Reklamlardaki subliminal mesaj tehlikesi

Subliminal diye bir yöntem var. Bu konuyu daha önceki yazılarımda değinmiştim ama teferruatlı bir yazı olmamıştı. Çok önemli bir konu ve herkesin bu konuda bilgisi olması gerekir diye düşünüyorum…

Bazen, izlediğiniz bir filmden sonra canınız hiç aklınızda olmayan bir şeyleri çekebiliyor.Ya mevsimi değilse bu yiyeceğin?Üstüne üstlük bir de hamile ise eşiniz, yandınız… Hiç düşündünüz mü bu durumun neden meydana geldiğini?

Bazı filmlerin, şarkıların arasına gizli mesajlar koyuyorlar da o yüzden tüm bu yaşadıklarınız. Normal algılarımız o mesajı fark etmiyor ama bilinçaltımız lapin(küçük bir balık türü. Oltayı attığınızda yeme hemen atlar. Deyim buradan gelir) gibi atlıyor bu mesaja. Bu hadiseye subliminal deniyor…

Televizyon izleyicisinin, hakkında bilgi sahibi olmadığı, dahası görmediği, fark etmediği bir reklâm türü. Nasıl mı? Subliminal yöntemle hazırlanan bu reklamlarda, bilinçaltına gizli mesaj ve resimler gönderiliyor. Gözle görülmeyen bu mesaj ve resimler bilinçaltına ulaşıyor ve tüketici üzerinde normal bir reklamdan çok daha yüksek oranda etki bırakıyor.

Subliminal reklamcılık denen bilinçaltını hedef alan bu tür reklamlar ilk kez 1950’li yıllarda Amerika’da ortaya çıktı. James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, saliselik görüntüler halinde ‘patlamış mısır ye’ ve ‘Kola iç’ sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları, bilinciyle algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı iddia edildi. Bilinçaltı reklâmları Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde yasaklandı.

Bilinçaltı dediğimiz şey, bilincin binde 999’unu oluşturuyor. Yani siz şu anda binde 1 seviyesinde görüyorsunuz… Şaşırdınız değil mi? Şöyle oluyor: Gözün fovea hareketleri sizin şu anda görmediğiniz şeyleri de görüyor. Göz devamlı bir tarama içinde. Tarıyor ve aldığı bilgileri bilinçaltına atıyor. Bu söylediklerim bilimsel verilerdir.

subliminal-mesaj-2

Biz, normal şartlarda gözümüzün fovea hareketleriyle beynimizde depolanan şeylerin çok azını hatırlıyoruz. Ama mesela markete gittiğimizde 10 tane deterjan arasından 1 tanesini çekip alıyoruz. Yani gördüğümüzün ve de duyduğumuzun farkında olmadığımız şeylerin, bilinç yüzeyine çıkarak bize o malı satın aldırması sözkonusu. Yani biz görmediğimizi zannettiğimiz şeyleri aslında görüyoruz…

Mesela hemen şimdi bir test yapalım. Evinizde kaç pencere var?

Bir saniye içinde hemen cevap verin… Bu cevabı vermek için sol üst köşeye bakarak düşündünüz. Öyle değil mi?…Peki, neden?

İnsan beyni sağ ve sol beyin olmak üzere ikiye ayrılır. Sağ beyin resimleri, grafikleri depoluyor. Sol beyin ise sayıları, formülleri isimleri vs… Bu durumda sağ üst köşeye bakmamız gerekirdi ama çapraz bir görme sistemimiz var. Sağdaki klasörü kullanmak için sola, soldakini kullanmak için sağa bakarız. Bilinçli yapılan reklamlarda bu bilgi mutlaka kullanılır. Bu, hafızada kalmayı mı kolaylaştırıyor? Aslında kimse, “bu ürünün reklâmını gördüm, gidip alayım” demez. Ama ihtiyacımız olduğunda gidip bilinçaltımızda saklı olan bilgilerin verdiği komutla seçim yaparız.

Reklâm verenler Derneği’nin yaptırdığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de televizyon izleyicilerinin yüzde 77’si televizyonlarda çok fazla reklâm yayınlandığını düşünüyor. Reklâm çıktığında kanal değiştirdiklerini ya da bir ihtiyaçlarını giderdiklerini söylüyorlar…

Bir reklâmdan etkilenmek için o reklâmı pür dikkat seyretmeniz gerekmiyor. Bir reklâmla bir kere de olsa karşılaşmış olmamız yeterlidir. Tabii ki reklâm stratejisi başarılı reklâmlar için geçerlidir bu. Önemli olan marka bilinci oluşturmak. Coca Cola’yı düşünün. Dünyada reklâma en fazla bütçe ayıran markadır. Coca Cola, her reklâmıyla markasını gündemde tutar. “Ben zaten yeterince satıyorum, reklâm için bu kadar para harcamama gerek yok” diye düşünmüyor. Çünkü reklâm marka için vazgeçilmezdir. Bir ürünü marka haline getiren şey reklâmdır…

1980 Moskova olimpiyatlarında, Ruslar kendi oyuncularının odalarını kırmızı, rakip takımın oyuncularının odalarını ise mavi renkle ışıklandırdılar.

Çünkü mavi, rehavete sevk eder, kırmızı ise canlandırır, harekete sevk eder. Aynı şekilde İngiltere milli takımı, beş altı yıl önceydi sanırım, Türkiye’ye geldiğinde biz beyaz forma giyeceğiz siz de kırmızı forma giyin dediler. Bu o zaman da söz konusu edildi. Amaç şu: Beyaz, saflığı temizliği temsil eder, kırmızı ise ateşleyici, harekete geçirici bir renktir. Onlar kırmızı formalı Türk takımı karşısında performanslarını artırdılar… Bunlar insan doğasıyla ilgili veriler…

subliminal-mesaj-3

Mesela portakal pek çok kültürde kadını temsil eder. Portakalın soyulması da kadının soyunmasını temsil eder. Pepsi Twist’in reklamında da soyulan bir limon soyunan bir kadın birlikte kullanılmıştır…

Bu reklamlar çoğu ülkede yasak… Rusya’da bu tür reklamlar çok yaygın fakat bununla mücadele eden “25. Kare” diye bir oluşum var. Bunlar bilinçaltı reklamlarını tespit ediyor ve yasaklanması için mücadele ediyorlar. Amerika’da kesin olarak yasak. Bildiğim kadarıyla İngiltere’de de yasak. Bilinçaltı reklamları insanları bir nevi hipnoz ediyor. Türkiye’de bugüne kadar tartışılmıyordu bile. Meclis’te de gündeme geldiğine göre belki bundan sonra en azından tartışmaya başlarız…

Dikkatli olmazsanız bazen de ne kadar konuşulursa konuşulsun başarısız bir reklam yapmış olursunuz. Hatırlarsanız ‘aganigi’li fındık reklamları vardı bir ara. Herkes de bu reklamı konuşmuştu. Ama fındık satışları artmamış bilakis azalmıştı… Neden peki?… Çünkü bu reklamda seks iması kullanıldı. Fındığı kim alır eve? Hanımlar alır. Kim satar? Erkekler satar. Hanımlar fındık almaktan utanır oldular. Bu yüzden de fındık satışlarında azalma görüldü.

1975 yılında Marlboro’nun satışları düşünce yeni bir reklam kampanyası tasarlandı ve sigara içicilerinin, kolay kolay içtiği sigarayı değiştirmeyeceği düşünülerek yeni sigara içicilerine ulaşmayı hedef alan bir reklam tasarladılar. 12–13–14 yaşındaki gençler üzerine bir araştırma yapıyorlar. Bu çocuklar, o yaşlarda, kimseye minnet duymama, evden uzaklaşma, hesap vermeme gibi bir psikoloji içinde oluyorlar. Bunları en iyi ifade eden ikonu bulmalıyız diyorlar ve bunun en iyi ifade den ikonun güneşin batımına doğru giden bir kovboy olduğunu tespit ediyorlar. Bu sizde neyi çağrıştırdı? Red Kid’in son sahnesini değil mi?

Evet. Tam da bu işte. Red Kid, tam teşekkür alacağı sırada ortadan kaybolur. Bir de bakarsınız ki güneşin batışına doğru gitmektedir. Kimseye minneti yoktur yani…

Bu reklam Mallboro’nın satışlarını ciddi oranda artırdı. Daha sonra sigara karşıtları Red Kid’in ağzındaki sigarayı kaldırttılar ama atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmişti…

Sevgiyle, hep…

NURETTİN GÖNEN / MEDYABEY

tiyatrosanatcafe@hotmail.com

https://twitter.com/Nyazargonen

 

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com