MÜZEYYEN YILMAZ/KURT SEYİT VE ŞURA YENİ BİR SOLUK OLACAK

Büyük bir aşkın, harbin, ihtilalin, hasretin ve hüzünlerin hikayesidir Kurt Seyit ve Shura… Bana biraz Tolstoy’un, Anna Karanina’sını anımsattı. Muhteşemdir Rus klasikleri…

Çocuk yaşta okunur bu tür klasikler ve o yaşta ruhunuzda derin izler bırakır; taa günümüze kadar kendini koruyarak… Ben şu sıra ekranlarda, adam gibi adam diyebileceğim bir dizi ne yazık ki göremedim. Elbette bir sürü dizi var ve muhtemelen hepsinin de izleyici kitlesi de vardır. Ama hangi kanalı açsam birbirinin aynı dizilerle karşılaşıyorum. Farklı bir tema ne yazık ki yok…

Bu yüzden ben Kurt Seyit ve Shura’yı büyük bir heyecanla bekliyorum. Bana; çocukluğumda okuduğum o muhteşem ötesi Rus klasiklerini anımsatacak ve belki de beni o döneme sürükleyecektir. Fragmanlardan izlediğim kadarıyla bu duyguyu sadece ben yaşamayacağım gibi görünüyor.

KURT-SEYİT

Kurt Seyit rolünü üstelen Kıvanç Tatlıtuğ, bir çok projeye imza attı ve Aşk-ı Memnu’da hak ettiği yere ulaştığını düşünüyorum. Ancak aynı performansı Kuzey ve Güney’de göstermesine karşın beklenilen reyting sağlanamadı. Bana göre, karşısına getirilen başrol oyuncu Öykü Karayel, yanlış bir seçimdi ve kayıpları bundan dolayı oldu.

Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de ‘Aylin’i oynayan ve büyük bir beğeni kazanan Farah Zeynep Abdullah hiç kuşkusuz bu yapıtla; partneri Kıvanç Tatlıtuğ ile ekranlara damgasını vuracak diye düşünüyorum. Ama yine de bu sektörde en büyük etken şans faktörüdür. Büyük umutlarla ve yüksek reyting getireceği düşünülen birçok proje, ne yazık ki ekranlarda uzun soluklu olamadı. İnşallah bu proje hak ettiği yeri bulur. İzleyip hep beraber göreceğiz…
COPYRİYGT DİZİLER ÜLKEMİZDE NE DERECE BAŞARILI OLUYOR?

Dizi sektöründe büyük bir sıkıntı yaşanıyor tahminimce, aksi halde Copyriyght (alıntı) dizilere bu kadar el atılmazdı. Ben Cnbc-e’yi ve her şeyden öte polisiye tutkunu olduğum için sürekli yabancı dizileri izliyorum. Sonrasında bakıyorum ki; o diziler yerli versiyonu olmuş. Ne yalan söyleyeyim ilk bölümlerini izlemeden edemiyorum. Hani nasıl olmuş, nasıl çekmişler, oyuncular rollerinin hakkını veriyor mu gibi nedenlerden dolayı izliyorum… Ama şimdiye kadar hiç biri uzun soluklu olmadı.

Ben her birine belli bir zaman dilimi veriyorum. Ve şaşılacak şey gerçekten de o diziler tam da benim söylediğim bölümde son buluyor. Neden mi? Birincisi,  yapımcılar polisiyeyi drama senaristlerine yazdırıyor. İkincisi, ucuza mal etmek için neredeyse ‘Canlandırma’ niteliğinde bir dizi çekiliyor. Üçüncüsü, gerçekten de polisiye çekeceksen hakkını vermelisin ki biz yabancı kanallardaki dizileri izleyenler olarak kıyas etmek gibi bir eyleme girişmeyelim.

Sözünü ettiğim yabancı dizilerden alıntıda tek başarı gösteren iki dizi oldu şimdiye kadar. Medcezir ve Umutsuz Ev Kadınları… Neden mi başarılı oldular? Çünkü her ikisi de polisiye değil… Her ikisi de aşkı ve aile içinde geçen sorunları içeriyor. Ve en önemlisi bize yani Türklerin yaşam biçimini de içine kattıkları için…

Şimdi diyeceksiniz ki Medcezir de Umutsuz Ev Kadınları da ülkemizdeki iki farklı kültürü anlatıyor. İşte bundandır tutması ve reyting yapması… Ama ben naçizane buradan yapımcılara seslenmek istiyorum, lütfen polisiye yapacaksanız gerçekten polisiye yazan yazarlarla bu işi yapın ki; iş uzun soluklu olsun…

SENARİST-YAZAR MÜZEYYEN YILMAZ/MEDYABEY

www.muzeyyenyilmaz.com

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com