Müge Anlı ile Pedofili konusu tekrar gündemde. Rakamlarla Türkiye’de Pedofili Gerçeği…

Müge Anlı’nın programında yaşanan cinayet sonrasında Türkiye’de pedofili konusu yeniden konuşulmaya başlandı. Komşusunun 3,5 yaşındaki kızına istismarda bulunup öldüren Himmet Aktürk, canlı yayında cinayeti itiraf etti. Müge Anlı tüm Türkiye’nin dikkatini pedofiliye çekmek gerektiğini defalarca vurguluyor. Medyabey köşe yazarlarından gazeteci Neslihan Sultan Pala konuyla ilgili rakamsal verileri içeren bir yazı kaleme aldı. İşte korkunç veriler…

RAKAMLARLA TÜRKİYE’DE PEDOFİLİ GERÇEĞİ

Çoğunlukla gözlerimizi kapayıp görmek, duymak istemediğimiz bir konudan bahsetmek istiyorum bu yazıda. Konu (haber) yeni-eski tartışmasına girmeden. Olayı tek bir olayla bağdaştırmadan, bütün olarak ele almak gerektiğine inancımızdan tek tek olayları değil olguyu incelemek durumundayız. Konuyu hepimiz biliyoruz: “Pedofili”

Ya da asıl sorun, pedofili hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Eğer bilseydik bugün araştırmam içinde yer alan o rakamlarla bu boyutta karşılaşıyor olmayacaktık. Pedofilinin içinde ayrıca incelenmesi gereken alt başlıklara değinmeden sadece isimlerini sayarak geçecek bu konuların her birinin ayrı bir araştırma konusu olarak ayrılacağını belirtmek isterim. Bunlar pedofili, ensest, çocuk yaşlarda evlendirilen kız çocukları ve kurum içi istismar şeklinde sıralanabilir.

Bu vakaların her birinin hala yok sayılmaya çalışıldığı günümüz coğrafyasında insanımızın artık kafasını kumdan çıkarmasının vakti çoktan geldi de geçmiştir. Bunun adına iyi niyet demek fazlasıyla iyimser bir yaklaşımdır. Bunun adına gerçeklerden kaçmak, yüzleşmekten korkmak daha da ötesi sorumsuzluktur. Çünkü pedofiliye en çok uğrayan çocukların anne baba ya da vasisi tarafından ihmal edilen çocuklar olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?

Bugün pedofilinin tanımından, çocukları pedofilinden korumanın yollarından, çocuğumuzun pedofili ile karşı karşıya kalıp kalmadığını nasıl anlayacağımızdan, istismara uğrayan çocuk için yapılması gerekenlerden ve çocuklara istismarda bulunan yetişkinlere nasıl cezalar ve yaptırımlar uygulandığından bahsetmeyeceğim. Bunları daha önceki yazılarımda defalarca anlattım. Bugün rakamlardan ve olayın korkunç boyutlarından bahsedeceğim.

Pedofili son yıllarda dünyada ve Türkiye’de çocuk istismarının en önemli problemidir. En yalın tanımıyla çocuğa bir yetişkin tarafından yöneltilen cinsel istismar, taciz ve tecavüze pedofili deniyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pedofiliyi; bir yetişkinin bilerek veya bilmeyerek yaptığı, çocuğun sağlığını fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar olarak tanımlamıştır.

Pedofili; Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 1994 yılında bir parafilik bir mental bozukluk olarak belirlenmiştir. Parafilinin özelliklerinde tekrarlayan, yoğun cinsel uyarılar vardır fakat bu uyarılar insan olmayan objelere, çocuklara ve ya diğer onamı alınamayacak yetişkinlere gibi normal cinsel hayatın dışındadır.

Ülkemiz 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”ye 14 Şubat 1990 tarihinde imzasını atmıştır. Bu konuda imza atan ilk ülkelerden biri olmasına rağmen Türkiye’de giderek artan oranda bir çocuk istismarı ve pedofili vakası serisiyle karşı karşıyayız. Çocuk Hakları Sözleşmesi, 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi gazetede yayınlanarak 4058 Sayılı yasa ile iç hukuk kurallarına dönüşmüş ve Türkiye’de de uygulanmaya başlamıştır.

Çocuk İstismarı ve Pedofili Gerçeği

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”. WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) 1985’de yapmış olduğu tanıma göre ise “çocuğun, sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplum veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı” olarak kabul ediliyor. Tanım aynı zamanda çocuğun istismar veya şiddet olarak algılamadığı veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine alıyor. Davranışın mutlak, çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması şart değil.
Çocuklar genellikle şu istismar türlerine de maruz kalıyor:

Fiziksel istismar:

Çocuklara fiziksel şiddet uygulamak, belirli cezalandırma tipleri, cinsel istismar. Duygusal ve psikolojik istismar: Sevgi ve ilgi göstermemek, cinsel istismar İhmal: Yiyecek, barınma, sağlı bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, terk edilmeleri. Şiddete tanık olma: Aile içindeki diğer şiddet türlerini izlemiş olmaları.

Cinsel istismar:

Şu andaki konumuz ise daha çok cinsel istismar olduğu için bu konu üzerinde araştırmamıza devam edelim. Cinsel istismarı çocuğun tek başına anlaması çok da olası değil. Çünkü daha neyin ne olduğunu bile anlamayan 3, 5, 9 ve üzeri yaşındaki çocuklar başlarına gelenin doğru, yanlış olduğunu anlaması veya olması gereken bir durum mu olup olmadığını idrak etmesi beklenemez. Ancak yine de çocuğun kendini suçlu hissetmesi, utanması, acı çekmesi de kaçınılmaz. Türkiye Psikiyatri Derneği’nden yapılan açıklamada ise; bir cümle gözüme çarpıyor ve o cümlenin altına ben de imzamı atıyorum. “Bedeni ve ruhu örselenmiş bir çocuğun geleceği de yaralıdır”. Yine aynı araştırmada tüm dünyada ihmale, şiddete uğrayan, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olarak alkol ve madde kullanan çocuk sayısının giderek arttığı, bir milyar çocuğun sağlıklı ev ortamından uzak büyüdüğü belirtiliyor.

Çocuğu pedofiliden korumayan vasi/ebeveynin durumu

Yine 1995 yılında ülkemizde yürürlüğe giren Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye göre; aynı sözleşmede taraf devletlerin, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, cinsel saldırı dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri almaları gerektiği yer almaktadır.

Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başlıca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar, durumun gereklerine göre, çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların, düzenlenmesi için etkin yöntemleri de içermelidir.

Biraz da rakamlarla konuşalım…

Ülkemizde pedofili hakkında edindiğimiz istatistik verilerin en yenisi 2014 yılına dayanıyor. Çocuk istismarı konusunda Adli tıp uzmanı Prof. Dr. Selim Özkök söylediği şu sözler ise oldukça dikkat çekici: “Çocuklarla ilgili çıkan yasalara bakıldığında Türkiye, Avrupa’da yasaları yeterli olan 5 ülkeden biri. Ama bu yasaların uygulaması zaman istiyor. Gerçekten istismar arttı mı? Yoksa istismarın adalete intikali mi arttı? Bunu iyi tespit etmek lazım. Türkiye’de tespit edilen cinsel istismar oranı kız çocuklar da her 3 kız çocuğundan biri, erkek çocuklar da 5 erkek çocuğundan biri. Önlemini almak ve bu çocukları tedavi edip kazanmak zorundayız.”

2014 yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre; 11 bin çocuk cinsel istismara maruz kaldı. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2014 yılında, 2013 yılına göre yüzde 6,2 oranında artarak 290 bin 414 oldu. Güvenlik birimlerine mağdur olarak getirilen çocuk sayısı ise 131 bin 172 olarak belirlendi. Bu çocukların yüzde 87,4’ünün suç mağduru, yüzde 12,4’ünün takibi gereken olay mağduru ve yüzde 0,2’sinin ise kabahat mağduru olduğu belirlendi. Suç mağduru çocukların yüzde 55,6’sının erkek, yüzde 44,4’ünün ise kız kaydedildi. Bu çocukların yüzde 64,6’sı yaralama, yüzde 9,7’si cinsel suçlar ve yüzde 7,8’i de aile düzenine karşı suçlardan mağdur oldu.

2014 yılında Türkiye’de bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere toplam 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı. Çocuklara karşı en fazla cinsel suç işlenen il İstanbul olurken, İstanbul’u İzmir ve Adana takip etti.

İşte illere göre çocuklara karşı işlenen cinsel suç sayıları:

İstanbul bin 234,
İzmir 786,
Adana 528,
Antalya 524,
Mersin 463,
Ankara 424,
Kayseri 419,
Diyarbakır 334,
Bursa 295,
Aydın 237,
Sakarya 234,
Balıkesir 231,
Denizli 231,
Şanlıurfa 223,
Konya 193,
Manisa 187,
Tekirdağ 182,
Kocaeli 176,
Hatay 170,
Ordu169,
Muğla 163,
Malatya 143,
Düzce 124,
Şırnak 121,
Mardin 116,
Tokat 114,
Samsun111,
Batman 108,
Edirne 107,
Afyonkarahisar 105,
Van 102,
Kırklareli 89,
Aksaray 87,
Muş 87,
Zonguldak 87,
Yozgat 83,
Çanakkale 83,
Adıyaman 81,
Kahramanmaraş 81,
Erzurum 77,
Giresun 77,
Karaman 76,
Kütahya 73,
Kars 68,
Siirt 68,
Gaziantep 65,
Eskişehir 64,
Isparta 63,
Erzincan 60,
Niğde 60,
Amasya 59,
Osmaniye 59,
Nevşehir57,
Ağrı 54,
Trabzon 53,
Yalova 53,
Çorum 52,
Rize 51,
Sinop 48,
Sivas 47,
Bitlis 46,
Burdur 45,
Bolu 42,
Iğdır 42,
Karabük 42,
Bilecik 40,
Uşak 35,
Bartın 29,
Ardahan 28,
Elazığ 27,
Hakkari 24,
Kilis 23,
Artvin 22,
Bayburt 22,
Bingöl 21,
Kastamonu 21,
Çankırı 20,
Kırşehir 18,
Gümüşhane 14,
Kırıkkale 12,
Tunceli 6.

2016 yılında İMDAT | Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği & ASUMA | Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan çocuk raporunda yer alan 2014 yılı verilerine göre; dünyada son 4 yılda çocuklara yönelik taciz veya şiddet uygulamaları yüzde 90 arttı. Üstelik bu vakalarda tecavüzcülerin yüzde 95’i hala gizli kalabilmiş durumda. Yani tecavüzcülerin ancak yüzde 5’i yakalanmış. Hele ensest vakalarında durum çok daha acı çünkü rapora göre; ensest ilişkilerinin ancak binde 4’ü ortaya çıkıyor.
Adliyelerde çocuk istismarı ve tecavüz vakaları da sanıldığının aksine oldukça fazla. Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgilidir. Yani tecavüz davalarının yüzde 25’i çocuklara yapılan tecavüzlerle ilgili. Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay Adli Tıp Kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.

Yıllara göre adli vakalar
Bu oran 2012’de 2.395, 2013’te 3.002 olan başvuru sayısı
2014’ün Ekim ayı itibariyle 2.449 olarak gerçekleşti.
Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay adli tıp kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.
Açılan toplam dava sayısı: 40.266 Karar çıkan dava sayısı: 24.825 Mahkumiyet Kararı: 13.968

Pedofilinin resmiyet kazanmış hali: Çocuk Gelinler – Gelin Çocuklar

18 yaşından önce her insan “çocuk” olarak kabul edildiği halde, 18’inden önce çocukların evlendirilmesine göz yummak, bu tanıma göre pedofili değil de nedir?

UNFPA, Dünya Nüfusunun Durumu 2014 Raporu’na göre;

Her yıl 91 bin kız çocuğu anne oluyor ve tüm evliliklerin 3’te 1’ini 18 yaş altı kız çocukları oluşturuyor. verilene göre ise gelişmekte olan ülkelerde her gün 3 kızdan 1 tanesi 18 inden önce evlendiriliyor, 9 kızdan 1 tanesi 15 yaşından önce evlendiriliyor. Çocukların yaşları 8’e kadar düşebiliyor. Gelecek 10 yıl içinde her yıl 13.5 milyon kız çocuğunun 18 yaşından önce evlendirileceği öngörülmektedir. Bu durumda her gün 37,000 tane kız çocuğu evlenmiş olacaktır. Yani gelecekte her gün 37 bin kız çocuğu pedofili ile karşı karşıya kalacak demektir…

Dünya Sağlık Örgütü ve Ankara Üniversitesi’nin hazırladığı Türkiye’de Üniversite Öğrencilerinde Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimleri Araştırması Raporuna göre;

– Erkeklerin yüzde 8,7’si;
– Kadınların yüzde 7,2’si; çocukluklarında cinsel tacize uğradı. Kız çocukları, akrabaları tarafından cinsel tacize maruz kalıyor. İstismarcıların yüzde 9’u ise çocukla aynı evde yaşıyor.

Araştırma: Neslihan Sultan PALA 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com