

Fatoş Güney’ın, Türkiye’de merhum eşinin filmlerine yönelik yasağın halen sürdüğünü ve devlet kanalı da dahil hiçbir kanalda yayınlanmadığını öne sürmesi, Kültür Bakanlığı Müsteşarı Faruk Şahin arasında gerilim yaşanmasına yol açtı.

Tansiyonun arttığı toplantıda, İtalyan bir gazeteciyle de Yönetmen Ferzan Özpetek arasında, festival bildirimlerinde Yılmaz Güney için bir yerde Türk bir yerde Kürt yazılmasına ilişkin polemik yaşandı.

Geçen dönemlerdeki yoğun katılım nedeniyle bu yıl İtalya’nın başkentindeki en ünlü sinema salonlarından Barberini Multisala’da gerçekleştirilen ve açılışını ‘Soğuk’ filmiyle yapacak olan 3’üncü Roma Türk Festivali’nin basın toplantısı düzenlendi.

Uzun yıllardır İtalya’da yaşayan, festivalin Onursal Başkanı Yönetmen-Senarist Ferzan Özpetek, Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Hakkı Akil, SRP İstanbul’un Başkanı ve Festival Organizatörü Serap Engin, Fatoş Güney, ‘Soğuk’ filminin yönetmeni, Aktör Uğur Yücel ve Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Faruk Şahin, İtalyan ve Türk basın mensuplarının karşısına geçti.

Yılda 15 filmden 70 filme

Büyükelçi Akil, böyle bir organizasyonda katkıları olduğu için onur duyduğunu belirterek, festivale gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti.

Serap Engin ise, İtalya’nın kalbine Türkiye sinemasını taşımak ve ortak duyguların aynası olmalarının kendileri için sevindirici olduğunu ifade ederek, “Geçtiğimiz yıllarda İtalyan seyircisinden, hem Türk hem İtalyan basınından aldığımız olumlu tepkiler, bizim için övünç kaynağı oldu” dedi.

Türkiye’nin birçok alanda olduğu gibi sinema alanında da başarılara imza attığını vurgulayan Faruk Şahin de, “Ülkemizde 2000’li yılların başında yıllık 10-15 film üretilirken, son yıllarda bu 65-70 bandına yerleşmiştir” hatırlatmasında bulunarak, bunun gerçekleşmesi için birçok yasal düzenleme yapıldığının altını çizdi.

Öte yandan Şahin’in, James Bond – Skyfall ve Taken 2 filmlerini örnek göstererek, İstanbul’un ajan filmlerinin merkezi haline geldiğini ifade etmesi, başta Uğur Yücel olmak üzere salondakileri güldürdü.

‘Yol’ filmini alamadık

Ferzan Özpetek ise çok heyecanlı olduğunu belirterek, Yılmaz Güney’e verilecek ödülden dolayı onur duyduğunu söyledi. Festival kapsamında gösterilecek olan 3 Yılmaz Güney filminin mutlaka görülmesi gerektiğini söyleyen Özpetek, “Daha fazla filmini göstermek isterdik, ancak ‘Yol’ filmini, haklarını elinde tutan ve İsviçre’de yaşayan kişiden almayı başaramadık” dedi.

Günümüzde Türk Sineması’nda çok yeni, başarılı yönetmenler olduğunu anlatan Özpetek, “Çok güzel filmler üretiyorlar ve bunların hepsine Yılmaz Güney’in de katkısı var” dedi.

“Sevgili eşim Yılmaz, çaresizlikle sürgünde yok oldu”

Türk Sineması’nda ‘Çirkin Kral’ lakabıyla anılan Yönetmen-Senarist ve Yazar Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney, “Sevgili eşim Yılmaz Güney öleli 28 yıl oldu” diyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti:

“Yaşasaydı 76 yaşında olacaktı. 47 yıllık yaşantısının 10 yılını hapishanelerde geçirdi, ama Türkiye ve dünya sinemalarında derin izler bıraktı.

Filmleri Türkiye’nin aynasıydı. Baktığınızda insanların yaşadıkları acıları, sorunları tüm çıplaklığıyla görürdünüz. ‘Sanat, toplum içindir’ diyerek, hayatını da demokrasi ve özgürlükler mücadelesine adadı, ama bedelini çok ağır ödedi.

12 Eylül rejiminde 104 filminin negatifleri, cuntanın şiddetine uğrayarak, yok edildi. 10 yıl boyunca yasaklanarak, Türkiye sinema tarihinden silinmeye çalışıldı ve düşüncelerinden, yazılarından ötürü 100 yıl ceza alarak, ülkesinden ayrılmak zorunda bırakıldı. Hapishanelerde yakalandığı kanserin pençesinde olduğunu bilerek ve tedavi etmeyerek, onun kaçmasına göz yumdular. Acı, özlem ve yapmak isteyip de yapamadıklarının çaresizliğiyle sürgünde yok olup gitti.”

Onu bugün de yok sayıyorlar

“Onu yok saymaya bugün de devam ediyorlar” diye sözlerini sürdüren Güney, “Milli kanallarda ve diğer büyük kanallarda onun filmlerini göremezsiniz. Uğraştığım bütün Yılmaz Güney projeleri hayata geçemediği için onun adına kurduğum vakfı kapatmak zorunda kaldım” açıklamasında bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Yılmaz Güney’e ilişkin söylediği sözleri anımsatan Fatoş Güney, “Bunu anmadan geçemeyeceğim, çünkü Yılmaz Güney’le ilgili en doğru değerlendirmeyi yaptı: ‘Yılmaz Güney filmlerine kulak verilseydi, Türkiye bugün bu acıları yaşamayabilirdi.’ İşte böyle, hikayemiz pek keyifli değil” dedi.

Güney, Ferzan Özpetek’in, Yılmaz Güney’e vefa borcunu hissettirmesinin, kendisini mutlu ettiğini de sözmlerine ekleyerek, “Bu festivalde ona layık olduğu onuru bir kez daha hatırlattığı için minnettarım” dedi.

“Eskiden Türk film etkinlikleri kebapçıya gitmek gibiydi”

Avrupa’da ve Amerika’da düzenlenen Türk filmleri haftası etkinliklerinin eskiden, uçaktan inip, kebapçıya gitmek düzeyinde olduğunu öne süren Uğur Yücel ise, “Yani lokanta festivalleri gibiydi. Son yıllarda, büyük festival açılışları gibi, büyük bir özenle, itinayla, büyük bir heyecan ve enerjiyle yapılıyor. Türkiye’den başlayıp, buraya kadar gelen organizasyon gerçekten mükemmel” diye konuştu.

Yücel, Roma’da Yılmaz Güney’in onurlandırılması, bir kere daha hatırlanıp, ödüllendirilmesinin ise kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getirdi.

Yılmaz Güney filmleri Türkiye’de yasak değil

İtalyan bir gazetecinin, “Türkiye’de yasaklı olan Yılmaz Güney’in filmlerinin Roma’da gösterilmesinin farklı bir anlamı var ve bu AB yolunda önemli bir adım olabilir” yönündeki iddiasına cevap veren Özpetek, “Yılmaz Güney’in filmlerinin TV kanallarında gösterilmemesi belki politik bir seçim olabilir, ama Türkiye’de yasaklı değiller. Öyle olsaydı bu ciddi bir durum olurdu. O, öyle bir rejisördü ki ben çocukken hatırlıyorum, onun filmlerinin çıkmasını heyecanla beklerdik” dedi.

Müşavir Yardımcısı Faruk Şahin ise, Yılmaz Güney’in filmlerinin kesinlikle yasak olmadığını söyleyerek, “Şöyle ki, bakanlık olarak, devlet bütçesinden ödenek ayırarak Yılmaz Güney’in, bakanlık arşivlerindeki tüm filmlerini bir set haline getirdik ve tüm ziyaretçilerimize, konuklarımıza, büyük bir onur duyarak dağıtıyoruz” diyerek, arzu edenlerin adreslerine gönderebileceklerini söyledi.

Güney: O zaman TRT’de Yılmaz Güney filmleri gösterilsin

Bunun üzerine söz alan Fatoş Güney ise, “O zaman ben sizlerin huzurunda kendisinden (Faruk Şahin) bir şey rica ediyorum. Bugüne kadar TRT’de ve Kürtçe dublajlarını yaparak sunduğumuz Kürt kanalı açılımı yapılan TRT Şeş’te, Yılmaz Güney filmlerinin bundan sonra Sürü, Yol, Umut, Ağıt, Arkadaş ve Duvar filmlerinin de içinde bulunduğu filmlerinin gösterilmesini talep ediyorum. Bunu, sizlerin huzurunda Kültür Bakanlığı’ndan rica ediyorum” diye konuştu.

“Biz veririz, isteyen istediği kadar gösterebilir”

Faruk Şahin ise buna karşılık, “Türkiye’de onlarca kanal var. TRT de bunlardan bir tanesi. TRT, Türkiye’de onlarca kanalın açılması nedeniyle özerk bir hale geldi ve herhangi bir kanaldan farkı yok. TRT olabilir, başka bir kanalımız olabilir, hanımefendinin sevdiği, arzu ettiği, dostlarının olduğu kanallar olabilir. Talep eden her kanala, biz bu filmleri rahatlıkla gönderebiliriz. İsteyen istediği kadar gösterebilir” dedi.

Fatoş Güney ise, “Hayır ben özellikle milli kanal olan TRT’de ve açılım yapılan TRT Şeş’te, Kürtçe dublajlarını yaptığımız Güney filmlerinin gösterimini 20 yıldır talep ediyorum ve hala gerçekleşmiş değil. Umarım bundan sonra olur” dedi.

Özpetek’i sinirlendiren Türk-Kürt tartışması

Bir İtalyan gazeteci ise, festivalin bildirimine ilişkin kendisine gelen farklı maillerin birinde Yılmaz Güney için ‘Türk’ diğerinde ‘Kürt’ bir diğerinde ise sadece mesleğinin yazılmasının nedenini sordu. Gazetecinin ısrarla bu soru üzerinde durması üzerine sinirlendiği gözlenen Özpetek, “Bana İtalyan ya da Türk değil, yönetmen dendiğinde hoşuma gidiyor.

Yılmaz Güney olayı elbette tamamen farklı, ancak isterseniz yeniden bir basın bülteni gönderebilir ve Türk ya da Kürt ya da hem Türk hem Kürt diye yazabiliriz. Problem yok. Ben olsam, Yılmaz Güney onuruna bir festival yaptığımız için mutlu olurdum.

Hesaba katılması gereken bu. Türk ya da Kürt kelimeleri bir halt ifade etmiyor. Unutulmuş olabilir. Hatalar olabilir. Onun filmlerinin gösterildiği bir festivalde bu tarz bir polemik yaratmanız kabul edilebilir değil. Bültende ‘Türk Sineması’nın Çirkin Kralı’ diye yazılmış. Bundan daha fazla ne yazılabilir” dedi.

Yılmaz Güney Kürt filmleri yapmadı

Söz alan Uğur Yücel ise son noktayı, “Fatih Akın Alman vatandaşı ve Türk asıllı. Alman sinemasının ismi olarak gösteriliyor. Buna benzer bir şey Yılmaz Güney’in durumu.

Yılmaz Güney, siyasi film yaptı, Türk Sineması’na dönemeçler kazandırdı, ama Kürt sineması yapmadı bence. Yeşilçam’a yön vermiş bir adam” diye koydu.

SkyTürk360

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com