MİLLİ MARŞLI THY REKLAMI OLUR MU?

thyyenireklam

“Televizyonsuz hayat oh ne rahat!” demek moda oldu sanki, insanlar özellikle tv izlemediklerini belirtmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Bana göre ise, TV izlemek ülkenin “kültürel” açıdan dönüştürülmesine “katkıda” bulunan yapımları izleyip değerlendirmek için bir fırsat.

“Fırsat”ı bile isteye kullanıyorum.

Zihnimin bulandığı zamanlarda ise gerçek kültürel uğraşlarıma dönüyorum.

Türk Hava Yolları’nın son reklamını izlerken aklımdan rahmetli Ayten Alpman geçti, adeta eski zamanların buğusu yükseldi.

İnsan milli marşını tabii ki her vesile ile duymak ister.

Bununla birlikte reklam malzemesi olarak kullanmak, içtenlik sınırlarını zorluyor.

Çok iyi niyetli bir yaklaşım aslında. Emek yerini bulmuş, Twitter’daki yorumların çoğu bana bunu söylüyor.

Yine de düşünüyorum…

THY, Milli Marş’ımızın yanında Atatürk’ü ve devrimlerimizi de vurgulamalıydı.

THY içerik olarak bir A 380 de kullanabilmeliydi.

Madem büyükler ligindesin,  al öyle 1-2 uçak, yolcular kurumun önceliklerine göre sıralamada belki de sonuncu olan parkurlarda bile bu keyfi yaşayabilsin.

thy-reklam3

Almaty’den dönerken harika bir uçağa bindim. Üzerinde yolcuların resimleri vardı. Sempatikti. Ülkeye dönerken sanki yurttaşlarım tarafından karşılanıyordum.

Rakıyı özlemişim, ve THY ikramlarını.

Ne TV ne radyo ne de diğer şeyler ilgimi çekti. Kendimce dinlendim, yanımdaki Kazak kadınla konuştum, eşimse büyük bir hevesle ilgisini çeken bilimkurgu filmini izledi.

Ben de ekibi gözlemledim.

Çok yakın arkadaşlarımdan biri uzun yıllardır bu kuruma emek verdiği için belki de gencecik kabin ekibinin emeğine saygı duyan var mı yok mu diye geçirdim.

İstiklal Marşı’nı yakasında Atatürk rozetleri ile pilotlarımız ve kabin ekiplerimiz söylese, yolcuların rahatlığı vurgulansa,  yolculara sağlanması gereken ve belki de zaman zaman sağlanan inisiyatifler vurgulansa.

“Time table” tadında bir reklam değildi beklediğim, prestij reklamı olarak yani.

İsteyen istediği ülkeye istediği hava yolu şirketi ile uçabilir.

Rekabet reklamlarla perçinlenirken, kendi içindeki emeği ve bütünlüğü – sağlanması gereken ve var olduğunu öngörmek istediğim bütünlüğü-  bu kurumun reklamında görmek isterdim.

Uykusuz ama mütebessim bir hostesin bir yolcuya yastık vermesi filan.  Naifim belki ama demagoji malzemesi  yapılmaya yeltenilmemiş bir reklam beni daha çok zihnen ve yürek olarak ısıtırdı.

Sözlerini duymak istediğim marşımızın ezgisi, yerel bir melodi yerine kullanılmış gibi geldi.

thy-reklam2

Oysa o marş, tüm milletlere örnek olan bir mücadelenin kurdelesi, geçmişi bugüne bağlayan bir gurur düğümü.

Tamam, boğazım düğümlendi, ilk izlediğimde çok duygulandım, hatta ağlayıverdim hafifçe.

Bununla birlikte yine de aklımda sorular ve keşkeler kaldı.

Eminim, bu ulusal kurumumuz futboldan ve popülizmden sıyrılarak da bir konsept yaratabilir.

Çocukları kullanmamaya çalışarak, diyorum, çünkü önceki yazımda da belirttiğim üzere, bu konuda pek çok kişi gibi hassasım.

Hassasiyetlerimiz, özlemlerimiz, madem vurgulanıyor tam tematiyle vurgulansın.

Marşımızı pilotlarımızın ve hosteslerimizin sesinden duymak istiyorum.

Hadi THY, var mısın?

BAHAR SAR / MEDYABEY

baharsar@hotmail.com

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com