Rengarenk olmaktır kadına yakışan, simsiyah olmak değil…

Özür diliyorum yazıma başlamadan önce sizlerden. Ki ağzımdan isteyerek ya da istemeyerek kötü cümleler çıkabilir çünkü. Olsun, bugün beni mazur görüverin bir kereliğine. Zira şu günler ‘isyan’ zamanlarındayız.

Şu ‘üç nokta’ var ya hani…Cümleyi daha da anlamlandırmak için o cümlenin sonuna koyuverdiğimiz…Bazen kelimeler anlamsız geldiğinde okuyan kendi anlamını katsın diye cümleyi onunla bitirdiğimiz… Ya da devamını getirmek istemediğimiz sözcüklerin sonuna iliştiriverdiğimiz…Şimdi de, ‘ansızın bitiveren’’bitirilen’ bir yaşamın ardına koyduk o üç noktayı. Hepimiz, hep birlikte, susarak, susturarak, konuşmayarak, konuşturmayarak ve en acısı unutarak…

Suçluyuz işte bakın aslında tüm kadınlar birer birer. Suçluyuz, çünkü minibüslerde popomuzda, bacağımızda bir başka el hissettiğimizde kıpkırmızı kesilip suratımız, çoğu zaman kendi kendimize utandığımız için. Hatalıyız, çünkü sokakta yürürken abuk sabuk laflara maruz kalınca sesimizi çıkartmadığımız için. Salağız da üstelik suçlu olmamızın yanında bir de, çünkü tecavüze uğradığımızda ‘’hata bende mi acaba? Ben mi sebep oldum?’’ diyerek gerzekçe düşündüğümüz için. Komşunun ‘efendi’ oğlu merdivende, kapı arkasında ‘tuhaf el hareketleri’ni ‘üzerimizde’ denerken de anne babamıza ya da o geri zekalı komşu oğlunu kendi ana babasına şikayet edemediğimiz için de saftiriğin önde gideniyiz. Ayrıca, hafif meşrebiz kahkaha attığımız, sesli konuştuğumuz, karşımızdaki erkeklerin bazılarını da ‘insan’ sıfatına koyup yüzlerine gülümsediğimiz, konuştuğumuz, etrafta mini mini eteklerimizi giyip dolandığımız için de suçluyuz. Kırmızı oje ve kırmızı ruju da unutmamalı ama değil mi, bunları da sürüyoruz, bunun için de hata bizde. Minibüste son kalan ‘kadın yolcu’ olduğumuz için de ‘en büyük suçlu’ yine biziz.

ozgecan-aslan

Ama…Ama bize tüm bu iğrençlikleri yapanların günahı yok elbette! Oramıza buramıza bakan soysuz gözlerin, her fırsatta, sırf kadın olduğumuz için tacizi hak ediyormuşuz gibi canının istediğini söyleme özgürlüğüne sahip o kemiksiz ve irinli dillerin, salyalı ağızların, hakkımızda arkamızdan, önümüzden hikayeler uyduran köhnemiş beyinlerin, vücutlarımız üzerinde hak iddia eden ellerin, tecavüz etmeyi sapıklık değil ‘erkeklik’ olarak algılayan pisliklerin hiç suçu yok!

En kallavi küfürde bile işin içine kadını, anayı katabilen beyinlere neyi anlatmaya, neyi göstermeye ve neleri öğretmeye çalışıyorsak biz de…

Kime göstermeye çalışıyorsak tepkimizi, kimlere duyurmak istiyorsak sesimizi, çığlığımızı. Kadının bile kadına düşman olduğu, tacize, tecavüze uğramanın açık saçık giyinmekle ilintili olduğunu düşünen binlerce kadın ve binlerce erkek var. Tesettürlü giyinen kızlarımızın, kadınlarımızın tecavüzlerine hiç tanık olmadık bizler değil mi?!

Yazarak, sokaklara dökülerek, ellerimizdeki pankartlarla ve çığlıklarımızla bağırıyoruz ‘’BİZ KADINIZ AMA AYNI ZAMANDA İNSANIZ’’ diye. Evet ilk önce insanız, insan gibi yaşamak, insan gibi hürmet görmek, kıymetli olmak istiyoruz. Sokakta rahatça yürümek, minibüste ‘en son yolcu’ olmaktan korkmak istemiyoruz.

Öldürülmek değil, yaşamak istiyoruz. Korkmak değil, güvenmek istiyoruz. Güzel cümlelerimiz ve güzel yaşamlarımız olsun istiyoruz. Bunların ardına üç noktalar değil sadece ‘nokta’ koymak istiyoruz. ‘Net’ ve ‘kesin’ hayatlarımız olsun istiyoruz, sonu ‘belirsiz’ olmayan…

Aslında çok basit; saygı görmek istiyoruz. Kadın gibi kadın, insan gibi insan olmak istiyoruz. Hepsi bu!

Ve son cümleler…

Olanlar, bitenler, yazılan ve çizilenler…İçimden geçenler bunlar ve hatta geçip de yazamadıklarım da satır aralarında, yüreğimdeki boşluk gibi paragraf aralarında, orada burada. Aslında biliyorum, ne yazsam boş. Ne desem yetersiz. Tüm bu yaşananlar keşke gerçek olmasaydı. Keşke çığlıklar büyüse büyüse dağ olup kötülerin başına yıkılsa. Keşke tüm bu yazılanlar, tüm bu söylenenler, isyanlarımız bir çözüme ulaşsa.

Ve keşke ben tüm bu yazdıklarımın bir işe yarayacağını görsem, bir kelimemle birilerinin düşüncesini değiştirebileceğimi bilsem…İsyanımızla birlikte ölümlerin duracağına inansam. Bu olan bitenin bir gün gelip unutulmayacağına emin olsam…

Bitirirken… Gerçek olan tek bir şey var; ölen öldüğüyle kalıyor, ardında nefes alan bir ölü anne bırakıyor. Annelere karalar bağlamak, bize de karalar giymek kalıyor…

Benim de elimden yazı yazmak geliyor.

Saygıyla…

JALE ŞEN/MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com