LALE DEVRİ’NİN SETİNDE YAŞANANLARIN DA DİZİDEN FARKI YOKMUŞ

lale-devri-elestirisi

Bir süredir ortalıkta Lale Devri’nin dördüncü sezona yol aldığı dolaşıyordu ama yapımdan bir açıklama olmadığı için çok da üzerinde durmamıştım.

Ancak son malum olaylar üzerine Şükrü Avşar’ın yaptığı açıklamanın satır aralarında öğrendik ki dizi bitmiyor.

Tabii sadece bunu öğrenmedik malum olay sonrası.

Öğrendik ki set çetelere bölünmüş kimse kimseyle konuşmuyormuş.

Öğrendik ki karakterle gerçek kimlikler iç içe geçmiş.

Öğrendik ki sadece seyirciler değilmiş isyanda olan, oyuncular da isyandaymış.

Öğrendik ki setin kendisi fanlara bölünmüş.

Öğrendik ki kadınlar şiddeti kışkırtanmış.

Öğrendik ki tokadı yiyen değil atan mağdurmuş.

Öğrendik ki set arkası dedikoduları yapımcıya ulaşırsa dizi arası transfer olurmuş. Hop bir bakmışsın Yer Gök Aşk’tasın bir bakmışsın Lale Devri’nde o da ne Karagül’desin. Tokadı bas, öldürsünler Karagül’e gitmek istiyorum demenin yeni imzası. Nasılsa diğer dizinin çerçeve resminde yeriniz hazır.

Tüm bunların sonunda bir şey daha öğrendik dizi fanlarının isteklerinin önemi yokmuş.

Bir süredir izleyici dizinin devam etmemesi için dertlerini yapıma iletmekle meşgul.

Bu tutuma içerlemiş olan dizi ekibinden isimlerde fanlığın önemi yok diyormuş. Yapım şirketi, fanları değil reyting cihazlı denekleri dikkate alırmış yani fanlar izleyici değilmiş, denekler izleyiciymiş.

Onlara göre izleyici, reyting cihazı takılı olan denekler,  fanlarsa dış kapının dış mandalıymış.

Lale Devri ekibinin bu söylemlerinden ve tüm gelişmelerden şunu mu anlamalıyız reyting cihazı olanlar başınızın tacı ki sanki o cihazlılar biliniyormuş da biz bilmiyormuşuz sadece, dizi ya da karakter fanlarını ise rahatlıkla her yakıştırtmanın içine sokabilirsiniz.

Nasıl olsa onları biz yarattık bizim malımız diyorsunuz.

Bu mudur yani!

Ama unutulan ve atlanılan gerçekse şu; ister Yeşim fanları olsun, ister Zümrüt, ister Çınar, ister Toprak ya da hepsinin toplamı Lale Devri dizisi fanları olsun. Adı her ne olursa olsun fanların dizilerin izlenmesi üzerindeki etkisi.

Onların kurdukları sayfalar, yorumlar, trafikler, sosyal medya üzerindeki paylaşımları dizilerin gündemde sıcaklığını korur.

Onlar reyting denekleri olmasalar da bilmeden denekleri etkileyen haberlere vesile olurlar.

Çağımızda da bunun incelemesini yapan firmalar bu doğrultuda reklam verir.

Ne yazık ki hala eski kafa düşünceler fanların bu etkisinden bihaber üstelik bunu bir de hastalık olarak etiketlendirmektedirler.

Evet, fanlık bir hastalık durumu maalesef. Karakterle bütünleşme gerçekle dizi arasında ince çizgide kaybolma yaşamını bu doğrultu üzerinde şekillendirme.

Peki, bu durum onların hatası mı, bu suçlamada bulunurken bu sorgu neden atlanır?

Yıllardır her alanda fanatizmi güçlendiren sistemin kendisi hatalı değil midir?

İşte sıcak bir örnek Salih Kuşu dizisinde yazılan bir sahnenin Galatasaray taraftarlarını ayağa kaldırması.

O sahne olmasaydı Salih Kuşu dizisi bu kadar ses getirir miydi?

Ya da diğer tabirle fanatizm ayaklanmasaydı haber olur muydu?

Ya da Gani Müjde özür diler miydi?

Bu görüntüler sıcaklığını korurken fanları suçlayarak işin içinden çıkabilmek kolaycılığı da bu olayda payı olanların kaçamak dövüşünden başka bir şey değildir.

Şimdiye kadar yazdıklarımdan Oya Hanım ne diyor yine sorusunu sormadıysanız sorun bence!

Fanatizmin yaratıcılarına kendilerini sorgulamadan fanları sorgulamasınlar diyorum özetle. Tabii daha birçok şey diyorum. Keşke fanlar da futbol fanatizmine gösterdikleri duyarlılığı daha topluma yarar işlerde kullansalar diyorum.

Bu önemli atlanmaması gereken durumu belirtikten sonra gelelim yine Lale Devri’ne.

kenan-bal-dayak

Önümüzdeki sezon devam etme kararı alması gayet doğal bir durum. Neticede kanal iş yapan bir projeyi bitirmek istemiyor. Yapımcı da bugünün koşullarında neden hayır desin. O da devam eder.

Fanlar da kendi içlerinde haklı olarak dizinin bitmesini isteyebilir bunu da yapıma iletebilir. Bu da doğal bir durum.

Yapımcı ciddiye alır ya da almaz ama her ne kadar fanlarda bir yerlerinde reyting aleti taşımasa da bir dizinin izlenirliği ve gündemini oluşturan etkenlerden biri olduğu için haklı olarak isteklerini iletecekleri mercilere ulaşmak isterler. Ulaşmalıdırlar da.  Bundan doğal bir durum olamaz.

Doğal olmayan ise oyuncuların her şeye rağmen hayır diyememesidir.

Bu diziyle kendilerine ve oyunculuklarına ne kattılar?

Kariyerlerine ne tür bir ivmesi var bu dizinin?

Yıllarca tek bir karakterin içine hapis olmak oyunculuk anlamında bir katkı sağlamasa gerek.

İşte bu noktada oyuncuların da mesut memnun olması onca olaya rağmen sektörün nedenli sıkıntılar yaşadığının göstergesidir bana göre.

Yani yeni bir diziyle yeni bir karakterle seyircinin karşısına çıkma riskini artık oyuncular da göze alamıyor. Bulundukları koşullardan hoşnut olmasalar bile. Sürekli itiş kakışlı kanlı bıçaklı olsalar bile.

Özetle kimsenin şımarıklık yapma lüksünün olmadığı bir dönem de her şeyi sineye çekmek durumu.

Bu dönemde mevcut yapının içinde bu denli sıkıntılar varken fanlarla kavga halinde olmak kimseye bir şey kazandırmaz.

Her koşulda fanlar haklıdır gibi bir çıkarım da yapılmasın yazdıklarımdan zira fanlığı ve doğal izleyici gruplarını birbirinden ayrı tutmadığınız sürece doğruyu bulmak imkânsızdır. Yazılarımı da fanların düşünceleri değil tabanın düşüncesi üzerinden ve yaşadığım ülkenin gerçekleri üzerinden yazıyorum.

İşte sanırım bu farka ulaşamayan dizi ekipleri hataya burada başlıyor ve fanlarla doğal izleyiciyi birbiri içinde görerek kavgalara giriyor.

Lale Devri’nin de başlangıçtan beri izleyicisi ve fanlarıyla yaşadığı durum bu.

Hoş Lale Devri kendi içinde de kavgalı ya. Fanlarla kavgalı olmalarına bu yüzden şaşırmamak gerek. Fanların birbirleriyle kavgalarına da.

Tabii bir de dizideki karakterlerini savunma yöntemleri çok ilginç. Oyuncuyla karakteri fanlar kadar ne hikmetse dizi ekibi de karıştırmaya başladı. Hatta ileri bir adımla bu kervana yorumcu eleştirmenlerimiz de katıldı.

Hatice Aslan beğendiğim bir oyuncu. Zümrüt karakterini de hayata çok iyi geçiriyor. Ancak bu Zümrüt karakterine alkış tutulmasını gerektirmiyor.

Bunu fanlar yaparsa anlaşılır çünkü yanlışlarla karakterle bütünleşmişlerdir.

Ancak dizi ekibi ve eleştirmenler yaparsa ne oluyoruz denir.

Zümrüt karakterinin başladığı yerde Hatice Aslan bitmiştir. Hatice Aslan’a haksızlık yapıldı demek başka bir şeydir Zümrüt’e demek bambaşka. Karakterle iç içe sunarak gerçekten Aslan’ın kendisine asıl haksızlığı o zaman yapmış olursunuz.

Dizinin sadece ilk dokuz bölümüne bakarsak Zümrüt Taşkıran kocası Kemal’in geçirdiği kaza sonrası erkekliğini kaybettiği için başka bir adamdan Lale’ye iki kardeş daha yapar Yeşim ve Kerem. Bunu bilen kocasının durumu kabullenmesiyle yaşamına devam eden Zümrüt Taşkıran’ın haksızlığa uğradığını dile getirip topluma kabul ettirmeye çalışmak kabul edilmediği için de eleştirmek ne kadar doğrudur? Evlilik akdi içinde sırf kocasının erkekliği yok diye başka insanlarla birlikte olmak lüksten, paradan, zenginlikten vazgeçmek yerine evliliği sürdürmek… Toplumun kabulleneceği bir durum mudur?

hatice-aslan

Son dönemde yaptıklarına hiç girmiyorum bile böyle bir kadın profiline haksızlık yapılıyor diyebilmek ve onu eleştirenlere kızmak.

Türk toplumu böyle bir kadın profilini bağrına basabilir mi? Ya da böyle bir karakterin savunulacak yanı olabilir mi?

İlk bölümden itibaren Kerem karakterinin sahiciliği dışında tüm karakterlerin evrim geçirdiği dizi eski kocayı yeni kocayla aynı sofrada oturtabiliyor, “kanki” yapabiliyor. (Sıtkı ve Çınar)

Ya da hiçbir kadının kabullenmeyeceği bir durumu gelenekçi kızımıza yaptırarak doğumuna sözde kocasını sokturabiliyor. ( Ahmet’in Toprak’ın doğumuna girmesi gibi )

Bunlar dizi içinde işlense de dizi denilip geçilse de yenilir yutulur durumlar olmadığını bile bile Zümrüt’e ya da başka bir karaktere haksızlık ediyor demek de neyin nesi!

Hani fanları suçlayanlar bir de dönüp karakterlerle gerçeği karıştıran kendilerine sorsunlar bu savunuculuk neyin nesidir?

Fanların hastalığı muhtemel herkese sıçramış dile kolay üç sezon devam ediyor dörde evet dedi eleştirmenlere de sıçrayınca Lale Devri sen neymiş diyesim geliyor. Allahtan diziyi gerçekten ilk döneminden aklıselim izleyenlerdenim de ayrıntıların dışında tutmuyorum son bölümlere bakıp hataya düşenler gibi.

Ve dördüncü sezon ne yazarlar nasıl devam ederler bilemem ama malzemesi bol dizi yazacak bir şeyler bulur elbet.

Örneğin Sıtkı’nın pavyonda çalışan metresinden olma Toprak’ın aynı zamanda Yer Gök Aşk’ta ölen kızının kardeşi de olan çocuk meselesi.

E ne de olsa bu dizide öz çocuklarından çok başka kadınlardan olma çocuklar için yeri göğü inleten anneler var.

Sıtkı’nın karısı Nermin’in çocuk için karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşması öz annesi parayla Sıtkı’ya çocuğu sattı. Nermin de parayla çocuğun geleceğine sahip oldu mahkemeyi ters çevirdi.

Toprak, dördüncü sezonda Sıtkı’nın çocuğuna sahip çıkar sırf ölen çocuğunun kardeşi diye.

Ya da dizi de baştan beri etkisiz olan Azra karakterinin evrimini izleriz.  Diziye güya kötü kadın olarak girdi ama ne olduğunu hala anlayamadık.

Belki de öğretmen emeklisi bir anne babanın hostes kızı Zümrüt’ün geçmiş yaşamından birileri fırlar gelir. Taşkıranlığı asaletinden değil kocasından aldığını öğreniriz, hırslarının kaynağına, çocukluğuna ineriz. Çocukluklara inince dizi kötü karakterleri aklıyor ya o bakımdan dedim…

Ya da belki set arkası çeteleşmeleri senaryoya dökerler malum hepsini magazine döktüler nasılsa daha gerçekçi olur izlerken. Bakarız gözlerine bugün kim kimle savaşmış hangi çeteye girmiş, hangi çeteden çıkmış değil mi ama.

Yani özetle dizinin malzemesi bol dördüncü sezonu da görür beşi de ama çarpıklıkları bol olan dizinin eleştirisi yapıldığında da sakin olsunlar çünkü bu kadar malzemesi bolken biz de yazmaktan geri kalamıyoruz.

Kendi elleriyle bizlere verdiklerini onlara iade ediyoruz. Bir de çıkarım yapsalar her şey onların iyiliği için ama nerde anlamanın kıyısından geçmeyen ekip biz en iyisiz demeye devam ediyor…Yapımda dörde yol alıp gidiyor.

OYA TEKİN / MEDYABEY

oyatekin@gmail.com

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

http://blog.milliyet.com.tr/lale-devri-fanlarini-ciddiye-almayanlar-salih-kusu-na-baksinlar—/Blog/?BlogNo=414612

 

 

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com