SERLİ NİŞANYAN / MUSTAFA ÇEVİK’TEN KONUŞULACAK BİR KİTAP: ZAMANIN OĞLU

Son zamanlarda dillere iyice pelesenk olmuş bir kavram: Tasavvuf. Tasavvuf anlayışına yeni bir bakış açısı Mustafa Çevik’ten geldi. Mustafa Çevik’in ikinci kitabı “Zamanın Oğlu” için tasavvufun yeni dili, farklı yorumu demek kesinlikle yanlış olmaz. Zamanın Oğlu, pek çok çevreden kabul görmüş bir başucu kitabı niteliğinde. Emin olun, dönüp dolaşıp altını çizeceğiniz, sürekli farklı ve derin anlamlarla karşılaşacağınız okunması şart bir kitaptan bahsediyorum.

Mustafa Çevik’in adını ilk Kurtlar Vadisi Pusu’nun senaryo ekibinde olduğu yıllarda duyduk. Ardından Hükümdar kitabıyla satış başarısı yakaladığında ve şimdi de yazarlık kariyerindeki son durağı Zamanın Oğlu kitabıyla. Bir yazarın en çok istediği şey; yazarak hayatını devam ettirebilmek ve yazdıklarının anlaşılmasıdır. Çevik bunu yaşayan sihirli bir kalem aslında.

Türk edebiyatının son dönem önemli kalemlerinden olan Mustafa Çevik’le yaptığım röportajdan büyük keyif alacağınızı hatta bu röportajdan sonra kendinizi en yakın kitapçıda bulacağınızın garanti ediyorum.

S.NİŞANYAN: Kitap tam olarak neyi anlatıyor?

M.ÇEVİK:Kitapla aslında Hoca Ahmed Yesevi’yi okuyucularla tanıştırmak istedim. Bilenlere de onun hayatının detaylarını göstermek istedim. Tasavvufu ne kadar basite indirirsek indirelim aslının öyle olmadığını, inanılmaz  bir geçiş ve dönüşüm süreci olduğunu anlatmak istedim. Allah aşkını ve bu yolda çekilenlerin erdemini de elbette…

 

S.NİŞANYAN: Bu kitap sanki birine yazılmış bir mektup gibi. Okurken ben böyle hissettim. Gerçekten de okurlarınıza mektup yazarak mı ulaşmak istediniz?

M.ÇEVİK:Evet aslında bir nevi mektup olsun istedim. Allah’a mektup, okuyucuya mektup. Hoca Ahmed Yesevi’den bizlere mektup gibi.

 

S.NİŞANYAN: Sizce bu kitap neden okunmalı peki, yani aslında bu mektupta ne anlatılıyor?

M.ÇEVİK: Biri gerçekten mutsuzluk, sevgisizlik, huzursuzluk, hoşgörüsüzlük hissediyorsa dünyanın bu halinden rahatsızsa okumalı bence. Gençler mesela, okuyabilmeli bu kitabı. Neden derseniz, hiç olmazsa bu kitabı okuyunca bazı konular üzerine biraz daha düşünme fırsatı bulacaklar. Mektubumuz aslında bunu anlatıyor yani kitap.

 

S.NİŞANYAN: Kitapta en çok rastladığım kavram “çoban olmak”. Bu genelde dini içeriklerde (genelde her dinde) rehberlik eden anlamında kullanılır. Bizler de peşinden giden sürüyüzdür. İsterseniz bu kavram üzerinden yorumlayalım tasavvufu biraz.

M.ÇEVİK: Tabi, kesinlikle her dinde Peygamberler çobandır. Çoban olmak önemlidir. Bu kitapta da aynı şekilde, aynı anlamda kullanılıyor çoban kelimesi. Aslında zamansız anlatımların kitabıdır Zamanın Oğlu. Zaman ve mekan sınırlaması yok kitapta yani anlatılanlarda, dikkat edin Allah sevgisinde de yoktur. Bu yüzden kitabın adı: Zamanın Oğlu.

S.NİŞANYAN: Güzel bir yaklaşım. Çapraz anlam. Aslında hem zamanın önemi, hem de zamansızlığın önemi vurgulanıyor.

M.ÇEVİK: Kesinlikle öyle.. Zaman geçiyor, farketmemiz gerekenler var. Bir o kadar da ne zaman farkedersen farket. Yeter ki farket. Zaman önemli değil. Bizlere anlatılanlar tarafından da olaya bakarsak, her söylenilen her döneme uyuyor. İyi olmak, kendinden vazgeçmek gibi.

S.NİŞANYAN: Kitapta 3 sevgiden bahsediliyor.

M.ÇEVİK:Evet biri Allah sevgisi, diğeri Peygamber sevgisi, diğeri ise halkının sevgisi. Hoca Ahmed Yesevi, Allah aşkını keşfetmek için ruhani macerasına başlarken bir gün geri dönüp halkına öğrendiklerini anlatmak istiyor, Peygamberlerin hayatlarını kendine örnek alması da halkına vereceği bilgilerde etkili olacaktır. Böylece kitapta üç sevgiden bahsedildiğini söyleyebiliriz.

S.NİŞANYAN: Kitapta Hoca Ahmed Yesevi’nin asıl amacı nasıl anlatılıyor?

M.ÇEVİK: Herşey aslında öze dönmek ve unutmamakla ilgili. İnsan günlük sıkıntılarından kurtulmak için toplum, din, tarih ve pek çok problemden kurtulmak için öze dönmeli. İçinde Allah yoksa, sevgi sadece lafta kalıyor. Davranışlar da önemli. İstediğin kadar cümleler, konuşmalar yap. İçten olmalı herşey.

S.NİŞANYAN:Yokluk ve varlık arasında tuhaf bir bağ var. Kitapta da mesela şöyle bahsedilmişti bu konu; “Halimi sorsan, sevgilinin talibi… Yok olmaya gidiyorum ben. El açıp mert kişilerden dua istemek için kaçıyorum cahillerden. Bilgeler bulmayadır yolum.”

M.ÇEVİK: Evet aynen öyle aslında. Hepimiz cahilleri hayatlarımızdan çıkarmak isteriz. Yok olmanın varolmak demek olduğunu bilmek çok büyük bir olgunluktur. Yok olmazsan, varolamazsın. Varlık sandığın herşeyden benliğinde vazgeçmezsen eğer gerçek varlığa ulaşamazsın. Bir sır perdesi vardır sanki, bu perdenin kalkması Vahdet-i Vücud olan durumun husule gelmesidir ve engelin en güçlüsü olan insanın ta kendisidir. Kendini bilen Allah’ı bilir. Böylece varolmayı bilen yok olmayı, yok olmayı bilen var olmayı anlayabilir.

 

S.NİŞANYAN: İlk kitabınızın konusu neydi?

M.ÇEVİK: İlk kitabım “Hükümdar” da Orta Asya’nın hükümdarı ve maddi birliğini anlattım. Bu ikinci kitabım da ise Hoca Ahmed Yesevi’yi ve Orta Asya’nın manevi birliğini anlatıyorum.

 

S.NİŞANYAN: Tarih çevreleri için bu kitap nasıl bir anlam taşıyor sizce?

 M.ÇEVİK:Tarih çevreleri bu kitaba önem verdi. Çünkü, bu kitapta Türk Tarihi, kültür tarihi, Türk Tarihinin ve Türk Kültürünün önemli kişilerinden birine yer verildi. Kitapta anlatılanların Türk kültür ve inanma biçimleri ile bağlantılı olarak değerlendirildi. Türkler, İslamiyet’e yaygın biçimde girip kaldılar; dolayısıyla, Türklerin kabuk değiştirmesi ve bu dönemde önemli bir görevi olan Hoca Ahmed Yesevi’yi anlattığım kitapta. Tüm bunlardan dolayı tarih çevreleri için önemli bir kitap Zamanın Oğlu, aslında önemli bir araştırma.

 

S.NİŞANYAN: Bu kitabı yazmak nereden aklınıza geldi?

M.ÇEVİK: Bu konuyu bu şekilde yazmak aklıma düştü aslında, bir anda yani. Gönüle hitap eden bir şey yazmak hoşuma gidiyor. Gönüller titresin istedim aslında, öyle taş kalpli bir zamanda yaşıyoruz ki. Az da olsa yürekleri etkilemek güzel geldi. Yumuşatmak gibi bir şeydi benim isteğim. Başardım sanki.

SERLİ NİŞANYAN / MEDYABEY

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com