Muhteşem Yüzyıl Kösem’de kendini ele veren sorun

Hayat Mucizelere Gebe bakalım nasıl başlamış!
Dizilerini hatur hutur yiyen kanal (bildiniz değil mi) Kanal D’de yeni bir dizi başladı bu akşam itibarıyla: Hayat Mucizelere Gebe… Hande Ataizi, Işıl Yücesoy, Damla Conbay, Yiğit Dikmen, Yusuf Akgün, Erkan Sever, Burcu Binici ve Merve Sevi’nin rol aldığı dizinin yönetmeni Kerem Altuğ.

Ağırlıklı komedi, araya dramın da sıkıştırıldığı Hayat Mucizelere Gebe hareketli başladı ilk bölümden. Merve Sevi ve Hande Ataizi’ni özellikle beğendiğim dizide Işıl Yücesoy’u görmek de ayrıca mutlu etti. Bakire kıza yapay döllenme yapabilecek kadar şaşkın doktora şaşarken bizler ekran başında, bu tuhaflığın nasıl olabildiğine çok dikkat etmemiş olabiliriz. Ya da Pazar akşamlarının dizileri 80’lerden düşmüş saçlarıyla Gönül’ün (şu sıralar Cüülide) ve de psikopat kocası Aaamet’in olduğu Hatırla Gönül’den, car car bağıran, sosyete olma yoluna baş koymuş cadoloz Efsun’cuğumuzun dizisi O Hayat Benim’den sıkıldığımız için bazı gariplikleri görmezden gelmiş de olabiliriz. Hoş, eğlenceli bir iş olmuş. Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla da beğenilen dizi aynı tempoyla götürebilirse durumu izlenebilir.

Hayat-Mucizelere-Gebe
Senaryosunun Umutsuz Ev Kadınları ve Eve Düşen Yıldırım’la birlikte Güllerin Savaşı dizisinin bu haftaki bölümünü yazan Meryem Gür’e ait olduğu Hayat Mucizelere Gebe’ye başarılar diliyorum.

Muhteşem Yüzyıl Kösem’i bir tek ben mi beğenmedim?
Yazılarımda sıkça belirtiyorum bunu, ben ‘eleştirmen’ değilim. Akşam 8 ile 12 arası çayını, kekini, çekirdeğini alıp televizyonun karşısına geçen ‘dizi izleycisini’temsil ediyorum. Yazdıklarım tabii ki kendi düşündüklerim ama etrafımdaki eşe dosta da elbette sorup fikir alıyorum izledikleri işlerle ilgili olarak.

E tabii Muhteşem Yüzyıl Kösem’i izlediğim ilk akşam da arkadaşlarıma sordum ”dizi nasıldı sizce” diye. Kime sorduysam hepsi de aynı şeyi söylediler; ”dizide bir yavanlık var”.

Muhteşem Yüzyıl Kösem, Muhteşem Yüzyıl’ın devamı niteliğinde çekildi. Çoğu devam işleri ilki kadar etkili olmaz. Çünkü izleyici ilkinde takılı kalmıştır! Muhteşem Yüzyıl ‘ihtişamlı’ bir işti her şeyiyle. Bir ‘ilk’ işti o. Daha önce bu kadar büyük bütçeli bir dizi çekilmemişti. Kostümleri, takıları, müzikleri, renk ve ışık kullanımlarıyla apayrı bir güzelliği, apayrı bir havası vardı. Tüm bunların hepsiyle birlikte harika bir senaristi vardı (vefat etmeseydi yavaş yavaş yitirdiği o ihtişamı mutlaka sürdürecekti) Meral Okay. Gerçek bir Padişah izliyormuşuz hissini bizlere yaşatan bir Halit Ergenç vardı. Ve yepyeni bir oyuncu vardı, daha önce hiç bir yerde görmediğimiz Meryem Uzerli. Evet Anastasia Thsilimpou (Kösem Sultan) da yeni bir yüz. Ama Meryem kadar ‘güçlü’ oynayamıyor. O kaşları Küçük Emrah modunda sürekli. Güzel kız filan tamam da oynayamıyor işte.

Hülya Avşar için yazılanları okudum ilk bölümden sonra. Yere göğe sığdıramamışlar. Ben miyim tek beğenmeyen acaba. Hülya Avşar bildiğin ruh gibi oynuyor, dümdüz, öylece. Gözlerini filan deviriyor arada, put gibi duruyor, bunu da ihtişamlı görünmek adına yapıyor olmalı. Padişah Ahmet rolüyle Ekin Koç’u görmek güzeldi evet. Severim Ekin Koç’u. Ama yine onda da sonradan bir yavanlık buldum ben. Nerde Muhteşem Süleyman (Ergenç) nerde Ekin Koç.

Diğer oyuncular için de aynı şeyleri düşünüyorum. Hepsi ayrı ayrı sevdiğim, beğendiğim oyuncular. Özellikle Erkan Kolçak Köstendil’i çok beğenirim, çok iyi oyuncu. Ama işte dizide oyuncularıyla, baş rolleriyle, ışığıyla, müziğiyle, her şeyiyle bir eksik yan var. Sıcaklığı, samimiyeti yok dizini. Muhteşem Yüzyıl’da çıtayı o kadar yükselttiler ki tabii bizdeki beklenti de büyüdü. Muhteşem Yüzyıl Kösem bideki o büyük beklentiyi karşılayamadı. Zaten daha sonraki bir zamanda diziye dahil olacak olan Beren Saat’i bir kaç bölüm önce sokacaklar diziye.
Dizi hakkında ‘çook güzel” şeyler yazan eleştirmenlerimizin bir bildikleri, gördükleri vardır elbet(!) Bendeki ve diziyi izlemiş olan yakınlarımdaki izlenim dizinin ne yazık ki ‘çok yavan’ olduğuydu. Üzgünüm…

Ve evet yine Pazar, yine film…
Ben bir Michael Fassbender hayranıyımdır. Bu yıl da 3 adet filminin olması beni heyecanlandırdı tabii. Pazarları benim film günüm ya Michael Fassbender ve Kodi Smit-McPhee’nin baş rollerde olduğu Slow West Sakin Batı’yı izledim. Tam Western değil. Zaten Western de sevmem. Fassbender olmasa da izlemezdim, merak etmezdim. 16 yaşındaki Jay Cavendish’in (Kodi Smit-McPhee) sevdiği kadın Rose’u (Caren Pistorius) bulabilmek için Amerika’yı baştan başa katedip Batı’ya gitmek için yola çıkma hikayesini konu alan filmde herkesin birbirini vurduğu, milletin takır takır öldüğü sahnelerle birlikte filmin sonunu merak ettiğimden bırakamadım izlemeyi. Ha sonunda da aslında tahmin ettiğim şey oldu ya çok da heyecanlandırmadı beni Sakin Batı yani. Adı gibi ‘sakin mi sakin’ bir western olmuş! Hayatınızda ilk kez ‘yavaş’ bir Western izleyeceksiniz. Tabii benim yazdıklarımdan sonra hevesiniz kalır da izlemek isterseniz.

Bir harika dizi; Olive Kitteridge!
4 bölümlük. 45 dakikalık. Yaşam, ilişkiler, evlilik, yaşlılık…Sıcak, samimi bir dizi Olive Kitteridge. Frances Mcdormand başrolde. Bu kadına bayılıyorum! Bir monolog var Olive diyor ki; ”öldüğümüzde sevinecekler”. Evlatlar için söylüyor bunu. Yaşlılıkla ilgili öyle güzel diyaloglar, öyle gerçek sahneler vardı ki izlediğinizde Olive’in ne demek istediğini çok iyi anlayacaksınız. Listeye ekleyin.

JALE ŞEN/MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com