KURT SEYİT VE ŞURA’NIN İLK BÖLÜMÜNDE OLMAYAN NEYDİ?/JALE ŞEN

Geçen haftanın kötü geçmesiyle birlikte depresyonumla yaşamaya karar verdim, planlarımı da buna göre yaptım. Güya bunalım bunalım takılacaktım, yayılıp yatacaktım, yorganı tepeme çekip boş boş tavana bakacaktım filan, olmadı. Benim depresyonum başkalarınınkine benzemedi. Bol bol Ağlamam Zaman Aldı dinledim, Kurt Seyit ve Şura’yı bekledim, yeni bir kitaba başladım ve bolca vanilyalı dondurma yedim.

Şimdi de bergomatlı çayımla kafayı bulmuşken hafiften, Kurt Seyit ve Şura’ya geçmeli dedim, oturdum klavyenin başına.

Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu senaryosuyla, Hilal Saral yönetmenliğinde bir Ay Yapım işi olan Kurt Seyit ve Şura büyük beklentiyle karşıladığım bir dizi benim için. Beklenti büyük olunca hayal kırıklığım da ona göre oldu. Dizi boyunca, tanıtım videolarında gördüğüm ‘muhteşemliği’ aradı gözlerim. Görüntü yönetmeni Hüseyin Tunç ve görüntü danışmanı Gökhan Tiryaki’nin de hakkını yememek gerek, onu bir kenara koyarak devam etmek isterim yazıma. Mekanların ve dekorların etkileyiciliği bambaşkaydı, kostümler de bu unsurlara eşlik etmişti, ama bazı sahnelerde ışığın yetersiz kalışı, o sahneleri çok karanlıkta bırakmış, sanki gereken etkiyi vermemiş gibiydi.

Dizide bir yandan savaş yılları bir yandan da güzel bir aşk hikayesi işleniyor. Fakat kurguda öyle yayılmalar vardı ki bolca balo sahnelerine ve danslara maruz kaldık. Ekip kullandıkları mekanlarla izleyiciye göz ziyafeti çekmek istemiş, bunu da balo sahneleriyle yapmayı hedeflemiş. Bizse bu tarafta ziyafete öyle doyduk ki, doymaktan öteye geçip zafiyet sınırlarına erdik!

Farah Zeynep Abdullah, Seda Güven ve diğer kadın oyuncular artık savaş yıllarından mıdır, yoksa Rusya’nın dondurucu soğuklarından mıdır bilinmez hastalıklı gibi duruyorlar dizide. Şura, yakışıklı Kurt Seyit’e olan aşkını gözlerini devire devire, dudaklarını yamulta yamulta göstermeye çalışırken çocuksu aşık rolünü iyi kıvırmış. Ama yine de bazı sahnelerde bön bön bakması içimi baydı. Bu gözlemimde, Kıvanç’ın yanına kallavisinden en güzeli bile gelse kimseleri yakıştıramadığımdan biraz kıskançlık da yapmış olabilirim tabii!

kurt_seyit_sura1

Bunlardan başka seste sorunlar vardı. Bazı sahnelerde diyaloglar o kadar geride kalıyordu ki söylenenlerden pek çok şeyi anlayamadım. Ayrıca baş kahramanlardan daha etkileyici diyaloglar bekliyordum, aralarındaki bazı konuşmalar çok basit kaldı, gereken etkiyi vermedi.

Müziklerini Toygar Işıklı’nın yaptığı dizide, yine başka işlerde de yapıldığı gibi aynı tınılar pek çok sahnede yer aldı, bu durum da sıkıcı bir hal aldı. Müzik önemli, hep yazıyorum bunu evet ama bir sahnenin önemini, vuruculuğunu müzik çok etkiler. Sürekli tekrarlanan melodiler, özellikle de beklentimizin yüksek olduğu böyle kaliteli bir dizi için hoş durmuyor.

Oyunculuklara değinmeden geçip gitmek olmaz tabii. Kıvanç Tatlıtuğ, her içine girdiği işle beraber kendini ileriye taşıyan bir oyuncu. Bazı yerlerde karşımda Kuzey’i gördüğümü düşünsem de Kurt Seyit’in ışıltısı diziyi gölgelemiş gibiydi! Bütün olarak ‘güzelliğini’ ve muhteşem oyunculuğunu izlerken, yanındaki Şura’yı farketmedim bile bazen. Bunun yanı sıra tek iyi oynayan, tek göze hoş gözüken Tatlıtuğ değildi elbette. Birkan Sokullu ve Ushan Çakır ayrı iyi oynuyorlardı. İkisinin de diziye çok yakıştıklarını düşünüyorum. Kadın oyuncular için aynı şeyleri söyleyemiyorum, hiç biri beni etkilemedi.

kurt-seyit-sura-2

Biliyorum, Kurt Seyit ve Şura’yı izleyip çok beğenenler şimdi bana ‘çok bilmiş’ diyorlar ama hikaye Nermin Bezmen’den, senaryo ortaya çok iyi işler çıkaran Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’ndan, iş de iyi bir yönetmen olan Hilal Saral’dan olunca ortaya çok daha güzel, çok daha iyi kurgulanmış bir iş çıksın istedim. Hilal Saral ve Ece Yörenç, Kurt Seyit ve Şura’yla ilgili olarak Rusya gazetelerinde çıkan övgü dolu yazıları paylaştılar sosyal medyadan bizlerle. Bunlar güzel şeyler. İnsan yaptığı iş beğenilsin ister elbette. Ama bu hikaye keşke Ruslar’a değil de biraz daha ‘bize’ göre işlenseymiş, keşke Kıvanç diziyi ezip geçmeseymiş.

Bu diziyle ilgili ‘çok beğendim’li, ‘çok etkilendim’li cümleler kurabilmek isterdim, üzgünüm. Yine de bu daha ilk bölümdü, önümüzde izleyeceğimiz diğer bölümler var. Övgü dolu cümlelerle ilgili bir yazı yazmak isterim, şimdi özür dilerim…

JALE ŞEN / MEDYABEY

http://jeansmisin.com

https://twitter.com/bittereniyisi

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com