Önce Fatih Portakal’ın haber sunumunu eleştirdi sonra Ahmet Hakan’a neden gıcık olduğunu yazdı

Fox Ana Haber Spikeri Fatih Portakal’ın haber sunumu zaman zaman eleştiri alıyor. Portakal’ın sunumunda “samimiyet”in reyting almak için bir enstrüman işlevi gördüğüne dair yorumlar da yapılmıyor değil. İnternethaber’in yazarı Nuran Yıldız, haberin Fox Ana Haber’de gerçeğin değil şovun bir parçası olduğunu yazdı. Nuran Yıldız “Çok talep edilmek, iyi olmak anlamına gelir mi?” başlıklı yazısında Ahmet Hakan’a neden gıcık olduğunu da yazdı.

Ergun Babahan’ın geçtiğimiz günlerde attığı ve medyada gündem olan “Bu daha başlangıç” şeklindeki tweet’ine de değinen Yıldız, “Ergun Babahan’ı bu kadar önemsemek gerekir miydi?” diye sordu.

İşte, Nuran Yıldız’ın ilginç yazısı:

********    ***********

Başlıktaki soru, “piyasa” düzeni var olduğundan beri ortadadır.

Hemen herkes yanıtını bilir, hemen hiç kimse üzerine uğramaz.

Geçen gün Yakup Murat, haber sunarken samimiyeti işin içine karıştıran Fatih Portakal’ı eleştirdi,“Samimiyet, bilgi değil duygudur” dedi.

Bu konuyu yazmaktan klavyeme gına geldi.

Televizyonlarda en son aranması gereken şey “bilgi”, en az aranması gereken şey de“haber”dir.

Haber, en iyi örneğini Fox’da, Fatih Portakal’da göreceğimiz gibi, gerçeğin değil şovun bir parçası oldu.

Sunucu, izleyiciyi haberdar etmek kaygısından çok, haberi satmak kaygısını taşıyor.

Patronlar için gerekçe basittir, daha çok izlenip daha çok para kazanmak.

Haberin mutfağındakiler içinse (eğer mutfak diye bir şey kaldıysa) iyi haber yapmak yerine, satılabilir haber yapmak iştah açıyor.

Fatih Portakal’ın duygusal açılımlarından gına gelince, yayın yönetmeni Doğan Şentürk’e mesaj attım, “bu işin tadı kaçmaya başlamadı mı” minvalinde.

Doğan, beşikten habercidir. İyi habercidir. Haberin namusuna inanan az sayıda gazeteciden biridir.

Soruma, arayarak cevap verdi. Önce neden böyle düşündüğümü sordu, dedim ya doğru olanı aramaktan bıkmayan bir adamdır.

Anlattım.

Kendince cevaplarının arasına izleyicinin durumdan memnun olduğunu, çok izlendiklerini sıkıştırdı.

Evet, çok izlenen bir haber yapıyorlar. Ancak bu, ilkesel olarak iyi ve doğru haber yaptıkları anlamına geliyor mu?

Sunucunun duygu durumu iyi habere haksızlık etmiş olmuyor mu?

Konuştuk.

“Haber”e değerini vermek halâ mümkünse, ilk yapılması gereken “haber” programlarının reyting sisteminden çıkarılması olmalı.

Bu konuda, çocuk programlarına gösterdiği hassasiyet kadar olmasa da Cengiz Semercioğlu’ndan destek bekliyorum.

AHMET HAKAN’A NEDEN GICIK OLUYORUM?

Ahmet Hakan okurum. Okumayanı ayıplarlar zaten.

Ne var ki onun köşesinin olduğu sayfayı her açışımda, kendisine gıcık oluyorum.

Neden olmayayım ki, adam en kıytırık konuları bile çok önemliymiş gibi yazabiliyor.

Kim ne der, hiç umursamıyor.

Ağaç gölgesine uzanmış gibi ehl-i keyf yazıyor…

ERGUN BABAHAN’I NE KADAR ÖNEMSEMEK GEREKİR?

Ergun Babahan, durmuş durmuş, tekneyle Kos’a geçince Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı için “Bu daha başlangıç” tweet’i atmış.

Savcılık da “suç ve suçluyu övmek”ten gözaltı kararı çıkarmış.

Babahan’ı bu kadar önemsemek gerekir miydi emin değilim.

Adamın kaçak oynamayı seven bir tarafı var.

TMSF, Sabah gazetesine el koyduğunda, Fatih Altaylı bir süre yayın yönetmenliğine devam etmiş, sonra yerine Ergun Babahan gelmişti.

Birkaç gün sonra. Sayfa editörüm aradı, “Artık yazmayacakmışsınız, vazgeçirmeye çalıştım ama olmadı” dedi.

Masamı toplamaya başladım. (Ne iş yaparsam yapayım masayı sahiplenip yayılmadığımdan toplamalarım en fazla 10 dakika alır.)

Odanın önünden geçen Yavuz Donat “Hayırdır hoca?” dedi.

Açıkladım.

“Olur mu öyle şey” dedi, “bunu Ergun’la konuşmam lazım.”

Gerek olmadığını anlatsam da dinlemedi, odasına gitti.

Geri döndüğünde, “Yazmamanızla ilgili kararı Ergun vermemiş, TMSF yönetimi vermiş”dedi.

TMSF’nin Sabah grubunun başına atadığı Mehmet Akif Yaşin durumu öğrenmiş, aramıştı,“Yazılarınızla ilgili yönetimde hiçbir karar alınmadı. Ergun Bey doğruyu söylemiyor, lütfen yazmaya devam edin” dedikten sonra “Yarınki yazınızı bekliyoruz” diyerek telefonu kapatmıştı.

Yayın yönetmenine rağmen yazı yazılmazdı.

Sabah’ta bana köşe veren Fatih Altaylı’yı aradım. Durumu anlattım.

“Bence yazmalısınız” dedi, “gazetenin patronu Ergun değil ki, onun kararının bir anlamı yok. Patron TMSF ve onlar yazmanızı istiyorsa yazmalısınız.”

Ona da aynı şeyi söyledim, yayın yönetmenine rağmen yazı yazılamazdı.

Canı sıkılan Yavuz Donat’a, Babahan’ın kendisine yalan söylemiş olduğunu, “kendi kararım”diyemediğini söyledim.

İşte Ergun Babahan böyle biridir.

Yazının tamamını okumak için tıklayın:

masaustu
mobil

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com