ÖYLE BİR GÖÇER ZAMAN Kİ…

oyle-bir-gecer-zamanki1

İki sezon önce bir salı akşamı başladığında tam da ilk bölümüne denk geldiğim ve her bölümünü merakla izleyip, gittiğim spor salonunda Mete’yi canlandıran Aras Bulut İynemli’yi her gördüğümde bir sonraki bölümde ne olacağını öğrenmeye çalıştığım bir diziydi ‘Öyle bir geçer zaman ki’.

Şimdilerin Ergun Plağının ağzından alabildiğim tek söz dizinin 4 sezon planlandığı şeklindeydi.

Salı geceleri spor yaparken diziyi birlikte izlemişliğimiz vardır,ilk sezonda dizi Ali kaptan&Mete arasında yoğunlaşmıştı…Karısını aldatan,sevgilisi ortaya çıkan Ali Kaptan’la, baba sevgisi görememiş, müzik hocasının hediye ettiği mandolin babası tarafından sırtında kırılmış Mete….

Mete’nin, oturdukları evi yakarken, gözleri çakmak çakmak, ‘beni niye sevmedin baba’ diye haykırışı ancak yaşanılarak yazılabilir…

Söz ‘yazmak’tan açılmışken dizinin senaristi Coşkun Irmak, kendini senarist değil ‘yazar’ olarak tanımlar ve hikayedeki Osman’ın kendisi olduğunu, dizideki olayların kendi çocukluğundan esinlenildiğini açıklar.

Yani dizide geçen olayların gerçeklik payı vardır, kaldı ki Balıkçı’nın eski karısı Selma (Gülizar Irmak) gerçek hayatta senarist Coşkun Irmak’ın eşidir…

Dizi ilk sezonda seyirciyi öyle bir yerlerden yakalar ki, babasından sevgi görememiş evlatları, eşi tarafından aldatılan hatta şiddet gören kadınları, öğretmenine aşık olan öğrencileri, 60’ları özleyen ruhları ve o zamanlardaki karşılıksız dostlukları…

Muhteşem hikaye, iyi oyunculuk ve başarılı bir yönetmenle  ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ ilk sezon hakettiği şekilde seyircinin baştacına oturur…

İlk sezon hikaye o kadar doludur ki bölüm finali, fragmanlarda gösterilenin ötesinde biter…Çünkü yaşanılmışlık vardır, senarist rahattır, anlatacağı çok şey vardır…

Ancak ikinci sezon işler böyle gitmez…Benim anladığım Coşkun Irmak,  kendi hayat kesitinden anlatacağını ilk sezonda tüketti, sonra kendi deyimiyle ‘yazarlık’tan ‘senaristliğe’ soyundu ve tükendi…

Türk dizi tarihinde ‘fenomen’ olabilecek bir hikayeyi, yaşanılan gerçekler bitince  sırf reyting uğruna ‘Turgut Özal suikastine’ kadar getirdi…

Dizinin 2. sezonu Karcı Holding’te hisseleri ‘Al gülüm ver gülüm,vermezsen vururum’ şeklinde geçti…

Kim kaç kere vuruldu ikinci sezonda hatırlayan var mı?

Hikaye zorlandı,zorlandıkça “superman” bir karakter oldu Kenan…

Ama Türk zor sever, sevdiği zamanda vefa örneği gösterir ya; ikinci sezonu da zirvede tamamladı ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’…

Ha bişey oldu, ha olacak diye seyirci ilk sezondaki muhteşem hikayeye saygısından izledi diziyi ikinci sezon boyu…

Oysa yaşanmışlık bitmiş, iş ‘senaryoya’ kalmıştı…

Küçük Osman, neredeyse kardeşi Mustafa ile aynı yaşa gelmişti ama dedik ya ‘Vefa’ İstanbul’da bir semt değildi, seyirci onu da bastı bağrına…

Üçüncü sezona girerken seyircinin göstermesi gereken reaksiyonu Ali Kaptan ve Aylin göstererek diziden ayrıldı…

Akıllı oyuncu,kendisine zarar vereceğini hissettiği anda diziyi bırakır…

bulut-aras-iynemli

Dizinin tükendiğini seyirci kabul etmese de onlar gördü ve yeni ufuklara yol aldılar…

Öyle Bir Geçer Zaman Ki’nin 3. sezonunun üzerinden 1 aydan fazla zaman geçti ve hiçbir şey olduğu yok…

Seyirciyi aptal yerine koymanın en güzel örneklerinden biri haline geldi…

Soner’in ‘Kızım olmadan asla’ tadından, Mete ile Osman’ın yeni bir ‘Kuzey Güney’ olması haricinde….

Dedik ya iş artık senaryoya kaldı ve Coşkun Irmak kendisinin de kabul ettiği gibi bir senarist değil…

Oradan buradan araklama ve seyircinin sonsuz töleransı ile belki bu sezonu da tamamlar ama benim için çoktan bitti…

Hele ki Ahmet’in miting yaptığı ve plastik mermiyle vurulduğu son bölümde…

Sene 1988 aylardan haziranın 18’i…

Turgut Özal’ın mecliste konuşma yaparken uğradığı suikastı izleyin,sonra Ahmet’in suikast sahnesine bir daha bakın…

Plastik mermiyle vurulan ve ne tesadüftür ki Turgut Özal gözlüğü takan Ahmet’in, eşi Berrin yanına geldikten sonraki konuşmasına bakın…

İnanın Özal gibi Allahın verdiği ömrü onun izninden başka alacak yoktur diyecek diye bekledim…

Tıpkı,18 Haziran 1988’de Turgut Özal, Kartal Demirağ tarafından salondaki konuşması sırasında yaralanıp,eşi Semra Özal yanına geldiğinde yaptığı konuşma gibi…

oyle-bir gecer-zamanki3

Bu dizi ‘’göçmüş’’ ve bir senaristin doldur boşaltına kalmıştır…

Hep bir şey olacak gibidir ama hiçbir şey olmamaktadır….

Olan, aynı kanalın dizisi ‘Kötü yol’ a olmakta ve dizi saat 23’e atılarak gerçekten adı gibi kötü yola düşmektedir.

Sözün özü,seyircinin tercihine saygım elbette var, benim göremediğim birşeyleri hala buluyor olmalı…

Dilerim ‘yazar’ Coşkun Irmak da benim göremediğim ama seyircinin gördüğü şeyleri yazmaya en kısa zamanda başlar bu dizide…

Yoksa,’Öyle Bir Göçer Zaman Ki’ , kendi bile şaşırır…

SERHAN BAŞBAHÇIVAN / MEDYABEY

 

 

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com