O Hayat Benim izleyicisi olmanın nedenleri/JALE ŞEN yazdı

JALE ŞEN/MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

 

Sen farketmesen de o seni esir alıyor!

Pazar’ların ‘AS’ı, bana ”izlemeyeceğim yaaaa” dedirtip dedirtip nasıl yapıyorsa artık bir şekilde kendimi içinde, kıyısında, bucağında buluverdiğim dizi işte o. O kadar bağırış çığırışına rağmen, içindeki bazı (malesef ki) karakterler yüzünden kendimi her pazar gecesi ‘affetmeye çalışmama’ sebep iş o; O Hayat Benim yine bomba gibiydi!

Evet, bu kadar ‘sesli’ dizileri benim kafa kaldırmıyor artık. Annem derdi de inanmazdım yıllar evvel. Müzik seti( evet o zamanlar müzik seti vardı, gemilerle seyirlere gidenlere önceleri Nivea kremle birlikte dümenli saatler ısmarlanırdı. Sonraları bu ısmarlananlara müzik setleri eklendi) bangir bangir bağırırken bizim salonda, annem de bağırınırdı diğer odada ”yeterrrr, kafam kaldırmıyooorr”. Ben de bu kıvamdayım şimdi işte.

Ama bazı işler var ki ister senin hayatta izlemeyeceğin bir konuya, işleyişe sahip olsun, isterse karakterlerin hepsi bir ağızdan bağırıp çığırsın, kafanı şişirsin, sen yine de ayrılamazsın ekranın karşısından. Başkalarının sebepleri farklı olabilir tabii, benim sebebim o dizideki karakterlerle alakalı. Mesela Nuran’dı (Yeşim Ceren Bozoğlu) o diziden ayrılana kadar. Sonra Sakine (Birgül Ulusoy)’ydi, şimdi o da ayrıldı. İlyas var bir de benim çok sevdiğim o karmakarışık, havada saçlarına rağmen. Süleyman Atanısev’e harika, müthiş vs. ne desem hiç bilemiyorum, olsa olsa o oyuncu değil başka bir şey benim gözümde diyebilirim.

o-hayat-benim

Efsun’u Nuran’la birlikte dizinin elinden tutup götüren hatta peşleri sıra sürükleyen isimler olarak yazmıştım daha önce de. Özellikle Nuran diziden çıktıktan sonra Efsun üzerinden dönmeye başladı dizi, senaryo ona yazılıyor sanki. Ama bir yerden sonra (nasıl olsa izleyici sevdi onun o atraksiyonlu, atasözlerini kendi dilinde yorumlaması, atarlı hali filan) fazlaca ‘karikatürize’ edildi. Dozunda olduğunda güldürüyor evet, ama bölümün içinde çok fazla yer verildiğinde o duruma, çok da hoş durmuyor, sıkıyor insanı.

Diziyi peşinden koşturan (tabii bizleri de) bu karakterlerin yanına şimdi yenileri de eklendi. Zerrin Sümer (Ganimet), Ayça Damgacı (Muzaffer), Selen Görgüzel (Cevriye), Aybüke Pusat (Zeynep), Larissa Gacemer (Hanife). Zeynep’le Hanife’yi ilerleyen bölümlerde daha iyi göreceğiz eminim, henüz çok yeniler dizide tabii. Selen Görgüzel (Cevriye) havalı, işveli, cilveli. Kızıyla beraber yaşayan, belli ki genç yaşta anne olmuş, dertli bir hikayesi var.

Ganimet’se yeni ‘Kısmet Sokağı’yla’ birlikte hayat bulmuş, dizi için de gerekliymiş gibi bir his yaşattı bana. Zaten sevdiğim oyuncudur Sümer. İlyas’la olan çekişmelerinin sebebini göreceğiz bakalım hep birlikte.
Ayça Damgacı’ysa belli ki dizide Efsun dışında bizi gülümseten bir karakter olacak. Kadından çok erkeğe benzemesinden sebep herhalde adını da Muzaffer koymuşlar. Aramızda Kalsın’dan sonra bakalım burada onu neler bekliyor…
O Hayat Benim yeni sezonda artık bambaşka bir yola girdi. Şimdi esas, Bahar. Ona hep ‘süklüm püklüm’ diyordum, ama şimdi bu sezon o da bambaşka bir Bahar olacak. Hesap soran, bolca bağıran, çıkışan, yakaya yapışan, kızgın, fazlasıyla kırgın bir Bahar. Ne olursa olsun ben bu kıza ne bağırmayı, ne de sakinliği yakıştırabiliyorum. Olmuyor sanki. Dİzide herkes evet, tamam ama bir tek Ezgi Asaroğlu bana batıyor. Bu hep böyleydi. Ekrana yakışmıyor (Ekran ışığı yok, klasik eleştirmen deyimi) sanki. Ama diğer yandan Keremcem beni yanıltmayı başardı. Onun o masum, ‘babyface’ suratından dolayı rolüne yakıştıramadığımı söylemiştim, şimdiyse durum değişti benim için. İlerleyen bölümlerle o da ilerledi.

O hayatın içine dahil olan yeni isimlerle birlikte biz de onlara alışmaya çalışacağız. Gerçi bu dizide ‘alışmak ya da alışamamak’ gibi bir hal hiç zuhur etmiyor. Bu işin içine giren herkesi hemen kabulleniveriyoruz. Bunun sebebi belli aslında. Seçimler yerinde çünkü. Diziye giren hiç bir karakter eğreti durmuyor, sırıtmıyor. Ekip oyuncu seçme konusunda çok başarılı.

Bir de iyi oldukları başka bir konu daha var. ‘Kadın’ karakterleri çok iyi yazıyorlar. Kadınların ‘baskın’ olduğu bir dizi bu. ”Hayatın içinde bakın böyle kadın da var, şöylesi de var, böylesi de…” diyorlar bize senaristler. Kadın merkezli işler kadın izleyicinin daha çok hoşuna gidiyor. Bazılarımız orada kendini izliyor, bazılarımız olmak istediği kadını…

Bazılarımız kızdığı, gıcık olduğu kadını izliyor, sinir olduğu o kadını eline geçirirse ne yapmak istiyorsa aslında yapamadığı için karşısında yapanı görünce rahatladığı için izliyor. Dizinin beş senaristinden kadın olan Gül Abus Semerci ve Yelda Eroğlu kadın tarafını, erkek olan diğer üç isim de erkek tarafını yazıyor anladığım kadarıyla.
Bir işle hem güldürüp hem ağlatan, hem kızdırıp hem de ”aman ne saçma” dedirtmeden kendini izletmeye başarabilen O Hayat Benim’e yeni sezonunda başarılar diliyorum.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com