Modern bir romans: Metin Hara-Ret ve Adriana Lima’n Aşkı!

Boşuna dememişler, her erkek güvenebileceği bir Adriana Lima’n arar diye. Metin Hara da biraz hararet yapmasına rağmen, aradığı aşkı buldu. En azından medyadan gördüklerimiz bize öyle olduğunu söyledi. Metin Hara ismini, benim gibi milyonlarca yakışıklı Türk erkeği de bu ilişki sayesinde öğrendi. Kıskandı, kabullenmek istemedi, karşı çıktı ama sonunda anlamaya çalıştı. “Magazin gündemine bomba gibi düşen” bu ilişkinin aktörleri, önce Atatürk Havaalanı’nın CIP Lounge’ında öpüştüler, sonra da öpüşerek, tüm yurdu baştan başa dolaştılar. Adriana, sakin kalmayı başarsa da, sevgili Metin Hara hararet yaptı ve sırtından bıngıldağına kadar, kadının her yerini öptü.

Bu aşka yapılan en büyük eleştiri, ‘gidin tenhada öpüşün kardeşim’ oldu. Türk halkı, “neden gözümüze gözümüze sokuyorsunuz ilişkinizi, olan var olmayan var” dedi. Dahası var, en entelektüelinden, en sıradanına, gerçek mi reklam ilişkisi mi diye ikiye bölündü vatandaş. Geceleri gözümüze uyku girmedi. Birçok göbekli Türk erkeği, ‘Metin başardıysa ben de başarırım’ dedi ve yirmi yıllık eşini, liseden beri birlikte olduğu sevgilisini terk etti. Metin Hara’dan aldıkları gazla birlikte orta boylu, tıknaz, göbekli sıradan birçok adam, aşırı bir özgüven patlamasıyla, ortalıkta dolaşmaya, caka satmaya  başladı.

Aynı adamlar, “Bizim neden Adriana Lima’mız yok, bizim neyimiz eksik?” diye gece hayatında,  sosyal medyada boy gösterir oldu. Şimdi, Instagram hesapları sıradan Türk erkeklerinin güzel kadınların duvarlarına yapıştırdığı anlam dolu post’lardan geçilmiyor. Ama bir farkla; artık kadınları etkilemek için kullanılan, “Unutma, unutulanlar unutanları asla unutmazlar” gibi demode sözlerin yerini, “Aşk, bir kalp dolusu cennettir. Cenneti kalbine sığdırabildiğin sürece…” gibi sofistike Metin Hara sözleri aldı.

Metin Hara, birçok özgüvensiz Türk erkeğinin yeni lideri oldu. Onlara yeni kapılar açtı, imkansız diye bir şey olmadığını eğer kendilerine inanırlarsa bırakın Adriana Lima’yı, Kim Kardashian’ı ya da Selena Gomez’i bile tavlayabileceklerine inandırdı.Bu gazla kendine gelen birçok ergen, orta yaş bunalımına giren birçok adam, çevresindeki güzel kadınlara, “Merhaba Pelinsu, sevgi içimizde, hadi gel çakralarımızı açalım, Bodrum gecelerine akalım” gibi, içsel mesajlar gönderdi, çapkınca imalarda bulundu. Coşku halen devam ediyor. Bu büyük aşk, yurdun büyük bir bölümünde, övgüyle karşılandı. En çok da ortalama Türk erkekleri tarafından.

“REKLAM DEĞİLDİR O, REKLAM OLSA DURAMAZSIN”

Peki, bu ilişki ya gerçekten reklamsa? Reklam kokan hareketleri, bir mil öteden tanıyan Türk halkı bunu yer mi? Bence yemez. Yıllarca Televole’de, Özel Hat’ta, Uçankuş’ta, magazin ilişkileri üzerine ihtisas yapmış bir halkı kandıramazsınız. Her zaman olduğu gibi son sözü yine halk söyleyecek.

 

Ben de bu düsturdan yola çıkarak, sine-i millete döndüm ve çevremdeki arkadaşlarımla bu konu hakkında fikir alışverişinde bulundum. İlk olarak işe mahallede yıllardır beni aynı coşkuyla tıraş eden ve birbirinden fantastik konulara, peşi sıra geçiş yapan sevgili kuaförüm Kerem’le başladım. Bu genç adama;‘sence bu ilişki reklam ilişkisi mi?’ diye sorduğumda cevabı, “Abi reklam değildir o, reklam olsa duramazsın” oldu. Bu cevap, Kerem gibi her şeyden ultra fantastik nem kapan, makasın yerinin değişmesini bile CIA, MOSSAD gibi örgütlere bağlayan, deneyimli bir komplocudan beklemediğim bir cevaptı.

Sonra soluğu, her gün ekmek ve gazete aldığım, bakkal Necmi’de aldım. Abisiyle birlikte işlettiği bakkalda açık olan televizyonda her gün sekiz farklı magazin programı izleyen Necmi’nin de cevabı açıkçası beni şaşırttı. Genç magazinci, pardon bakkal, “Abi, Adriana dediğin kadının reklama mı ihtiyacı var. Seni beni, sülalemizi satın alır” dediiii ve beni benden aldı.

Bir de kadın tarafından bakmak istedim; ama Terzi Mualla kapalı olduğundan, ona mikrofon uzatamadım. Kısacası, bu küçük çaplı kamuoyu yoklamasından, çıkardığım sonuç şu, halk Metin’i ve onun sevgi dolu yüreğini sevdi ve ona şu mesajı verdi: “Yürü be koçum, kim tutar seni!”

BU AŞK BİZİ YORAR.

Duman’ın, kulaklarımızda yer eden şarkısında dediği gibi, “Bu Aşk Bizi Yorar” sevgili okur. Sabah akşam magazine maruz kalan bünyemiz, inanın bu kadarını kaldıramaz. Devrelerimiz yanar. İşimize gücümüze konsantre olamaz, çocuklarımıza ev ödevlerinde yardım edemeyiz. En iyisi biz, bu iki sevgiliye iyi dileklerimizi gönderelim. İnşallah sonunuz Tülin’le Caner’e benzemez diyelim. Çakralarınız açık, farkındalığınız yüksek olsun temennisinde bulunalım. Ama yine de Metin kardeşimize, birkaç öneride bulunmadan da yazımızı noktalamayalım. İşte Metin için; halkın nabzını tutarak hazırladığımız öneri listemiz:

-Bodrum semalarına, beyaz peynir gibi çıkma Metin, önceden bir solaryuma gir.

-“Siz benim eski sevgililerimi bir bilseniz, Adriana onların yanında bildiğin Kezban kalır” gibi açıklamalardan uzak dur.

-Köylü milletin efendisi sözünü unutup, “Köylü müyüm ben, ilişkimle niye hava atayım” gibi demeçlerden kaçın, Bodrum’un köylerinden, koylarından çıkmadığını unutma.

-“Bütün dünyanın PaoloCoelho’su olacağım” demek yerine daha geleneksel daha bu topraklara özgü isimlerden bahset. Mesela; “Bütün dünyanın Orhan Pamuk’u, Ankaralı Turgut’u olacağım” de.

-Nusret, ete karşı ne kadar hoyratsa, sen de sevdiğin kadının etine karşı o karşı o kadar kibarsın. Sen Nusret’e uyma tabii ki ama zırt pırt da öpme kadını, darlama, sıkılır, bunalır, Allah muhafaza kalbin sıkışır, çakraların kapanır.

-Adriana’dan sonra, millet olarak senden Candice Swanepoel, Karolina Kurkova gibi isimlerle de takılmanı bekliyoruz. E n’apalım, çıtayı sen yükselttin!

BÜNYAMİN SOYUPAK/MEDYABEY

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2017 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - [email protected]