O HAYAT BENİM’İN YOLU AÇIK OLSUN/JALE ŞEN

Hafta sonu geldi yine işte. Yağmurlu bir Cumartesi’ye uyandım. Güzel bir kahvaltıyla birlikte biraz aylaklık yaptım evde. Sabahtan İntikam’cıların bombardımanına maruz kaldıysam da akşam üzeri bir Venezuela korku filmi izleyip kendime geldim.

Bu kendime gelmişliğimle ve az evvel salataya havuç rendelerken doğradığım parmağımla birlikte, dün gece tekrarını izlediğim O Hayat Benim’le ilgili bir şeyler yazmak istedim.

Başrollerinde sevimli Keremcem, güzel gözlü Ezgi Asaroğlu, Ceren Moray, Yeşim Ceren Bozoğlu, Süleyman Atanısev ve Sinan Albayrak’ın olduğu O Hayat Benim, formülünü henüz çözemediğim şekilde dizileri uzunca müddet süren Fox’ta yayına girdi. Yönetmenliğini, başrol oyuncusu ve kötü görüntü kalitesiyle zaten baştan kaybetmiş Fatih dizisinin setinde fazladan havaya girmiş Mehmet Akif Alakurt’a ”hadi leyn” çekip diziden istifa etmiş, iyi işler ortaya çıkaran Merve Girgin yapıyor. Senaryosunu Gül Abus Semerci, Yelda Eroğlu, Zafer Özer Çetinel’in yazdığı dizide, bir kenar mahallede yaşayan İlyas,Nuran, Efsun ve Bahar’ın evine, bir kalbur üstü yaşam süren Mehmet Emir Atahan’ın ailesine gidip geliyoruz.

Mehmet Emir’le kızı Hasret’in aşkını kabullenemeyen baba Yusuf’un, kızı hamile kalıp da doğum yaptıktan sonra torunu Bahar’ı yardımcısı İlyas’a verdikten sonra, Bahar’ın kendine ait olmayan bir hayatla birlikte daha sonrasında şekillenen olayları konu alan O Hayat Benim’de özellikle sahne çekimleri, sahnelerdeki renk ve ışığı beğenmekle birlikte esas olarak oyunculuklara değinmek isterim.

Onu ilk gördüğümden bu yana hep çok sevimli bulduğum Keremcem’in ‘kötüsü’ olmamış! İnsan onun yüzüne bakınca ”ah evladım, caanımm” diye sevesi geliyor. Sonradan ‘iyileşse’ de bari rahatlasam, seviyorum ben bu çocuğu. Sevdiğim diğer bir başka isim de, diziyi çok beğenmesem de sırf onun oyunculuğunun o şahaneliğini seyretmek için diziye katlandığım Yeşim Ceren Bozoğlu! Süper oyunculukların ve süper ötesi esprilerin olduğu Aldırma Gönül’de izlerken çok gülüyordum Bozoğlu’na, burada komedi oynamadığı halde doğal oyunculuğuyla yine beni güldürüyor, eğlendiriyor. Afedersiniz kaba olacak şimdi ama kendisi oyunculuğuyla ‘yardırıyor’!

Diğer yardıran bir isim de İlyas rolündeki Süleyman Atanısev. Bir çok ödüle sahip tiyatrocu Atanısev, Yeşim Ceren Bozoğlu’yla müthiş uyumlu olmuş. Övgüyü hak eden, izlemekten zevk aldığım, dizi esnasında özellikle gözlerimi kapatıp sesini kulaklarıma bent ettiğim, bu dizi için çok fazla olduğunu söylemeden geçemeyeceğim, Ali’nin Sekiz Günü’nü izlerseniz demek istediğimi daha iyi anlayacağınız kişidir kendisi.

Bir de bu diziyle birlikte oyunculuğunda şimdilerde zirveye doğru ilerleyen bir başka oyuncu gözüme çarptı; Ceren Moray! Kavak Yelleri’ndeki rolüyle de oldukça iyi olduğunu düşünürdüm zaten, ama burada o gözü açık, uyanık, aç gözlü, riyakar, varoş mahalle kızı rolünü öyle iyi oynamış ki gözümü kendisinden alamadım. O varoş mahallede bir de komşu var ki, başka işlerde de izlemiştik onu, cidden çok güzel oynuyor.

 

Diğer bazı şeyler…

Benim severek izleyebileceğim bir iş olmamakla birlikte bazı sahnelerdeki tuhaflıklardan bahsedecek olursam eğer, Keremcem’in(Ateş) Bahar’ın çalıştığı pastaneye müşteri olarak gelip de ”kek de çok güzel olmuş, kitaplar gördüm senin mi, belki de zengin olursun bir anda” filan gibi konuşmaları biraz tuhaf kaçmış. Gerçi dizi ya bu öyle olacak tabii de diyebilirsiniz ama ben garson olsam, gelen müşteri bana öyle üstüne vazife olmayan sorular filan sorsa ”ne diyosuun” derim.

Başka bir sahnede de Efsun’un kuyumcuya kur yapa yapa çaldığı bileziği ‘dahiyane’ bir yöntem uydurup sakızla dolaba yapıştırmasına ne gerek vardı anlayamadım. Hayatımda bir örneğini daha hiç görmediğim ve göremeyeceğim kadar rahat olan kuyumcu sayesinde zaten rahatlıkla cebe, çantaya indirebilirdi bileziği.

Ezgi Asaroğlu’nun oynadığı Bahar’ın ‘külkedisi’ havasındaki halleri, her bir şeylere ‘gülümseyerek’ Polyanna tadında yaklaşması, ”ayy olsun caanım, ben onu da yaparım, ayy bunu da yaparım” modundaki halleri ütopik olmuş!

Şimdi son söz olarak dizinin akıbeti hakkında ahkam kesen laflar edebilirim ama bu Fox’un içten içten, sessiz sessiz giden başarılı hali beni havalı kelimelerden uzaklaştırıyor! Pastel Yapım’a ait O Hayat Benim’in yolu açık olsun…

 

İzle…

İspanyol Korku Sineması’nı sevenlere can olacak La casa del fin de los tiempos – Zamanın Sonundaki Ev değişik konusuyla korkunun içine dramı, dramın içine korkuyu hapsetmiş. İçinde zamanda yolculuk filan eden insanlar var, biraz da Nicole Kidman’lı The Others tarzında. Güzel işte, düşünme izle.

JALE ŞEN / MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com