Merve Sevi: Ödülü başarı kıstası olarak görmüyorum

Uzun süredir dizi sektöründen uzak olan en son Hayat Mucizelere Gebe dizisiyle ekranlarda olan Merve Sevi şu günlerde “Şeytanın Çocukları: El-Ebyaz” filmiyle gündemde.

İlk kez korku filmiyle beyazperdede seyirciyle buluşan Merve Sevi, aynı zamanda tiyatroda sahne tozu yutmuş bir oyuncu. Ailesinin avukat olması yönündeki ısrarlarını dinlemeyerek 17 yaşında oyuncu olmaya karar veren Merve Sevi, liseden sonra konservatuar eğitimini de alarak birçok dizi ve film projesine imza attı.

Başrollerini Barış Akarsu ile paylaştığı ‘Yalancı Yarim’ adlı diziyle milyonların sevdiği bir oyuncu haline gelen Sevi, ilk kez bir korku filmiyle beyazperdede. Geçtiğimiz hafta vizyona giren “Şeytanın Çocukları: El-Ebyaz” adlı yapımın başrolünde yer alan Sevi, bir arkeologu canlandırıyor. Arkeoloji çalışmaları yapan bir ekibin gemide yaşadığı esrarengiz olayları anlatan film, korkunun yanında psikolojik gerilimi de barındırıyor. Merve Sevi’ye filmde Cenk Torun ve Fırat Çöloğlu da eşlik ediyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Oya Köksal, Vedat Dikmetaş ikilisi var.

Yenişafak gazetesinden Ayşe Özleyen, Merve Sevi’yle gazetenin Pazar eki için röportaj yaptı. Sevi, röportajda dizilerden sinemaya hatta tiyatro sahnesine kadar düşüncelerini paylaştı.

İşte, o röportaj:

 

Küçük yaşlardan beri ekranlardasınız. Bu bilinçli bir yönelme miydi?
Dedem icra memuru olduğu için benim de çocukluğum adliyede geçti. Avukatların giydiği cübbeyi her fırsatta bana giydirmek istediler. Üniversite sınavına girdiğim ilk yıl hukuk fakültesini kazandım ama gitmek istemedim. Çünkü hep oyuncu olmak istiyordum. Allah herkese sevdiği işi yapmayı nasip etsin.

Şeytanın-Çocukları-El-Ebyaz-merve-sevi

TİYATRO ER MEYDANIDIR

Oyunculuk kariyeriniz nasıl ilerledi peki?
İstediklerimi hep gerçekleştirdim. İnişler çıkışlar oldu tabii ama çabaladım. Kariyerim hep bu yönde ilerledi. İlk başta reklam filmlerinde oynadım. Sonra dizilere geçtim. Mezun olduktan hemen sonra tiyatro yapmaya cesaret edemedim. 4 yıldır tiyatro yapıyorum.

Tiyatro sizin için en ifade ediyor?
Sinema ve dizi zor bir alan. Hocalarımız tiyatroya hep er meydanı der. Çok doğru söylüyorlar. Sahne üzerinde canlı performans sergilerken hataları kurtarmak zor olabilir. O an yetenek değil zekâ gerekiyor. Buna rağmen sinemanın daha zor olduğunu düşünüyorum. Filmde devamlı aynı şeyi tekrar etmek çok zor.

AZ PARAYA ÇOK İŞ YAPILIYOR

Birçok dizide de yer aldınız. Günümüz dizi sektörünü nasıl değerlendirirsiniz?
Önceden projelerim en az 39 bölüm giderdi. Durum artık değişti. Projeler artık daha kısa sürüyor. 13 bölüm süren diziye ‘Aaaa! Çok iyi gitti’ diyoruz. Diziler de az paraya çok iş yapmak istiyorlar. Bakış açısı bu olduğu sürece kaliteli işler az çıkar. Diriliş, Filinta, Muhteşem Yüzyıl, Paramparça gibi para akıtılan filmlerin sonunda hep başarı var.

ROLÜM OYNARKEN ŞEKİLLENİYOR

İlk kez rol aldığınız korku filminde oynamak nasıl bir deneyimdi?
Bütün ekip için geçerli olan çok zor çalışma standartları vardı. Sete yemek getirmek isteyen arkadaşlar bile çok zorlandı ama yine de keyifliydi.

Başarılı bir korku filminin sırrı nedir?
Bu tür yapımların başarılı olmasında görsellik ve efektler çok önemli.

Rolünüze nasıl hazırlandınız?
Rolüme genelde hazırlanmam, akışına bırakırım. Aslında her şey oynarken şekilleniyor.

İŞ YOKSA TEVEKKÜL EDERİM

Çeşitli ödüllere layık görüldünüz. Sizce ödül başarı getirir mi?
Ödüllere çok inanan biri değilim. Tuhaf toplulukların verdiği kararlarla ödül almak istemem. O yüzden ödülü başarı kıstası olarak görmüyorum. Her yeni yapılan iş bir dönüm noktasıdır. Çalışmadığım zamanda bir dönüm noktasından geçiyorum. Ben tevekkülle yaşayan biriyim. İş yoksa eğer tevekkül ederim.

Çok fazla korku filmi çekildiği halde seyircisini buluyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Korku izlemek için ayrı çaba sarfeden bir kitle var Türkiye’de. Bunu da bu filmimizle birlikte öğrendim. Korku filmlerinde bir fanatizm söz konusu. Projeyi kabul etmemin sebeplerinden biri de buydu. Korkuyla birlikte bir sürü komedi filmi de vizyona giriyor. Sinemaya gitmek ülkemizde lüks bir durum. 4 kişilik bir aile sinemaya gittiğinde biletlerin yanı sıra yol, patlamış mısır derken orta düzeydeki bir aile maaşının ciddi bölümü harcanmış oluyor.

Bu yapım diğer korku filmlerinden hangi noktada ayrılıyor?
Korku ve psikolojiyi harmanlayan bir film. Her zaman izlediğimiz klasik cinli bir film değil. Şizofren bir kızın gördüğü halüsinasyonlardan kaynaklı işlediği cinayetleri anlatıyor.

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com