“Yorma beni Kürk Mantolu Madonna!”

Bundan birkaç yıl önce filandı sanırım, OylumTalu’nun “Burası Haftasonu” programına iki girişimci genç kız katılmışlardı. Bir ‘çöpçatanlık firması’ kurmuşlar bu iki kız arkadaş, firmalarını nasıl kurduklarından, firmanın işleyişinden, iki cins arasında nasıl çöpçatanlık yaptıklarından filan bahsediyorlardı.

Sonra konu nasıl olduysa Türk Lirası’nın yeni simgesine geldi. Kızlardan biri diğer arkadaşının günlük meselelerle pek de ilgilenmediğinden bahsediyordu ve birden ‘’mesela yeni Türk Lirası’nın simgesini arkadaşım bilmiyor’’ dedi. Bilmeyen kız da bunu ‘’evet bilmiyorum’’ diyerek ve gülerek onayladı! Oylum Talu şoktan şoka girerken ‘’nasıl yani, cidden bilmiyor musun?’’ diye sordu ve kız gayet rahat ‘’evettt bilmiyorumm’’ dedi yine gülümseyerek. Talu; zaten şoktaydı, şoku devam ederken ben de ekranın karşısında böyle donakalmıştım. Kız daha da tuhaf bir laf etti, ‘’gerek yok ki’’dedi. ‘’Gerek yok böyle gereksiz şeylerle kafayı doldurmaya!’’

Gerek yok gerçekten de kafaları böyle saçma sapan konularla doldurmaya. Gerek yok dünyada neler oluyor bilmeye, gerek yok ülkemde neler oluyor bilmeye…Hangi kitaplar, hangi yazarlar, nice filmler, nice şarkılar…Boş hepsi bunların. Bilmeyelim ne çıkar.

Evlilik programları var mesela, bakın ne güzel vakit geçiriyor insan, boşaltıyor kafayı. Kafa boşalsın ki yer açılsın yeni saçma sapan bilgilere. Okuyacaksın da ne olacak. Zaten okuyorsun da ne oluyor, okuduğunu bile anlayamadıktan sonra.

Bir Kürk Mantolu Madonna meselesi var dünden beri. Okuduğunu bile anlayamayan bir magazin programı sunucusu var başrolde. ‘Gerek yok’ adını yazmaya. Belli ki kitap uyarlaması dizinin başrolünde Beren Saat’in oynayacağı dizi hakkında konuşacakları için kitabı almış, şöyle bir bakmış sayfalarına ama en çok da kitabın adına bakıp varmış kısa yoldan sonuca. ‘’Kitap 1943 yılında yazılmış yalnız’’ deyince programın diğer sunucusu daha da bir şaşırıyor kendisi. Yaaa işte Sabahattin Ali öyle bir yazar ki Madonna doğmadan 15 sene evvel yazmış onun hakkındaki kitabı!

Tam bir ‘gülsek mi ağlasak mı’’ durumu. Nil Karaibrahimgil de Neşet Ertaş için ‘’o kim?’’ demişti. Ertaş da ‘’olsun varsın bilmesin, bilmek zorunda değil ki genç arkadaşımız bilmeyebilir’’ demişti. Allah rahmet eylesin Neşet Ertaş yüce gönüllüydü, o genç bilmeyebilir dedi. Yaşı genç olmayanlarımız da pek farklı değil oysa ki…

Bilmeyebilir insan. Bazı şeyleri kaçırabilir. Daha yeni tanıştıysan o herhangi şeyle de sanki çok evvelden beri biliyormuş gibi konuşmayacaksın. Bilmiyorum demek de ayıp değil, daha yeni öğrendim demek de. Çok iyi bilmediğin ya da hiç bilmediğin şeyler hakkında yorum yapmayacaksın. Üstelik de televizyonda program yapıyorsan dersine iyi çalışacaksın. Ya da kötü öğrenci olduğun anlaşılınca saçmalıklarının üzerine yeni bir laf etmeyecek( aa evet o zaman primadonna dedi), cahilliğini ilk önce kendin fark edip ‘’pardon ya özür dilerim ben böyle sanıyordum, demek ki okuduğumu anlamamışım, kitap hakkında da hiç araştırma yapmamışım’’ diyeceksin.

Ama zaten ekranda izlediğimiz bir dolu deli şaçması programlara öyle alıştık ki bu da bize az bile. Kalitesizliğin dibine dibine vurmak hoşumuza gidiyor. Boşluktaymışız hissi iyi geliyor bizlere. Düşünmemek…Okumamak…Bilmemek…Şimdi en kolayı bütün bunlar.

Her şerden bir hayır doğar ya, aslında bir de bu yanından bakmalı mevzuya. Yani içimizden pek çoğumuz da Kürk Mantolu Madonna’nın bildiğimiz Madonna’ya yazılmadığını bu sayede öğrendik. Sabahattin Ali’yi belki de ilk kez duyduk. Zaten hala çok satan bir kitaptı, şimdi satışları daha da artacak emin olun. Bu sayede merak edip de birileri kitabı okuyacak. En azından Sabahattin Ali’mizi bilecek…

the-neon-demon

En Son Ne İzledim?

The Neon Demon…Drive ile tanıdığım ve çok sevdiğim, Sadece Tanrı Affeder’le hayran olduğum, Cennetin Kapısında ile hayranlığımın bir üst kademesine yükselen yönetmen Nicolas Winding Refn’in son filmi. The Neon Demon’da ‘günümüz insanının yüzeysellik ve sığlığın dibine’ vuruşunu gözümüze ve beynimize vura vura anlatmış. Seviyorum bu adamı. Ryan Gossling ve Mads Mikkelsen de bu aşkta etkili olabilir tabii!

 

Gına gelenler…

Sevmediği halde seviyormuş,

Bilmediği halde biliyormuş gibi davranan ve yaşayanlar…

Penti reklamındaki Atiye’nin kalın bacakları…

Hatasını inatla kabul etmeyenler…

Halka küpe takmaya inatla devam edenler…

Dövme kaşlar…

Her şey çok normal ve hayat güllük gülistanlıkmış gibi davrananlar…

Kitapsız, filmsiz ve müziksiz kalmayın.

JALE ŞEN/MEDYABEY

twitter.com/bittereniyisi

BENZER HABERLER

YENİ HABERLER

© Copyright 2016 Medyabey. Tüm görsel ve metin kaynak hakları saklıdır. - bilgi@medyabey.com