MİHRAP YERİNDE’NİN İŞİ KOLAY DEĞİL

Bazen insan en sevdiği uğraşlardan bile uzak kalmak ister, ben de öyle bir dönem geçirdim. Biraz kafa karışıklığı biraz yorgunlukla birleşince ‘’dur biraz, rölantiye al kendini’’ dedim ve ‘kendimle’ baş başa kaldım bir süre. İyi de oldu, bir tazelendim, bir çiçek açtım sanki…

Ben kendimle uğraşırken, yazılarımın esas konusu olan diziler dur durak bilmeden yollarına devam etti tabii. Televizyondan uzak kalıp filmlere gark olunca çok takipte kalamadım ama artık yazmak olayına yeniden döndüğüme göre Show Tv’nin geçen hafta Pazartesi günü başlayan dizisi Mihrap Yerinde’yi izlemek istedim.

Mihrap Yerinde, Proje Tasarımı ve hikayesi Yasemin Yalçın’ın eşi İlyas İlbey’e ait, Global Yapım’ın üstlendiği bir iş. Bu hafta Pazartesi günü 2. bölümüyle bizlerle olan Mihrap Yerinde’nin oyuncu kadrosu oldukça geniş. Yasemin Yalçın, Zafer Algöz ve Kadir Çöpdemir’in baş rollerde olduğu dizide yine eski isimlerden Selda Özbek ve Şermin Hürmeriç de var.

 

Bir mahalle dizisi konseptiyle komedi tarzında çekilen Mihrap Yerinde, bana, o eski Yasemin Yalçın komedisi İnce İnce Yasemince’yi hatırlattı. Bundan 19 yıl önce Alican, İtilmiş Kakılmış, Sürahi Hanım, Şuayip ve daha pek çok komik tiplemeleriyle Yalçın hepimizi gülmekten kırıp geçirmişti. Daha sonraki yıllarda da dizinin tekrarları çeşitli kanallarda sık sık ekrana geldi. Bir zamanlar insanı güldüren, eğlendiren isimlerin ve benzer projelerin aynı düşünceyle yeniden servis edilmesi, o işin, seyirci tarafından yine aynı eksilmeyen iştahla karşılanacağı anlamına gelmez. Ki Mihrap Yerinde’de de durum böyle olmuş.

Konusu Yasemin Yalçın üzerinden giden dizide oyuncu sayısının çok oluşu da bende bir karmaşa hali yarattı. ‘’Biraz Yasemince havasına biraz Bizimkiler ekleyelim, hep birlikte gülelim eğlenelim’’demişler Mihrap Yerinde’yi çekmişler. Zaten ilk ve 2.bölüm itibariyle reytinglerde pek de iyi bir yer edinemeyen dizi böyle devam ederse ömrü fazla uzun olmayacak. İşin içinde emek ve umut olduğunu bilince insanın eli böyle yazmaya gitmiyor ama, şimdiden sonunu gördüğüm bir yapım hakkında da düşündüğümü açıkça dile getirmeliyim ki belki yazılanlar dikkate alınır, yol yakınken bir şeyler yapılabilir. Zira özellikle bu sezon başlayıp çabucak hatta sessiz sedasız biten çokça işle karşılaştık. Böylesi bir kötü son umarım Mihrap Yerinde’nin başına gelmez…

 

Aramızda Kalsın bu sezonun en istikrarlı işi oldu…

Civan’la Yadigar’ın, Mahir’le Arife’nin kaçak, Hatçik’le Battal’ın komik aşkları, Ceylan’ın karşılıksız sandığı hüzünlü aşkı ve Hüsne’yle Bahattin’in tatlı ilişkileriyle birlikte ev halkının topluca sevimli ve telaşlı halleri, zamanla bizleri kendine daha da çok bağladı. Perşembe’nin neşesi oldu Aramızda Kalsın. Beni dizi izlemek için ekran karşısına oturtan tek dizi, ardından yayına giren Kardeş Payı’yla birlikte. Bu haftanın Anneler Günü olması sebebiyle yapılan o şirin mi şirin bölümle ben de şenlendim, hüzünlendim, anne olmamdan vesile belki de, hatta biraz ağladım da ama, geçen hafta Arife’nin üzerinden yapılan, ‘gaf’ olarak nitelemek istediğim ‘’topal’’ ve ‘’ayıplı’’ sözcüklerinin gözümden kaçmadığını belirtmek istedim. Benim gibi dikkatli olan pek çok kişinin de bu ayrıntıya takıldığına eminim. Böylesi sevilen, takip edilen bir diziden yakın zamanda, jenerikte geçen bir özür yazısı beklemeyi hak ettiğimizi düşünüyorum…

 

Analı Oğullu izlenir mi?

Damdan düşer gibi olacak ama: izlenmez!

Sermiyan Midyat’ı severim, iyi işler çıkartıyor ortaya. Tamam ama artık bizler böyle ‘komik ağa’ tiplemelerinden sıkıldık. Abartılı tiplemeler, akıl ürününüymüş gibi gösterilmeye çalışılan zorlama espriler, doğudan batıya gelmiş uyum sorunu yaşayan ailenin komiklikleri filan…Bir de sit-com şeklinde çekilen dizi Amerikan sit-com’ları tadında yapılmaya çalışılmış, bu da sırıtmış.

 

Dizilerden sıkılanlara…

Perşembe’nin 2 ası Aramızda Kalsın ve Kardeş Payı’ndan başka izlediğim bir dizi daha var şimdilerde, başrollerinde Matthew McConaughey ve Woody Harrelson’ın olduğu True Detective. Son zamanda bizimkilerden sıkıldıysanız ve kaliteli bir şeyler izleme arayışına girdiyseniz True Detective size iyi gelecek.

Ama ‘’yok ben yabancısını da,bizimkilerini de izlemeyeceğim’’ diyorsanız o zaman birkaç gece önce izlediğim Juliette Binoche’li Norveç yapımı Binlerce Kez İyi Geceler Öpücüğü’nü listeye ekleyin derim.İşinde çok iyi olan bir kadın fotoğrafçının, ‘aile olabilmek’ adına yaptığı işe sertçe karşı çıkan kocasına rağmen nasıl gittiği yoldan vazgeçmediğini anlatıyor film. Erkeklerin kendi başarılarıyla övünürken eşlerinin yetenek ve başarılarını görmezden gelmelerinden, kadının övgüden, takdirden uzak, duymazdan ve görmezden gelinerek ötelenmesi gerektiğini düşünen erkeklerden fena halde sıkılmışken karşıma çıkan Rebecca bana fazlasıyla iyi geldi. Rebecca’nın yerinde olsan sen ne yapardın? Yaz listeye.

 

Yüksek Sadakatçiler’den misin sen de?

Yüksek Sadakat IV isimli 4. albümleri piyasada. Ucuz Roman favorim! Beni Bırakma’yla birlikte sabahın uyku açmalığına aday…Sanki’si uykuya dalmalık…

Ve…

Kapris, adi kimselerde hayranlık uyandırır. Ne kaprisli olun ne de kendini olduğundan başka bir şeymiş gibi gösterene kanın. Boşverin, kendiniz olabilmek inanın en az yorucu olanı…İyilikle kalın…

JALE ŞEN / MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com