MUHTEŞEM YÜZYIL ‘I İZLETMEK İÇİN DEKOLTEYE GEREK YOKMUŞ!

muhtesem-yuzyil

Muhteşem Yüzyıl’a, “muhteşem” tutkunluğumuz katlanarak devam ediyor. Her hafta reytingler tavan yapıyor. Arada muhteşem hatalar da olsa sanırım bu dizi yüzyıl daha devam eder.

Biraz uçtum mu ne?

Neyse ne; ayıla bayıla izliyoruz işte Hürrem’i, Süleyman’ı ve bütün ahaliyi. Son bir kaç bölüm dikkatimden kaçmayan bir durum var bu arada…

İlk dönem haremde neredeyse yarı çıplak dolaşan hatunlar, sonunda göğüs dekoltelerini kapadı. Siz de fark ettiniz mi? Artık kostümlerin yaka bölümüne şifon ek parçalar ilave edip, o derin dekolteleri kapadılar.

Aferin iyi oldu…

Neydi yahu öyle?..Göğüsler ortada olmadan da izleniyor dizi işte.

Kurgu hızlandı, böylelikle daha da akıcı oldu dizi. Heyecan bölümleri arttı. Tırmandırıp tırmandırıp sonucu bir sonraki bölüme bırakmıyorlar artık. Tek bir bölüm bir kaç heyecanlı sahneyle tempo kazanmış. İnsan gözlerini ekrandan alamıyor.

Ve fakat, neredeyse çocuk yaşta hareme giren Hürrem, beş çocuk doğuruyor, onlar büyüyor, yıllar yılı haremde yaşıyor ama her nedense Türkçesi bir türlü düzelmezken, haremin kapısından daha dün giren Rum kızı Helena, şehzade Mustafa’nın yatağına bile sokulmadan daha, Rum aksanından eser kalmıyor ve başlıyor gayet akıcı temiz bir Türkçeyle konuşmaya.

Bu da çok ilginç bir durum bence. Biraz tuhaf kaçtı. Sanırım bu durumda senaristlerin ve yönetmenin ve de herkesin gözünden kaçtı. Böyle “kaçak” durumlar dizinin “nazar boncuğu” mudur nedir, anlamadım ki.

Uçurum

“Uçurum” dan yuvarlandı.

Ve “Uçurum” nihayet kaldırıldı. Kötü bir dizi miydi? Yok, hayır…

Ancak kendi kadınlarımızın ve memleketin başka sorunları dururken, fuhuş dünyasının yabancı uyruklu aktörlerinin dramını ele almak abes ile iştigalden başka bir şey değildi.

Bu dizinin konusunu baştan beri yadırgıyordum. Tecavüz sahneleri, şiddet, bacak ve göğüs şovları ve seksin en çirkin hali arasındaki curcuna, insanın değerlerini altüst eder nitelikteydi. İzleyenlerin psikolojini bozan bu tür şiddet içerikli sahnelerin kimseye bir yararı olmadığı gibi, olumsuz etkisiyle de topluma yanlış mesajlar veriyordu.

“Uçurum”un bitmesi bence hayırlı oldu.

Esra Erol, pek üzülmüş bu dizinin yayından kaldırılmasına. Programında hayırlara vesile olan ünlü sunucumuz, aile kurumuna gösterdiği titizliği, yaptığı bu açıklamayla sanki biraz boşa düşüyor gibi.

“Nazar etme ne olur, çalış senin de olur!”

Televizyon dünyasına uzun zamandır yeni bir soluk getiren Acun Ilıcalı’yı kimse tutamıyor. Bence zaten kimse yeltenmesin buna. Gerçi çekemeyenler çok.

Sürekli köstek olmak için çırpınanlar “Hamsi” statüsünden öteye gidemezler. Oldukları yerde çırpınıp dururlar sadece…

acun-ilicali

Adam akıllı, adam çalışkan, adam samimi, adam, ADAM.

“Yetenek Sizsiniz Türkiye”, yarışmasında, kendilerini yetenekli sanan katılımcılara merhamet ve incelikle yaklaşması beni acayip duygulandırıyor.

İnsanlığını hiç bir şekilde unutmayan başarılı televizyoncu, programı sırasında güzel bir gösteri sunarken insanlık dersi de veriyor. Hiç kimsenin gururunu incitmeden, hatta onore eden Acun Ilıcalı’nın sırrı burada yatıyor işte. Hem işini doğru yapıyor, hem samimi ve içten duygularını yansıtıyor. Çalışanlar da Acun’un izinde ilerliyor.

Durum böyle olunca da başarı kaçınılmaz oluyor doğal olarak. O nedenle, Acun Ilıcalı’ya çamur atanlar, “şapkalarını” önlerine koyup şöyle düşünmeli, “biz nerede hata yapıyoruz yahu” diye.

GÖNÜL GÖKMEN / MEDYABEY

www.twitter.com/ekinoba

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com