REYTİNG CİHAZLARI ANADOLUYU NE KADAR YANSITIYOR?

TV-KANALLARI

Evet ! İstanbul çok büyük bir mega şehir. Ülke nüfusumuzun yaklaşık dörtte biri, İstanbul ve çevresinde yaşamakta. Ama geriye kalan dörtte üçü umursamamak neden? Rating cihazlarının esiri olmuş, yapımcı ve yönetmenlerin ki bunların arasında bir elin parmakları kadar olan kesimi tenzih ediyorum, bizleri izlemek zorunda bıraktıkları dizi ve/veya eğlence programlarına sizce ne demeli? İşte ben buna RATING CİHAZI DİKTATÖRLÜĞÜ demekteyim.

Yıllar önce tarih derslerinde ömrünü savaşlarda geçirmiş, Osmanlı İmparatorluğunun en kudretli padişahının bile yaptığı savaşların, aslında HAREM SAVAŞLARI olduğunu benliğimize yeniden öğreten yapımlardan söz ediyorum. Entrika içinde entrika dolu , kimin eli kimin neresinde belli olmayan, ilave olarak da biz kendi benliğimizden silmeye çalışarak geleceğe dürüst, doğru, namuslu, fazilet sahibi insanlar yetiştirmeye çalıştıkça sürekli önümüze ısıtılıp ısıtılıp konuyor. Gammazlık, hainlik, intikam, öfke, sinsilik, kurnazlık, sahtekarlık, aldatma, çalma, çırpma v.s. gibi unsurları ön plana çıkararak, gençliğimizi, geleceğimizi etkileyen yapımların diktatörlüğünden söz ediyorum.

Adı yemek yarışması olmasına rağmen, sırf diğer kadınlar(Yarışmacılar) ile kavga ediyor diye tekrar tekrar yarışmaya aynı adamı dahil eden yapımlardan söz ediyorum.Yarışmacıların belirli bir adap ve görgü çerçevesinde yemeği doğru pişirmesi değil RATING. Ama yemeği pişirirlerken birbirleri ile didişmeleri RATING. İşte ben bunu eleştiriyorum.

Vallahi, benim gördüğüm binlerce köy içinde kadınlar bir araya gelip yüzlerce binlerce ekmek pişiriyorlar böyle davalar olmuyor. Bu, Anadolu’da yok.

RATING CİHAZLARI ,yani dörtte bir , bu kapışmaları istiyor olabilir. Peki ! Geriye kalan dörtte üç ? Yani gerçek Anadolu ne istiyor ? Bunun ölçümü nerede ? Nasıl ölçülüyor; Çemişkezek’te Rating cihazı var mı ? veya Arhavi’de ya da Iğdır’da , Boğazlıyan, Ceyhan, Tire, Korkuteli, Siverek , Banaz ? Var mı buralarda da CİHAZ !

diziler

Anadolu : Saf, temiz, şeffaf, net bir sevgidir. Sevdası da nettir, sevinci de hüznü de nettir öfkesi de…Anadolu : Efsanelerin, destanların, gazellerin, şiirlerin, türkülerin ta kendisidir. İşte bunu istiyor Anadolu. Ben ekranlarda Anadolu’yu izlemek istiyorum. Kendimi ekranda görmek istiyorum. Kendimi o dizideki kahraman veya mazlum genç kız/erkek ya da anne baba yerine koyarak, yaşayarak izlemek istiyorum.

Bir eleştirim de her ne kadar evveliyatında Anadoludan gelmişliği de olsa, geçen zaman ve İstanbul’un parıltılı yaşam sürecinde gerçek Anadolu kimliğini yitirmiş, İstanbul’un görkemli yaşamına tam entegre olmuş, kaf dağında oturup bir türlü ulaşılamayan, izole olmuş kibirli yaşamlarında kendi düşünsel beğenilerinden başka hiçbir fikir, proje, cümle hatta kelime dinlemeye bile tahammülü olmayan bir türlü vakit bulamayan, anormal yoğun(!) yapımcı ve yönetmenlere. Bence biraz Anadolu’ya kulak kabartın. Anadolu’yu dinleyin. Onu anlamaya çalışın. Yoksa çoğu dizilerde olduğu gibi üç beş bölümde final yaptırıp zarar etmeye devam edersiniz. Bence Anadolu için Anadolu insanının gerçek yaşam koşullarını içeren yapımlara yönelin . Anadolu’da da iyi fikir ve proje yaratan insanlar var. En azından insan oldukları için onları dinlemeye çalışın. Anlamaya çalışın. Hem Anadolu kazansın hem de siz.

Bu eleştirimi ; 81 vilayeti, 967 adet toplam ilçenin yaklaşık 700 kadarını ve binlerce köyü bizzat dolaşmış, evlerine konuk olmuş, ekmeklerini yemiş, düğünlerinde halay çekmiş, cenazelerinde saf tutmuş, kahvelerinde okey veya dama oynamış ve onları çok ama çok sevmiş bir seyyah görgüsünden aldığım cesaret ile yazdığımı bilgilerinize de arz ederim.

Bence kulak verin.

Sevginiz daim olsun.

AŞKIN İBRAHİM ŞENER / MEDYABEY

askinsener@gmail.com

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com